The phenomenon of dalāla, which is formed by the mutual correspondence of two elements for the transmission of ideas, appears in various forms with its verbal and non-verbal parts as well as its intellectual, natural, and waḍ’ī types. Among these, the verbal waḍ’ī dalāla, which is based on the word-meaning connection, constitutes the basis for the existence of composition in terms of being a means of transferring scientific truths. Accordingly, in order to understand our acquaintance, which is the result of our contemplation, and to establish a connection with it, it is necessary to take into account the particularities of the words in the works in terms of their dalāla of meaning. In particular, the understanding and interpretation of the works of the muta’akhkhirūn, which differ from their predecessors in that they stipulate equality between words and meaning, depends on knowing the nature of the expression of the matter as well as the matter in their content. Therefore, it is essential to be aware of the reflections of the aforementioned sciences in the works of the period by paying attention to the application of the authors of the later period to the sciences of grammar, rhetoric, logic and munāẓara, which capture the characteristics of words and meanings in order to strengthen the bond of evidence between them. In this direction, this article, which focuses on Ibn Qutluboga’s Khulāṣat al-afkār as an example of the muta’akhkhirūn's composition, concentrates on the use of the word dalāla as a term of grammar and logic with its implications and signs. In order to comprehend the essence of Khulāṣat al-afkār in terms of composing, the study first considers the ways in which the sciences of grammar, rhetoric, logic and munāẓara are connected with words and meaning in the context of verbal waḍ’ī dalāla, then, an analysis of the wording in the work is given in the form of a comparison with Manār al-anwār, and finally, the existence of the attitude in Khulāṣat al-afkār in other muta’akhkhirūn Ḥanafī usul works is questioned. The study, which claims that the work Khulāṣat al-afkār, which is thought to bear the characteristics of the muta’akhkhir period’s writing style due to its intensive use of the word dalāla, can be considered as a reconstruction of Manār al-anwār based on its commonalities with other later Ḥanafī uṣūl works, is expected to contribute to the understanding of the Ḥanafī uṣūl of the muta’akhkhir period. It should also be noted that in accordance with the evaluation of the value of the works in relation to the peculiarities in expression and style, the style of the article is based on preserving the ancient language of the sciences by respecting the strength of the meaning.
Usūl al-Fiqh Khulāṣat al-afkār Manār al-anwār Dalāla Word Meaning
Mefhumların nakledilmesi için iki unsurun birbirine mukabelesinden meydana gelen delâlet hadisesi, aklî, tabî‘î ve vaz‘î türlerinin yanı sıra lafzî ve gayr-ı lafzî kısımlarıyla muhtelif görünümlerde karşımıza çıkmaktadır. Bunlar arasından lafız-mana irtibatına dayanan lafzî vaz‘î delâlet, ilmî hakikatlerin nakline vasıta olmak bakımından telifin vücuduna zemin teşkil etmektedir. Buna göre tefekkürümüzün neticesi olan müktesebatımızı anlamak ve onunla irtibat kurabilmek için manaya delâleti bakımından eserlerdeki lafızların hususiyetlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Hususen lafız-mana arasında müsavatı şart kılmalarıyla öncesinden ayrılan müteahhirûn eserlerinin anlaşılması ve anlamlandırılması, muhtevalarındaki mesâilin yanı sıra mesâili ifade keyfiyetinin bilinmesine bağlıdır. Zira bilhassa müteahhirûn müelliflerinin, lafız ve mananın hususiyetlerini zabt altına alan nahiv, belâgat, mantık ve münâzara ilimlerine müracaat suretiyle ikisi arasındaki delalet bağını kuvvetlendirmeye çalıştıkları görülür. Dolayısıyla dönemin eserlerinin ilmî derinliğinin ortaya konulabilmesi için mezkûr ilimlerin izdüşümlerinin farkına varılması elzemdir. Bu doğrultuda müteahhirûn telifinin bir numunesini meydana getirmesi bakımından İbn Kutluboğa’nın Hülâsatü’l-efkâr adlı eserinin konu edildiği makalede, taşıdığı ima ve işaretler göz önünde bulundurularak nahiv ve mantık ıstılahı olarak delâlet lafzının kullanımı üzerine yoğunlaşılmıştır. Hülâsatü’l-efkâr’ın telif cihetinden mahiyetinin idrakine yönelik olarak araştırmada öncelikle lafzî vaz‘î delâlet bağlamında nahiv, belâgat, mantık ve münâzara ilimlerinin lafız ve manayla irtibat cihetleri mülâhaza edilmiş, ardından Menâru’l-envâr ile mukayesesi suretinde eserdeki lafızların tahliline yer verilmiş, nihâyetinde Hülâsatü’l-efkâr’daki tavrın diğer müteahhirûn Hanefî usûl eserlerinde mevcudiyeti sorgulanmıştır. Lafzı esas alan nahiv ve belâgat ile manayı esas alan mantık ve münâzara ilimlerinde merkezî konumu bulunan delâlet lafzının yoğun kullanımı dolayısıyla müteahhirûn telif üslûbunun hususiyetlerini taşıdığı düşünülen Hülâsatü’l-efkâr’ın diğer müteahhir Hanefî usûl eserleriyle müşterekliklerinden hareketle Menâru’l-envâr’ın yeniden inşası olarak değerlendirilebileceğinin iddia edildiği çalışmanın müteahhir dönem Hanefî usûl tasavvurunun keşfedilmesine yönelik katkı sağlaması beklenmektedir. Ayrıca eserlerin kıymetinin ifade ve üsluptaki hususiyetlere nispetle değerlendirilmesi yönünde bir yaklaşımın benimsenmesi doğrultusunda makalenin üslûbunda manaya delâletinin kuvvetine riayet edilerek ilimlerin kadim lisanını muhafazanın esas tutulduğunu belirtmek gerekir.
Usûl-i Fıkıh Hülâsatü’l-efkâr Menâru’l-envâr Delâlet Lafız Mana
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 17 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 46 |