Mimari mirasın korunması kavramı II. Dünya Savaşı sonrasında 20.yy başlarında gündeme gelmeye başlamıştır. 1945 yılında kurulan UNESCO ve 1965 yılında kurulan ICOMOS gibi sivil toplum kuruluşların hazırlamış olduğu tüzükler ve yönetmelikler çerçevesinde gerçekleşmektedir. Koruma yapının bütünlüğünün bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılması ile mümkündür. Bu da en sık tercih edilen korum yaklaşımı olarak yeniden işlevlendirme ile yapılmaktadır. Yönetimler dışında toplumunda bu konularda bilinçli olması gerekli çalışmalar yapıldıktan sonra yapının tahribatının en aza indirilmesi için önemlidir. Pek çok toplum formal ve informal eğitim yöntemleri ile bilinçli hale getirilmektedir.
Çalışmada ele alınan Oltu ilçesi bir ilçeye nazaran dönemsel, yapısal ve işlevse çeşitliliği olan çok sayıda mimari, miras ögelerine sahiptir. Bunun nedeni ise tarih boyunca kültür ve uygarlıkların birleşme-çatışma noktasında yer alması ve üzerinde birçok medeniyetin izini taşımasıdır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji deseni ile uygulanmıştır. Veriler, nitel veri toplama araçlarından olan anket tekniği ile elde edilmiştir ve Verilerin analizi betimsel analiz yöntemi ile yapılmıştır. Çalışma grubunu 18 yaş üzeri 341 kişi oluşturmaktadır. Çalışmada yörede bulunan kişilerin mimari mirasın korunması ve yeniden işlevlendirmeye yönelik farkındalıkları ölçülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen veri ışığında bölgede bulunan halk için eğitim ile teorikten pratiğe somutlaştırılarak farkındalık geliştirmek gerektiği üzerinde durulmuştur.
The concept of protection of architectural heritage started to come to the agenda in the early 20th century after World War II. Founded in 1945, UNESCO and ICOMOS, founded in 1965, are realised within the framework of statutes and regulations prepared by non-governmental organisations. Conservation is only possible by transferring the integrity of the building to future generations without deteriorating it. This is done by re-functionalisation as the most preferred conservation approach. Apart from the administrations, it is important for the society to be aware of these issues in order to minimise the destruction of the building after the necessary works are carried out. Many societies are made conscious through formal and informal education methods.
Oltu district, which is considered in the study, has a large number of architectural and heritage elements with periodic, structural and functional diversity compared to a district. The reason for this is that it is located at the confluence-conflict point of cultures and civilisations throughout history and bears the traces of many civilisations. In the study, phenomenology design, which is one of the qualitative research methods, was applied. The data were obtained with the questionnaire technique, which is one of the qualitative data collection tools, and the data were analysed by descriptive analysis method. The study group consists of 341 people over the age of 18. In the study, the awareness of the people in the region towards the protection and re-functionalisation of architectural heritage was measured. In the light of the data obtained as a result of the study, it was emphasised that awareness should be developed by concretising from theory to practice with education for the people in the region.
Çalışmanın niteliği gereği bilgilendirilmiş onam veya etik kurul onayı gerekmemektedir. Çalışma ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ Fen ve Mühendislik Bilimleri Etik Kurulu tarafından 18.02.2025 tarihinde E-60665420-000-2500062515 numaralı yazı ile bilimsel etik açısından bir sorun olmadığı belirtilerek onaylanmıştır.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Mimarlık Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 8 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 31 Mayıs 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 17 Haziran 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 20 Haziran 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 10 Sayı: 2 |