Since the early 2000s, one of the issues on the agenda of the World Intellectual Property Organization (WIPO) and many countries has been the relationship and scope between genetic resources, traditional knowledge, and the intellectual property regime. In the current intellectual property regime, inventions related to traditional knowledge based on biodiversity are increasing. While Western companies in fields such as pharmaceuticals, cosmetics, and agriculture are generally the ones obtaining new products from natural resources in the market, they act as "users" of these resources. The indigenous communities, who are the original owners of these resources, namely the southern countries with rich biodiversity, are in the role of "providers" of these resources. Consequently, the issue of fair and equitable sharing of benefits arises between resource providers and users. In 2024, after lengthy negotiations, WIPO adopted the "Agreement on Intellectual Property, Genetic Resources and Traditional Knowledge." This agreement is described as a historic step within the principles of "harmonization and balance" between the protection of traditional knowledge based on genetic resources and intellectual property rights. In general, the agreement was negotiated taking into account complaints about patents granted based on traditional knowledge without disclosing the origin of the source. This agreement aimed to prevent an effective patent regime and erroneous patents based on traditional knowledge. It is also referred to as an agreement that bridges biodiversity law and intellectual property law. This study argues that the agreement contains gaps and uncertainties in international legal principles for the protection of indigenous communities and the realization of benefit-sharing, and that due to the failure to reach the target number of signatures/ratifications, the agreement cannot enter into force, and even if legal processes have begun, the provisions of the agreement will remain limited in practice.
Intellectual Property Regime Biotechnology Traditional Knowledge Biopiracy.
2000’li yılların başından beri Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün (WIPO) ve birçok ülkenin gündeminde olan konulardan biri de genetik kaynaklar ve geleneksel bilgilerin fikri mülkiyet rejimi arasındaki ilişki ve kapsamıyla ilgilidir. Mevcut fikri mülkiyet rejiminde biyoçeşitliliğe dayalı geleneksel bilgilere ilişkin buluşlar artmaktadır. Doğal kaynaklardan yararlanarak piyasada yeni ürün elde edenler genellikle ilaç, kozmetik, tarım gibi batılı şirketler iken kaynakları “kullanıcı” rolündedir. Bu kaynakların asıl sahipleri olan yerli toplulukların yani zengin biyoçeşitliliğe sahip güney ülkeleri ise kaynakları “sağlayıcı” rolündedir. Dolayısıyla kaynakları sağlayıcıları ve kullanıcıları arasında faydaların adil ve eşit paylaşımı sorunu ortaya çıkmaktadır. 2024 yılında WIPO, “Fikri Mülkiyet, Genetik Kaynaklar ve Geleneksel Bilgiye İlişkin Anlaşması”nı uzun süren müzakerelerin sonunda kabul etmiştir. Bu anlaşma, genetik kaynaklara dayalı geleneksel bilgilerin korunması ve fikri mülkiyet hakları arasındaki “uyumlaştırma ve denge” ilkeleri kapsamsında tarihi bir adım olarak nitelendirilmektedir. Genel olarak anlaşma, geleneksel bilgilere dayalı verilen patentlerin kaynağın kökeninin açıklanmaması şikâyetleri dikkate alarak müzakere edilmiştir. Bu anlaşma etkin patent rejimi ve geleneksel bilgilere dayalı hatalı patentleri önlemeyi amaçlamıştır. Aynı zamanda biyoçeşitlilik hukuku ve fikri mülkiyet hukuk arasında bir köprü kuran bir anlaşma olarak da adlandırılmaktadır. Bu çalışmada, anlaşmanın yerli toplulukların korunması ve fayda paylaşımın gerçekleştirilmesi için uluslararası hukukta ilkelerde boşluklar, belirsizlikler taşıdığını ve imza/onaylama sayısının belirlenen hedefe ulaşamamasından anlaşmanın yürürlüğe gir(e)memesi, hukuksal süreçler başlamış dahi olsa anlaşma hükümlerinin uygulamada sınırlı kalacağını ileri sürmektedir.
: Fikri Mülkiyet Rejimi Biyoteknoloji Geleneksel Bilgi Biyokorsanlık
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Çevre Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 16 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 11 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 7 Sayı: 3 |
JENAS | Journal of Environmental and Natural Studies