Küreselleşen ekonomik yapılar ve dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, finansal sistemlerin karşılaştığı en önemli risk alanlarından biri suç gelirleriyle mücadele konusudur. Bu kavram, yasa dışı faaliyetlerden elde edilen gelirlerin kaynağını gizleyerek görünüşte meşru işlemler aracılığıyla ekonomik sisteme yeniden kazandırılması sürecini ifade etmektedir. Söz konusu durum, devletlerin ekonomik istikrarını, vergi gelirlerini, finansal itibarını ve toplumsal güvenliğini tehdit eden önemli bir sorun alanı oluşturmaktadır. Suç geliri elde eden kişiler bu gelirleri sisteme sokmak için en çok bankacılık sistemini kullanmaktadır; bundan dolayı hem konvansiyonel hem de katılım bankacılığı kara para aklamanın tespiti ve önlenmesinde hayati bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı; katılım bankacılığının suç gelirleriyle mücadele sürecinde kurumsal kapasitesini konvansiyonel bankacılık ile karşılaştırmalı analiz etmek ve politika-odaklı bir çerçevede öneriler sunmaktır. Çalışmanın bulguları, katılım finans sisteminin reel işlem esası, sözleşme disiplini ve etik kısıtlarla şekillenen yapısı sayesinde suç gelirlerinin finansal sisteme girişini zorlaştıran doğal bir filtreleme mekanizması oluşturduğunu göstermektedir. Belgeye dayalı finansman modeli ve yüksek riskli sektörlere yönelik ilkesel sınırlamalar, konvansiyonel bankacılığa kıyasla daha düşük bir suistimal alanı meydana getirmektedir. Sonuç olarak, katılım finans sisteminin etik, reel ve şeffaf yapısı suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadelede önemli bir avantaj sağladığı ve yapısal özellikleri sayesinde konvansiyonel bankacılığa nazaran finansal suçlara karşı daha dirençli ve güvenilir bir model olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca katılım finans sisteminin güçlendirilmesinin, Türkiye’nin güvenilir bir finans merkezi olma hedeflerine katkı sunabileceği düşünülmektedir.
Katılım bankacılığı Katılım finans sistemi Kara para aklama Suç gelirleri Finansal şeffaflık.
In today’s globalizing economic structures and rapidly digitalizing environment, one of the most critical risk areas faced by financial systems is the fight against illicit proceeds. This concept refers to the process of reintegrating income obtained from illegal activities into the economic system through seemingly legitimate transactions by concealing its origin. Such activities constitute a significant threat to the economic stability, tax revenues, financial credibility, and social security of states. Individuals who generate illicit proceeds predominantly use the banking system to introduce these funds into the financial sector; therefore, both conventional and participation banks play a vital role in detecting and preventing money laundering. The aim of this study is to comparatively analyze the institutional capacity of participation banking in combating illicit proceeds vis-à-vis conventional banking and to present policy-oriented recommendations within this framework. The findings of the study indicate that the structure of the participation finance system—shaped by real-sector–based transactions, contractual discipline, and ethical constraints—creates a natural filtering mechanism that makes it more difficult for illicit proceeds to enter the financial system. Its documentation-based financing model and principled restrictions on high-risk sectors result in a narrower area of misuse compared to conventional banking. In conclusion, the ethical, real-sector-oriented, and transparent structure of the participation finance system provides a significant advantage in combating money laundering, and its structural features render it a more resilient and reliable model against financial crimes compared to conventional banking. Furthermore, strengthening the participation finance system is expected to contribute to Türkiye’s aspirations to become a trusted financial center
Participation banking Participation finance system Money laundering Proceeds of crime Financial transparency
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Uluslararası İlişkiler (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 18 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 16 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 5 |