Ataerkil toplumlarda, çoğunlukla, ikincil olarak görülen kadınların eril sistemin yarattığı adaletsizliğe karşı savaşı zaman içinde gelişerek ve genişleyerek politik bir harekete dönüşmüştür. Kökeni 18. yüzyıla dayanan ve kadının ekonomik, kültürel, sosyal ve ekonomik alanlarda eşitlik mücadelesi anlamına gelen feminizm günümüze kadar sosyal bilimler başta olmak üzere farklı alanlarda inceleme konusu olmuştur. 1960’larda ön plana çıkan Marksist feminizmin temel çıkış noktası, kadınların bireysel, biyolojik ya da kültürel ezilmelerine karşı çıkmak değildir. Marksist feministler, kadınların ev içi emeklerinin sömürülmesi ve çalışan kadınların düşük ücretli işlere yönlendirilmelerini eleştirir. Temel teorisini Karl Marx ve Friedrich Engels’in düşüncelerinden alan Marksist Feminizm, bir benzetmeyle, “proleteryan” olarak düşünülebilecek kadınların, “burjuva” olarak düşünülebilecek erkekler tarafından sömürülmesine karşı çıkan bir Feminist teoridir. Aileyi kapitalist düzen içinde ele alarak kadınların erkeklere tabi olan bireyler olmaktan kurtarılması için, Marksist feministlere göre, sosyalist ve eşitlikçi bir düzen gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, 20. yüzyıl Türk tiyatrosunun en çarpıcı örneklerinden biri olan Ülker Köksal’ın Âdem’in Kaburga Kemiği (1980) oyununu Marksist feminist bakış açısından analiz etmektir. Köksal’ın oyunu, aile içinde kadınların emeğinin sömürülmesi ve kadınların köleleştirilmesi, ev içi rollerde cinsiyet eşitsizliği ve kamusal alanda eril ideolojinin kadınlar üzerindeki baskısı olmak üzere üç ana başlık altında incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, Âdem’in Kaburga Kemiği adlı tiyatro oyununun Marksist ideolojiyi destekleyen ve eril ideolojinin kadınlar üzerindeki yıkıcı etkisini önemli örnekler sunan bir eser olduğu sonucuna varılmıştır.
Marksist Feminizm Ülker Köksal Âdem’in Kaburga Kemiği eril ideoloji cinsiyet eşitsizliği
In patriarchal societies, the struggle of women, who are often seen as secondary, against the injustices created by the male-dominated system has developed and expanded over time, transforming into a political movement. Feminism, which dates back to the 18th century and refers to women's struggle for equality in economic, cultural, social, and political spheres, has been the subject of study in various fields, particularly the social sciences, up to the present day. The fundamental starting point of Marxist feminism, which came to the fore in the 1960s, is not to oppose the individual, biological, or cultural oppression of women. Marxist feminists criticize the exploitation of women's domestic labor and the tendency for working women to be directed toward low-paying jobs. Drawing its fundamental theory from the ideas of Karl Marx and Friedrich Engels, Marxist Feminism is a feminist theory that opposes the exploitation of women, who can be thought of as “proletarians,” by men, who can be thought of as “bourgeois.” According to Marxist feminists, in order to liberate women from being individuals subordinate to men by examining the family within the capitalist system, a socialist and egalitarian system is necessary. The aim of this study is to analyze Ülker Köksal's play “Adam's Rib Bone” (1980), one of the most striking examples of 20th-century Turkish theater, from a Marxist feminist perspective. Köksal's play addresses the exploitation of women's labor within the family and the enslavement of women, gender inequality in domestic roles, and the dominance of male ideology in the public sphere. As a result of the study, it was concluded that the play titled Adam's Rib Bone is a work that supports Marxist ideology and provides significant examples of the destructive effects of masculine ideology on women.
Marxist Feminism Ülker Köksal Âdem’in Kaburga Kemiği (Adam’s Rib Bone) masculine ideology gender inequality
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kadın Araştırmaları |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 14 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 21 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Aralık 2025 |
| IZ | https://izlik.org/JA88GT74BM |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 26 Sayı: 2 |