Heidegger, tıpkı kendisinden bir kuşak önce Nietzsche’nin de öne sürdüğü gibi, Batı dünyasını ciddi manada tehdit eden nihilizmin damgasını vurduğu metafizik bir krizin var olduğunu iddia eder. Durumun ciddiyetini de Nietzsche’nin “Çöl büyüyor” uyarısına atıf yaparak gözler önüne sermeye çalışır. Çölleşmenin, diğer bir deyişle krizin esas sebebini, özellikle Platon’dan başlayacak şekilde Antik Yunan’dan o güne, Batı düşüncesinde “Varlığın unutulmuş” olması şeklinde gösterir. Dolayısıyla onun için kriz en temelde politik ya da ekolojik değil, ontolojik bir meseledir. Fakat bu, Heidegger’in düşüncesinde ekolojik ya da politik temaları ima eden unsurlar bulamayacağımız anlamına gelmez. Aksine onun fundemantal ontolojisi bağlamında yaptığı Dasein analizi, modernite, sanayileşme ve teknik eleştirisi, olmaya bırakma kavramsallaştırması, dörtlü birlik düşüncesi, ekoloji literatürü için oldukça kullanışlı malzemeler sağlamıştır. Son yıllarda özellikle derin ekolojistler, Heidegger’in felsefesinde kendi düşünceleri için temel oluşturabilecek önemli düşünceler keşfetmişlerdir. Bu çalışma kapsamında, Heidegger düşüncesinin ekolojik bir perspektiften ele alınabileceği ve insanın doğayla daha sağlıklı bir ilişki kurabilmesine imkân tanıyabileceği iddia edilmektedir.
Heidegger ekoloji teknik eleştirisi özne metafiziği eleştirisi.
Like Nietzsche a generation before him, Heidegger argues that the Western world faces a profound metaphysical crisis characterized by nihilism. He underscores the gravity of this crisis by invoking Nietzsche’s warning that “The desert is growing.” According to Heidegger, the root cause of this metaphorical desertification—this crisis—is the forgetfulness of Being (Seinsvergessenheit) that has permeated Western thought since Plato and the origins of Ancient Greek philosophy. Thus, for Heidegger, the crisis is fundamentally ontological rather than political or ecological. However, this ontological foundation does not preclude the presence of ecological or political implications within his thought. On the contrary, Heidegger's analysis of Dasein within the framework of fundamental ontology, his critique of modernity, industrialization, and technology, his notion of Gelassenheit (letting-be), and his concept of the fourfold (das Geviert) have all provided fertile ground for ecological discourse. In recent years, deep ecologists in particular have drawn upon Heidegger’s philosophy as a valuable resource for developing their own perspectives. This study argues that Heidegger's thought can indeed be interpreted through an ecological lens and that it offers significant potential for rethinking the human relationship with nature in a more meaningful and sustainable way.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kültür Sosyolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 18 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 8 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 22 Sayı: 88 |