Bu çalışma, erken Cumhuriyet döneminde kadınların karıştığı adli vakaların basında nasıl temsil edildiğini, 1929 tarihli Aliye Berger vakası üzerinden incelemektedir. Dönemin basınında kadın suçluluğu bireysel bir eylem olarak değil, kadın cinsiyetine özgü “ahlaki bir sapma” şeklinde kurgulanmış; kadın bedeni suçlu ya da mağdur ayrımı gözetilmeksizin kamusal denetimin nesnesi haline getirilmiştir. Güzellik yarışmaları gibi etkinlikler, kadınların kamusal görünürlüğünü modernleşme söylemi çerçevesinde destekler gibi görünse de onları estetik ölçütlere indirgemiştir. Özetle mevcut temsil biçimi, kadınların kamusal alandaki varlığının desteklenir gibi görünürken aslında sınırlandırıldığını ortaya koymakta; erken Cumhuriyet basınındaki ataerkil söylemlerin günümüze uzanan tarihsel bir süreklilik taşıdığını göstermektedir. Berger vakasında ise kadın, toplumsal normlara aykırı davranışları ve özel yaşamı gerekçe gösterilerek histerik, dejenere ve ahlaken sorunlu bir figür olarak sunulmuş; ailesi de bu söylemsel inşaya dâhil edilmiştir. Çalışmanın amacı, Aliye Berger vakasını merkeze alarak, kadınların adli vakalar bağlamında nasıl bir söylemsel çerçeveye oturtulduğunu ve bu çerçevenin modernleşme sürecindeki toplumsal cinsiyet politikalarıyla nasıl ilişkilendiğini ortaya koymaktır. Bu yönüyle çalışma, yalnızca bir tarihsel olayın basındaki temsilini incelemekle kalmayıp, aynı zamanda kadınların bireysel öznelliklerinin hangi ideolojik kalıplar aracılığıyla gölgede bırakıldığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır.
Aliye Berger Şakir Paşa Ailesi Kadın Temsilleri Toplumsal Cinsiyet
This study examines how judicial cases involving women were represented in the press during the early Republican period, focusing on the 1929 Aliye Berger case. In the press of the period, female criminality was constructed not as an individual act but as a “moral deviation” specific to the female gender; the female body became the object of public scrutiny, regardless of whether the woman was the perpetrator or the victim. Events such as beauty contests, while seemingly supporting women’s public visibility within the discourse of modernization, reduced them to aesthetic criteria. In summary, the existing form of representation reveals that while women’s presence in the public sphere appeared to be supported, it was actually restricted; it demonstrates that the patriarchal discourse in the early Republican press carries a historical continuity extending to the present day. In the Berger case, the woman was presented as a hysterical, degenerate, and morally problematic figure, based on her behavior contrary to social norms and her private life; her family was also included in this discursive construction. The aim of this study is to focus on the Aliye Berger case to reveal how women are framed in the context of legal cases and how this framing relates to gender policies in the modernization process. In this respect, the study is significant not only in examining the representation of a historical event in the press, but also in showing how women’s individual subjectivities were overshadowed by ideological patterns.
Aliye Berger Şakir Pasha Family Female Representations Socially Constructed Gender Early Republican Press
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Türkiye Cumhuriyeti Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 5 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 8 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 22 Sayı: 88 |