Şehir ve kent farklılığını oluşturan sosyolojik faktörlerr, özellikle değerler dünyasında gelenek bağlılığı taşıyan bireyler açısından şehir hayatından uzaklaşıp kent hayatına geçiş sürecinde büyük ve karmaşık bir adaptasyon problemine sebebiyet verir. Bu probleme dayalı olarak kent içerisinde aradığı birtakım başat geleneksel değerleri bulamayan birey, bu mekânda huzursuzluk, buhran, yurtsuzluk, aidiyetsizlik, yalnızlık veya yabancılaşma gibi varoluşsal problemler başta olmak üzere kişinin ruhsal dünyasını mekânsal anlamda deforme edici nitelik taşımakta olan birçok problem ile karşılaşır. Söz konusu problemler ise kent mekânı ile uyuşamama doğrultusunda ele alındığında edebi metinlerde birçok kez “kent psikozu” şeklinde varlığını hissettirir. Türk Edebiyatına yansımaları özellikle çağdaş şiirimize sıklıkla konu olabilmesiyle gerçekleşen bu durum, gelenekten beslenme arzusu ağır basan İslami söylem içerisinde de tabii olarak kendine yer bulmuştur. Modern Türk şiirinde İslami söylem çerçevesinde zirve şahsiyetlerden Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç, geleneksel değerlerin ana mekânı olarak tasavvur ettikleri şehir karşısında konumlanan modern hayatın imgesel mekânları olarak ele aldıkları kent ve metropolleri birçok önemli eserinde birer eleştiri nesnesine dönüştürmüş ve buna dayalı olarak kent psikozu diyebileceğimiz söylem biçimini anlatılarında yoğurmuşlardır. “Kent Psikozu” temasını odak noktası olarak ele alan bu çalışmada her iki sanatçının da şiirleri detaylı olarak incelenmiş ve İslami söylem temelinde şekillenmiş olan bir kent psikozu olgusunun şiirlere yansıma biçimi, metin merkezli bir çerçevede analiz edilmiştir.
The elements that make up the city-city difference cause a major adaptation problem in the transition from city life to urban life, especially for individuals who are loyal to tradition. Based on this problem, the individual who cannot find some of the traditional values he is looking for in the city encounters many problems that deform his spiritual world in a spatial sense, especially unrest, depression, loneliness or alienation. When these problems are considered in terms of incompatibility with the urban space, they manifest themselves as "urban psychosis" many times in literary texts. This situation, which is frequently the subject of our contemporary poetry, has naturally found a place in Islamic discourse, where the desire to feed on tradition predominates. Necip Fazıl Kısakürek and Sezai Karakoç, two of the top figures in modern Turkish poetry within the framework of Islamic discourse, turned modern cities/metropolises located opposite the city, which they envisioned as the main place of traditional values, into objects of criticism and based on this, they created the discourse that we can call urban psychosis. In this study, the poems of both artists were examined and the way in which the phenomenon of urban psychosis, shaped on the basis of Islamic discourse, was reflected in the poems was analyzed.
Necip Fazıl Kısakürek Sezai Karakoç Turkish Poetry Urban Psychosis
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Sahası Yeni Türk Edebiyatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Haziran 2025 |
| Kabul Tarihi | 20 Kasım 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 2 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 12 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.56597/kausbed.1711715 |
| IZ | https://izlik.org/JA73SW69RY |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 36 |