“GECE BÜLBÜL, AĞARAN VAKTE KADAR..” HÂFIZ VE ŞİRÂZ
Öz
Şehir tarihçileri şehrin bir nüve etrafında teşekkül ettiğini, bu nüvenin bir mâbet, medrese ve ticaret ünitelerinden ve bütün bunları kuşatan mahallelerden teşekkül ettiğini söylerler.
Doğrudur, fakat istisnaları vardır. Büyük bir kültür alanının dörtbir tarafına meselâ dört direk dikilse, bu direklerden birine Firdevsî dense, diğerine Sâdî, bir diğerine Hayam ve nihâyet
dördüncüsüne Hâfız denilse ve şehir denilen örgü bu dört direk arasına örülse, işte burası da şehir olur. Hatta Şirâz olur. Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olur. Şehri örmek için Hüdâ buraya malzemeyi bolca sunmuş. Bu dört ana direkten başka şairler, feylesoflar, şahlar, sultanlar, krallar, çiçekler, saraylar, güller, güller, güller, orkideler bezletmiş. Gül bahçeleriyle bir yol, bazan on kilometre devam ediyor. On kilometre devam eden bir “Gülistan” başka yerde zor görülür.
Anahtar Kelimeler
Şiir, Hafız, Şiraz