Hakas kahramanlık destanları, tarihte ilk kez Fin bilimci Castrén tarafından bilim dünyasına tanıtılmıştır. Bununla birlikte belirtilmelidir ki Hakas kahramanlık destanlarının araştırılmasında ve korunmasında Katanov ve Radloff tarafından yapılan bilimsel çalışmaların da önemi büyüktür. Sovyetler zamanında Hakas destanlarında “bek” ve “han” gibi toplumun üst katmanlarına işaret eden unvanlar taşıyan kahramanların önde olmasından ötürü kimi araştırmacılar bu sözlü halk kültürü kaynaklarını feodal sınıfı öven eserler olarak nitelemişlerdir. Günümüzde ise bu destanlar özellikle tarihsel ve sosyokültürel araştırmalar bağlamında önemli birer kaynak olarak algılanmaya başlamıştır. Dize sayısı genellikle 1500 ile 15.000 arasında değişen Hakas kahramanlık destanları arasında yaklaşık 16.000 dizeden oluşan Huban Arığ gibi sözlü halk eserleri de yer almaktadır. Tanınmış Hakas dilbilimci ve folklorcularından Maynogaşeva ise geleneksel ortamda haycıların icra ettiği Hakas kahramanlık destanlarının 30.000 dizeye dek ulaştığını ileri sürmüştür. Hakas Türklerinde Kırgızların yarım milyon dizeyi bulabilen Manas’ı ya da Kalmukların Cangar adlı geniş kahramanlık destanlarının yerine birbirinden içerik ve kahramanlar açısından farklılık arz eden çok sayıda irili ufaklı destan mevcuttur. Bunun nedeni olarak ise söz konusu Sibiryalı Türk halklarına ait bu destanların, bütünleşme sürecini tam olarak aşamamış olmaları gösterilmektedir. Geleneksel Hakas toplumunda destanların kuşaktan kuşağa aktarılmasının yanı sıra yetenekli haycıların bu destanları düşlerinde dinlediklerine ilişkin bir inanç da vardır.
Bu çalışmada, Hakas Türklerinin sözlü kültüründe önemli bir yere sahip olan destanlar üzerine yapılmış çalışmalar gözden geçirildikten ve destanların özellikleri hakkında bilgi verildikten sonra Walter J. Ong’un kuramı çerçevesinde destanların hangi kültür dairesine ait sayılması gerektiği sorgulanmıştır. Bunun yanında, destanların teknik özelliklerinden ve destan anlatıcılarının yöntemlerinden yola çıkılarak metinlerin oluşumunda hem bireysel hem de toplumsal hafızanın işlevi tartışılmıştır. Sonuç olarak “birincil sözlü kültür” döneminde üretilmiş Hakas destanlarının kayda geçirilme süreçlerinde yazılı ve basılı kültürün yanı sıra sosyokültürel ve politik süreçlerden de etkilendiği ortaya koyulmuş; bununla birlikte, destan metinlerinin sözlü kültür ögelerini hâlâ taşımakta olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, Hakas destanlarının Ong’un örnek verdiği dünya destanlarıyla kültürel bakımdan eşdeğer nitelikleri taşıyıp taşımadığı irdelenerek bunların günümüzde korunması, toplumsal dağara yerleştirilmesi ve insanlığın ortak kültürel mirasının özgün bir parçası olarak yaşatılması için yapılması gerekenler tartışılmıştır.
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Konular | Asya Kültürü Çalışmaları, Çok Kültürlü ve Kültürlerarası Çalışmalar, Türk Halk Edebiyatı |
Bölüm | Araştırma Makalesi |
Yazarlar | |
Yayımlanma Tarihi | 5 Ekim 2021 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2021 Cilt: 1 Sayı: 1 |