Bu çalışma, Bizans dönemine ait fildişi piksisleri malzeme, form, tipoloji ve ikonografi bakımından ele alarak, dönemin sanatsal üretim anlayışı içindeki konumunu değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Roma döneminde dünyevi amaçlarla kullanılan piksisler Bizans döneminde dinsel amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Kullanım amaçlarındaki bu dönüşüm piksislerin ikonografik programlarına da yansımıştır. Tasvir edilen sahneler, nesnenin yeni litürjik işlevini vurgular niteliktedir. Araştırma, sadece fildişi malzemeden üretilmiş örneklerle sınırlandırılmış; söz konusu piksisler kapak tasarımlarına göre sınıflandırılarak özgün bir tipoloji oluşturulmuştur. Fildişinin elde edilmesi zor ve pahalı bir malzeme olması, bu malzemeden yapılan piksislerin yalnızca varlıklı insanlara yönelik, statü belirten objeler olduklarını göstermektedir. Üretim merkezlerine ilişkin değerlendirmeler, Konstantinopolis başta olmak üzere Roma, Ravenna ve İskenderiye gibi merkezlerde faaliyet gösteren atölyelere işaret etmektedir. Ancak konuya ilişkin arkeolojik verilerin sınırlı olması, bu atölyelerin varlığını kesin biçimde kanıtlamayı güçleştirmektedir. Piksislerin çoğunun arkeolojik kazılarda değil, tesadüfi biçimde bulunmuş olması, kesin bir tarihlendirme yapmayı zorlaştırmaktadır. Bu nedenle mevcut tarihlendirmeler, çoğunlukla üslup ve ikonografik karşılaştırmalara dayalı göreli değerlendirmelerden ibarettir. İnceleme Bizans dönemine ait fildişi piksislerin salt işlevsel nesneler olmaktan çıkarak, Hristiyan ikonografisini yansıtan litürjik objelere dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Bizans döneminin sanatsal, dinsel, ekonomik yönlerini bir arada yansıtan elit nesneler olarak değerlendirilmektedir.
Bu çalışma, etik kurul izni gerektirmeyen bir araştırma türü kapsamında yürütülmüştür. Çalışmada insan veya hayvan denek kullanılmamış, anket, mülakat ya da deneysel bir süreç işletilmemiştir. Araştırmada kullanılan tüm materyaller ve veriler, açık erişimli akademik kaynaklar, yayımlanmış literatür ve müze koleksiyon kayıtlarından elde edilmiştir.
Bu makaleye sağladığı değerli katkılar nedeniyle Dr. Öğr. Üyesi Csilla Balogh’a teşekkür ederim.
This study examines Byzantine ivory pyxides in terms of their material, form, typology, and iconography, with the aim of evaluating their place within the artistic production of the period. While pyxides served secular purposes in the Roman world, during the Byzantine era they came to be used exclusively for religious functions. This transformation is also reflected in their iconographic programs, in which the depicted scenes underscore the new liturgical role of these objects. The research is limited to examples made entirely of ivory. These pyxides have been classified according to the design of their lids, resulting in the establishment of an original typology. The difficulty and high cost of procuring ivory indicate that such objects were luxury items produced for affluent individuals and served as markers of social status. Assessments regarding production centers point to workshops active in major artistic hubs such as Constantinople, Rome, Ravenna, and Alexandria. However, the scarcity of archaeological evidence makes it difficult to confirm the existence and operation of these workshops with certainty. Since most pyxides have been discovered incidentally rather than through systematic excavations, establishing precise dates for them remains problematic. Consequently, existing chronological proposals rely largely on relative stylistic and iconographic assessments. The analysis demonstrates that Byzantine ivory pyxides evolved from purely functional containers into liturgical objects shaped by Christian iconography. These objects should be regarded as refined artifacts that reflect the artistic, religious, and economic dimensions of Byzantine culture.
This study was conducted within the scope of a research category that does not require approval from an ethics committee. No human or animal subjects were involved, and no surveys, interviews, or experimental procedures were carried out. All materials and data used in the study were obtained from open-access academic sources, published literature, and museum collection records.
I would like to express my sincere gratitude to Dr. Csilla Balogh for her valuable contributions to this article.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Sanat Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 14 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 7 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.60051/medbel.1823952 |
| IZ | https://izlik.org/JA92NC36MH |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 5 Sayı: 9 |