Bu çalışma Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in geçirdiği rahatsızlıktan dolayı son çare olarak Amerika’ya gönderilmesi sonrasında yaşananların Türk basınındaki etkisini araştırmaktadır. Bu araştırma yapılırken Gürsel’in ABD’ye gideceğinin basında duyurulduğu 30 Ocak 1966 ve yurda döndüğü 26 Mart 1966 tarihleri ile sınırlı kalınmıştır. Çalışmada Cumhuriyet, Milliyet, Ulus, Akşam, Adalet, Son Havadis, Tercüman ve Hürriyet gazeteleriyle haftalık yayın yapan Akis Dergisi ele alınmıştır. Öte yandan konuyla ilgili olan bazı araştırma eserleri ve TBMM tutanakları da çalışmada yer almıştır.
Bu çalışma yapılırken farklı görüşleri savunan basının incelenmesiyle tarafların Cumhurbaşkanının gidişi, tedavi süreci ve yeni cumhurbaşkanının kim olacağı tartışmalarında nasıl bir bakış açısına sahip oldukları aktarılmıştır. Zira Gürsel’in gidişi sağ ve sol basında farklı bir şekilde etki yapmıştır. Sol basın genel olarak cumhurbaşkanının Amerika’ya gidişini “şüpheli” bulurken sağ basın bu gidişi son derece doğal bulmuştur. Bir taraf Gürsel’in ABD’ye gitmek istemediğini savunan akrabaları haber yaparken diğer taraf da aynı şekilde Gürsel’in gidişini haklı bulan akrabalarının haberlerini vermiştir. Süreç içerisindeyse bu tartışma iktidar ve muhalefeti tutan basın arasında siyasi bir çekişmeye dönüşecektir.
Konu hakkında dönem basınının haberleri incelendiğinde en etkili haberlerin Akşam gazetesi vasıtasıyla verildiği görülmüştür. Akşam gazetesi Washington’da bulunan muhabiri Mehmet Biber vasıtasıyla aldığı haberleri gazetesinde sunmuştu. Dolaysıyla Gürsel’ine sağlık durumuyla ilgili en net bilgiler bu gazetede yer almaktadır. Milliyet ve Hürriyet gazeteleri de her ne kadar aynı şekilde kendisinin Washington muhabirinden yararlansa da Akşam gazetesi kadar etkili değildir. İncelenen basın içerisinde en ilginç iddiaların sahibi ise Akis dergisi olmuştur. Zira bu dergi Gürsel’in gidişinin hükümetin bir tertibi olduğunu savunmuş hükümetin asıl gayesinin Gürsel’den kurtulmak olduğunu dahi yazmıştı. Sağ basın ise genel olarak bu iddialara cevap mahiyetindeki yazılarıyla karışımıza çıkmaktadır.
Gürsel’in hayatından büsbütün ümidin kesilmesiyle birlikte 22 Şubattan sonra hemen hemen tüm gazetelerde Gürsel’in rahatsızlığını gazete sütunlarında aramak güçleşmiştir. Zira artık Gürsel’in tedavi edildiği yer olan Walter Reed Hastanesinden gelen haberler ilk günlerdeki gibi büyük puntolarla manşet olmaktan çıkmış tek sütunda birkaç cümle ile aktarılır olmuştu. Bu aşamadan sonraki haberlerin ağırlık noktası Gürsel’in yerine geçecek adayın kim olacağı ile ilgiliydi. Gürsel’in tedavi olmasının imkânsızlığının doktor raporu ile belirlenmesinin ardından yeni cumhurbaşkanını seçme düşüncesinde fiili adımlar atıldı. Her ne kadar Gürsel henüz gitmeden yerine geçecek ya da geçmesi gereken isim konusunda akıllarda beliren en net isim Genel Kurmay Başkanı Cevdet Sunay olsa da Sunay’ın TBMM üyesi olmaması cumhurbaşkanlığı konusunda farklı düşüncelerin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Bu düşüncelere göre Sunay 1966 haziranında yapılacak olan kısmi senato seçimlerinde aday olup kazandıktan sonra meclise girmeli veya daha kestirme yol olarak kontenjan senatörlerinden birinin istifası ve onun yerine Cumhurbaşkanı vekilinin Sunay’ı kontenjandan senatoya sokması idi. Neticede ikinci yol daha kestirme olacağından makul bulundu ve kontenjan senatörlerinden Ragıp Üner’in istifası ile Sunay önce Senatoya ardından da Çankaya’ya çıkmış oldu.
Gürsel ise Türkiye döndüğü 26 Mart ‘tan öldüğü gün olan 15 Eylül 1966 tarihine kadar bitkisel hayatta kaldıktan sonra ölecekti.
Cumhurbaşkanları Cemal Gürsel Cevdet Sunay Süleyman Demirel İsmet İnönü Basın
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Siyaset Sosyolojisi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 21 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 13 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.60051/medbel.1827722 |
| IZ | https://izlik.org/JA44WL45MC |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 5 Sayı: 9 |