Family demographic studies, which first began with systematic research on French families, continue today with increasing diversity. There are many economic, social, cultural and religious reasons for the decline in fertility. The research was prepared based on the literature review of the effect of religion on fertility. There are various theories to explain the decline in fertility. The research, focused on the explanations of fertility trends within the framework of the first and second demographic transition theories. Secularization emerged in western societies and has become a global phenomenon and it’s considered a process in which religion loses its institutional, social and individual importance. In this context, there are differences between countries according to the intensity of low fertility secular values. Among Christian religious groups, Protestants stand out with low fertility, while fertility is relatively lower in Jews and Muslim countries. The increase or decrease in fertility has been evaluated in different ways depending on the perspective of the researchers. According to some, low fertility is described as an indicator of development and an opportunity, on the other hand, it is encountered with descriptions such as a break from tradition, threat and crisis. In this study, the effect of religion/secularization on fertility has been revealed within the framework of various studies.
It is declared that scientific and ethical principles have been followed while carrying out and writing this study and that all the sources used have been properly cited.
İlk olarak Fransız aileleri üzerine sistematik araştırmaların yapılmasıyla başlanan aile demografisi çalışmaları günümüzde artan çeşitlilikte sürmektedir. Doğurganlıktaki düşüşün ekonomik, sosyal, kültürel ve dini birçok sebebi bulunmaktadır. Araştırma dinin doğurganlık üzerindeki etkisinin literatür incelemesine bağlı olarak hazırlanmıştır. Doğurganlıktaki düşüşü açıklamak için çeşitli teoriler bulunmaktadır. Araştırma bunlardan birinci ve ikinci demografik geçiş teorileri çerçevesinde doğurganlık eğilimlerinin açıklamaları üzerine yoğunlaşmıştır. Batı toplumlarında ortaya çıkan ve küresel bir olgu haline dönüşen sekülerleşme dinin kurumsal, toplumsal ve bireysel önemini kaybettiği bir süreç olarak kabul edilir. Seküler değerlerin yoğunluğuna göre doğurganlık eğilimlerinde ülkeler arası farklılıklar bulunmaktadır. Hristiyan dini grupları içerisinde Protestanlar düşük doğurganlıkla öne çıkarken, Yahudiler ve Müslüman ülkelerde doğurganlık nispeten daha düşüktür. Doğurganlıktaki artış veya düşüş, araştırmacıların bakış açılarına göre farklı biçimlerde değerlendirilmiştir. Düşük doğurganlık bir yönüyle gelişmişliğin göstergesi, fırsat gibi nitelenirken diğer yönüyle gelenekten kopuş, tehdit, kriz gibi nitelemelerle karşılaşılmaktadır. Araştırmada din/sekülerleşmenin doğurganlık üzerindeki etkileri yapılan diğer araştırmalar çerçevesinde ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Din Sosyolojisi, Dini Araştırmalar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 22 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 26 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 24 |
Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi dergisi Mütefekkir, her yılın 15 Haziran ve 15 Aralık tarihlerinde olmak üzere basılı ve online olarak yayınlanan, uluslararası akademik ve hakemli bir dergidir.