Especially After the World War II, a world of culture, art and thought emerges that is open to thinking through dystopias, not utopias. Philosophy, literary, painting and cinema works try to explain dystopian disintegration and deterioration. Although the war years made this disorganization and bankruptcy visible, the dystopian inclination has always made its presence known. Dystopias allow thinking from an awareness of the limited nature of the earth. Dystopian narratives remind us that despite the utopian quests of human actions, the earth that is on the ground and application area of the utopian will is incomparably limited. At least a post-calamity painting is depicted, and the consequences of the Baroque ideal of eternity that preceded modernity find expression. Dystopias describe the causes and consequences of the current lifestyle and understanding of being as a symptom, without offering a meta-narrative. However, those who think in utopias offer different suggestions for recolonizing the earth. But in the midst of deep ecological problems, dystopias must also be portrayed as signs of disaster, in order to remain aware of the possible consequences of this effort, with utopian proposals to collect this mess on earth.
Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında ütopyalarla değil de distopyalar üzerinden düşünmeye açık bir kültür, sanat ve düşünce dünyası ortaya çıkar. Felsefe gibi edebiyat, resim ve sinema eserleri distopik dağılmayı, bozulmayı anlatmaya çalışır. Savaş yılları bu dağınıklığı ve iflası görünür kılsa da, distopik meyil her zaman varlığını duyurmuştur. Distopyalar özellikle yeryüzünün sınırlı tabiatına dair bir farkındalık içerisinden düşünmeye imkân sağlar. Distopik anlatılar, İnsani eylemlerin ütopik arayışlarına karşın ütopik istencin zemininde ve uygulama alanında yer alan yerkürenin karşılaştırılamayacak kadar sınırlı olduğunu bize hatırlatır. En azından bir felaket ertesi tablo tasvir edilir ve modernliği önceleyen Barok sonsuzluk ülküsünün sonuçları ifadesini bulur. Distopyalar bir meta öğreti teklif etmeden mevcut yaşam tarzı ve varlık anlayışının nedenlerini ve sonuçlarını bir semptom gibi anlatır. Oysa ütopyalar içerisinden düşünenler yeryüzünü yeniden kolonileştirmeye dönük farklı öneriler sunarlar. Fakat derin ekolojik sorunların ortasında yeryüzündeki bu dağınıklığı toplamaya dönük ütopik önerilerle bu çabanın muhtemel sonuçları hakkında farkında olmayı sürdürmek için distopyalar da birer felaket belirtisi gibi anlatılmalıdır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Edebi Teori, Karşılaştırmalı ve Ulusötesi Edebiyat, Edebi Çalışmalar (Diğer) |
| Bölüm | Düşünce Yazısı |
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Ekim 2022 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2022 Sayı: 3 |
Yazarlar, yayımlanmak üzere Nesir: Edebiyat Araştırmaları Dergisi’ne gönderdikleri eserlerin tüm yayın haklarını saklı tutmakla birlikte, eserlerini Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY 4.0) kapsamında paylaşmayı kabul ederler. Bu lisans uyarınca, başkaları eseri uygun atıf yapmak koşuluyla paylaşabilir, çoğaltabilir, dağıtabilir ve yeniden kullanabilir. Ancak yazarların adı, çalışmanın başlığı ve derginin adı her kullanımda açıkça belirtilmelidir. Nesir, yazarların telif haklarını ellerinde tutmalarına izin verir; yalnızca eserin ilk yayım hakkına sahiptir.