Bu çalışma, Ridley Scott’ın Son Düello (2021), adlı filmi üzerinden sinemada tarihsel temsilin biçimsel ve etik boyutlarını, cinsiyetlendirilmiş tanıklığın yapısal sınırlarını ve görsel anlatının epistemolojik işlevlerini tartışmaktadır. Film, üç farklı anlatıcı bakış açısına dayalı yapısıyla tarihsel hakikatin sabit değil, iktidar ilişkileri çerçevesinde kurulan çoklu bir inşa süreci olduğunu ortaya koyar. Çalışmada tarih yazımı, feminist epistemoloji, arşiv kuramı ile tanıklık ve travma teorileri disiplinlerarası bir kuramsal bütünlük içinde ele alınmaktadır. Marguerite de Carrouges’in anlatısının sona yerleştirilmesi, kadın öznenin tarihsel söylem içindeki bastırılmış ve meşruiyeti sürekli ertelenen konumuna işaret ederken, tanıklığın aynı zamanda yüksek risk içeren bir performatif edim olarak işlediğini göstermektedir. Film, izleyiciyi edilgin bir konumdan çıkararak etik bir sorumluluk alanına yerleştirir; görsel temsilin tanıklık, hafıza ve adaletle kurduğu ilişkiyi sorgular. Sinema, bu bağlamda yalnızca tarihsel olayların anlatımı değil, anlatının kendisini dönüştüren ve yeniden yapılandıran bir bilgi üretim mecrası olarak ele alınmaktadır. Çalışma, tarihsel sinemanın hakikati temsil etme iddiasını sorunsallaştırmakta ve bu tür anlatıların nasıl epistemik şiddet ya da adalet üretebileceğini analiz etmektedir. Son Düello, bu anlamda, yalnızca geçmişi sahnelemeyen, aynı zamanda temsil edilemeyenin sınırlarında dolaşarak izleyiciyi tanıklığın sorumluluğuyla baş başa bırakan etik bir film deneyimi sunmaktadır.
Postmodern tarihsel film arşiv kuramı temsilin krizi epistemik şiddet Son Düello
This study discusses the formal and ethical dimensions of historical representation in cinema, the structural limits of gendered testimony, and the epistemological functions of visual narrative through Ridley Scott’s film The Last Duel (2021). The film, based on three different narrative perspectives, argues that historical truth is not fixed but a process constructed within power relations. The study approaches historiography, feminist epistemology, archival theory, and theories of testimony and trauma within an interdisciplinary theoretical framework. The positioning of Marguerite de Carrouges’ narrative at the end reveals the unstable and marginalized position of the female subject and highlights testimony as a performative act of risk. The film shifts the viewer from a passive position to a space of ethical responsibility; it interrogates the relationship between visual representation, testimony, memory, and justice. Cinema, in this sense, is addressed not merely as a medium of narration but as a transformative site of knowledge production. The study problematizes the historical film’s claim to truth and analyzes how such narratives may generate epistemic violence or ethical engagement. The Last Duel thus offers not only a depiction of the past but an ethical cinematic experience that engages with the limits of representation and the burden of witnessing.
Postmodern historical film archival theory crisis of representation epistemic violence The Last Duel
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Kültürel Teori |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 23 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 3 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.52122/nisantasisbd.1748790 |
| IZ | https://izlik.org/JA39GT72CN |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 13 Sayı: 2 |
Nişantaşı Üniversitesi kurumsal yayınıdır.