A Defense of Abu Hanifa at the Beginning of the Twentieth Century (With Special Reference to the Treatise Entitled al-Matalib al-munifa fi’l-dhabb an al-Imam Abi Hanifa)
Öz
Throughout certain periods of history, various works were composed with the aim of defending the legitimacy of legal schools through some juristic issues on which the Ḥanafī and Shāfiʿī schools disagreed. In these works, fabricated stories were at times included in order to support the views of one’s own school and to disparage the opposing school. Fair-minded scholars who encountered such narratives endeavored to write refutations, seeking to reveal the truth of the matter on the basis of evidences. This study examines the treatise entitled al-Maṭālib al-munīfa fī’l-dhabb ʿan al-Imām Abī Ḥanīfa, written by Sayyid Mustafa Nurettin al-Ḥusaynī (1847–1913), one of the Ottoman scholars of the twentieth century. First, the author and his works are introduced; subsequently, the narrative that constitutes the subject of the refutation is addressed, and by identifying the place of this account in historical and biographical (ṭabaqāt) sources, the method and content through which Sayyid Mustafa Nurettin criticized the incident are evaluated. The narrative subjected to refutation is transmitted as an event in which Abū Ḥanīfa’s legal opinions regarding ablution and prayer are misrepresented while presenting the biography of the Ghaznavid ruler Maḥmūd Sebük Tegin. This account, understood to be fabricated, was first transmitted—so far as can be determined—in al-Juwaynī’s Muġīth al-khalq in the context of defending the Shāfiʿī school against the Ḥanafī school, without citing any source or chain of transmission. It later appeared without criticism in Wafayāt al-aʿyān and some other biographical works. In response to this narrative, refutations were written in different periods, mostly by Ḥanafī scholars, among which the treatise of Nūḥ b. Muṣṭafā of Amasya (d. 1070/1660) constitutes one example. Sayyid Mustafa, an Ottoman scholar, composed this treatise in a concise and succinct manner by drawing upon the Ḥanafī jurisprudential and ḥadīth literature, but he did not refer to the work of Nūḥ b. Muṣṭafā. The reason for the composition of the treatise was the accusations directed against Abū Ḥanīfa in the late Ottoman period in Baghdad by certain extremist groups, as well as by Jews and Christians, on the basis of this narrative. In this context, the author examined Abū Ḥanīfa’s views through eight juristic issues in the light of Qurʾānic verses, prophetic traditions, and other evidences, and generally adopted a moderate stance. Moreover, some scholars in later periods also criticized this narrative; Zāhid al-Kawtharī addressed it in Iḥkāq al-Ḥaqq, while Maḥmūd Shukrī criticized it in Tecrîdü’s-sinân.
Anahtar Kelimeler
XX. Yüzyılın Başında Bir Ebû Hanîfe Savunusu (el-Metâlibu’l-münîfe fi’z-zebbi ʿani’l-İmâm Ebî Hanîfe Adlı Risale Özelinde)
Öz
Tarihin bazı dönemlerinde Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin ihtilaf ettikleri kimi fıkhî meseleler üzerinden mezheplerin haklılığını savunmayı amaçlayan çeşitli eserler kaleme alınmıştır. Bu eserlerde zaman zaman kendi mezhebinin görüşlerini desteklemek ve karşı mezhebi küçük düşürmek amacıyla uydurma hikâyelere yer verilmiştir. Bu tür anlatılarla karşılaşan insaflı âlimler ise delillerden hareketle meselenin hakikatini ortaya koymak için reddiyeler yazmaya gayret etmişlerdir. Bu çalışmada, XX. yüzyıl Osmanlı âlimlerinden Seyyid Mustafa Nurettin el-Hüseynî’nin (1847–1913) kaleme aldığı el-Metâlibu’l-münîfe fi’z-zebbi ʿani’l-İmâm Ebî Hanîfe adlı risale incelenmektedir. Öncelikle müellif ve eserleri tanıtılmakta, ardından reddiyeye konu olan hikâye ele alınmakta; bu anlatının tarih ve tabakat kaynaklarındaki yeri tespit edilerek Seyyid Mustafa Nurettin’in söz konusu olayı hangi yöntem ve içerikle tenkit ettiği değerlendirilmektedir. Reddiyeye konu olan anlatı, Gazneli hükümdar Mahmud Sebük Tegin’in biyografisi aktarılırken Ebû Hanîfe’nin abdest ve namazla ilgili içtihatlarının çarpıtılarak sunulduğu bir olay olarak nakledilmektedir. Uydurma olduğu anlaşılan bu anlatı, tespit edilebildiği kadarıyla ilk defa Cüveynî’nin Muğisü’l-halk adlı eserinde, Hanefî mezhebine karşı Şâfiî mezhebini savunma bağlamında, herhangi bir kaynak ve isnad zikredilmeksizin aktarılmıştır. Daha sonra Vefeyâtü’l-aʿyân ve bazı diğer tabakat eserlerinde tenkit edilmeden yer almıştır. Bu hikâyeye karşı farklı dönemlerde, çoğunlukla Hanefî âlimler tarafından reddiyeler kaleme alınmış olup Amasyalı Nuh b. Mustafa’nın (ö. 1070/1660) risalesi bunun örneklerinden biridir. Osmanlı âlimlerinden Seyyid Mustafa ise Hanefî fıkıh ve hadis literatüründen yararlanarak bu risaleyi kısa ve öz bir şekilde kaleme almış, ancak Nuh b. Mustafa’nın eserine atıfta bulunmamıştır. Risalenin telif sebebi, Osmanlı Devleti’nin son döneminde Bağdat’ta bazı aşırı grupların yanı sıra Yahudi ve Hristiyanların bu hikâyeden hareketle Ebû Hanîfe hakkında ileri sürdükleri ithamlardır. Müellif, bu bağlamda sekiz fıkhî mesele üzerinden Ebû Hanîfe’nin görüşlerini âyet, hadis ve diğer deliller ışığında değerlendirmiş ve genel olarak itidalli bir tutum sergilemiştir. Ayrıca bu hikâyeyi daha sonraki dönemlerde de eleştiren âlimler bulunmuş; Zâhid el-Kevserî İhkāku’l-Hak’ta, Mahmûd Şükrî ise Tecrîdü’s-sinân adlı eserinde bu olayı tenkit etmiştir.
Anahtar Kelimeler
Bu çalışmanın, özgün bir çalışma olduğunu; çalışmanın hazırlık, veri toplama, analiz
ve bilgilerin sunumu olmak üzere tüm aşamalarından bilimsel etik ilke ve kurallarına uygun
davrandığımı; bu çalışma kapsamında elde edilmeyen tüm veri ve bilgiler için kaynak
gösterdiğimi ve bu kaynaklara kaynakçada yer verdiğimi; kullanılan verilerde herhangi bir
değişiklik yapmadığımı, çalışmanın Committee on Publication Ethics (COPE)' in tüm şartlarını
ve koşullarını kabul ederek etik görev ve sorumluluklara riayet ettiğimi beyan ederim.
Herhangi bir zamanda, çalışmayla ilgili yaptığım bu beyana aykırı bir durumun
saptanması durumunda, ortaya çıkacak tüm ahlaki ve hukuki sonuçlara razı olduğumu
bildiririm.