Multiculturalism policies emerged in the Western world after the Second World War. The monist construction of the nation-state - the greatest actor of the system built by modernity - such as a single culture, single language, common homeland, common ideals, and common history pursued a homogeneous society. However, since the 1960s, with the criticisms of modernity, monist policies have also been criticized. The effects of international migration and the demands of different ethnic and religious groups to keep their traditions and cultures alive have begun to constrain the nation-state. Multiculturalism emerged from such a background and was presented as a magic wand that allows different identities to live together in peace.
The concept of globalization, which is claimed to have started in the 1980s and became dominant in the literature in the 1990s, also fed multiculturalist policies. Discourses of globalization such as universality, a single world, and a common market are parallel to multiculturalism. Both concepts have problems in achieving the peaceful life they promised and have increased the risks that threaten social integration. Although the demands for recognition of ethnic and religious groups that are minorities in their societies, seem to be a requirement of democratic principles, multiculturalism does not guarantee democratic coexistence. For example, the German philosopher J. Habermas finds the alternative of constitutional citizenship as a more viable solution for these reasons.
Globalization, on the one hand, offers messages and opportunities for integration, but also disintegrates and divides different social segments and weakens the local in the face of the global. Considering that multiculturalism policies are also a product of this time period, it is seen that the modern state has leaked from the gaps of the democratic principles, and it has created many problems in politics, education, cultural unification and integration.
globalization multiculturalism Integration Identity Democracy
Çokkültürcülük politikaları II. Dünya Savaşı sonrası Batı dünyasında ortaya çıkmıştır. modernitenin inşa ettiği sistemin en büyük aktörü olan ulus-devletin tek kültür, tek dil, ortak vatan, ortak idealler, ortak tarih gibi monist inşası homojen bir toplum hedefi gütmüştür. Ancak 1960’lardan itibaren modernitenin eleştirileri ile birlikte monist politikalar da tartışılmaya başlanmıştır. Uluslararası göçlerin etkileri, farklı etnik ve dinsel grupların kendi geleneklerini, kültürlerini yaşatma yönünde hak talepleri ulus-devleti zorlamaya başlamıştır. İşte çokkültürcülük böyle bir arka plandan hareketle ortaya çıkan ve farklı kimliklerin barış içinde bir arada yaşamasına imkan tanıyan adeta sihirli bir değnek gibi takdim edildi.
1980’lerle birlikte başladığı öne sürülen, 1990’larda da literatürde hakim hale gelen küreselleşme kavramı da çokkültürcü politikaları beslemiştir. Küreselleşmenin evrensellik, tek bir dünya, ortak Pazar gibi söylemleri çokkültürcülükle paraleldir. Her iki kavram da vaat ettikleri birlikte barış içinde yaşamı başarma konusunda sorunlar yaşamakta olup, toplumsal bütünleşmeyi tehdit eden riskleri arttırmıştır. Yaşadıkları toplumlarda azınlık konumunda olan etnik ve dinsel grupların tanınma talepleri demokratik ilkelerin de bir gereği gibi görünmekle birlikte, çokkültürcülük demokratik bir arada yaşamayı garanti etmekten uzaktır. Örneğin, Alman düşünür J. Habermas bu gerekçelerle anayasal yurttaşlık alternatifini daha doğru bulmaktadır.
Küreselleşme bir yandan bütünleşmeye dair mesajlar ve imkanlar sunmakla birlikte farklı toplumsal kesimleri aynı zamanda parçalamakta, bölmekte, yereli küresel karşısında zaafa uğratmaktadır. Çokkültürcülük politikalarının da bu zaman sürecinin bir ürünü olduğu düşünüldüğünde modern devletin demokratik ilkelerinin boşluklarından sızdığı, politikada, eğitimde, kültürel birlikte, bütünleşmede bir çok sorun odağı ortaya çıkardığı görülmektedir.
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Konular | Sosyoloji |
Bölüm | Araştırma Makaleleri |
Yazarlar | |
Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2020 |
Gönderilme Tarihi | 18 Eylül 2020 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2020 Sayı: 5 |
.