This study on the formation and future of religious education science examines the historical development, methodological foundations, and current status of the discipline of religious education within the tradition of theology in Turkey. The starting point of the research is the long-standing practice of conducting religious education within traditional teaching patterns and the late introduction of modern pedagogical methods into theology. The study examines the process of religious education becoming an academic discipline, starting with the pioneering role of Beyza Bilgin in the literature and continuing into the Republican era. In this context, the main objective of the study is to reveal how the science of religious education emerged, what problems it faced, and what possibilities it holds for the future.
The importance of the research lies in revealing that religious education is not merely a process of transmitting religious knowledge, but rather a pedagogical and methodological field that responds to the needs of individuals and society. The science of religious education is considered a discipline with independent methods and principles, drawing on both Islamic sciences and modern social sciences; it is directly linked to application areas such as teacher training, religious counseling, and guidance. In this respect, the study is important in that it examines both the historical roots of the field and its relationship with contemporary needs from a holistic perspective.
A descriptive and analytical approach was adopted as the method in the study. The place of religious education in higher education institutions throughout history, program changes, and developments such as the establishment of the “religious education chair” and “religious education department” were examined through document analysis. In addition, studies in the field were evaluated through content analysis, with a particular focus on the thematic distribution highlighted in postgraduate theses. Thus, the development trajectory, research orientations, and methodological diversity of religious education science have been presented in a comprehensive manner.
The findings of the research show that religious education science is shaped around four fundamental research dimensions: theological, historical, philosophical, and empirical. It was determined that Quran-centered theological research is particularly prominent in studies in Turkey; however, historical studies are limited, philosophical approaches are weak, and empirical research has not yet developed sufficiently. It was observed that modern educational sciences and social sciences are not sufficiently utilized in the field of religious education, and methodological diversity remains limited. Furthermore, it has been determined that expectations regarding the role and function of religious education courses in teacher training processes sometimes lead to misunderstandings in practice.
In conclusion, while addressing the current state of religious education science and the fundamental problems it faces, the study offers suggestions for the further development of the discipline in the future. It is emphasized that religious education science should utilize modern pedagogical methods while maintaining its connection with the Islamic scholarly tradition, strengthen interdisciplinary cooperation, and open new research areas appropriate to social needs. In particular, increasing empirical research, deepening theological research, and using historical methodology more effectively are presented as important developments that will contribute to the literature. Thus, it is anticipated that religious education science will have a stronger impact both in the academic world and in social life.
Religious Education Process of Scientification Faculties of Theology Teacher Training Future of Religious Education
Din eğitimi biliminin oluşumu ve geleceği üzerine yapılan bu çalışma, Türkiye’deki ilahiyat geleneğinde din eğitimi disiplininin tarihsel gelişimini, metodolojik temellerini ve günümüzdeki konumunu ele almaktadır. Araştırmanın çıkış noktası, din eğitimi alanının uzun süre geleneksel öğretim kalıplarıyla yürütülmesi ve modern pedagojik yöntemlerin ilahiyat bünyesine geç girmesidir. Çalışma, literatürde Beyza Bilgin’in öncü rolünden başlayarak Cumhuriyet dönemiyle birlikte din eğitiminin akademik bir disiplin haline geliş sürecini incelemektedir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, din eğitimi biliminin nasıl ortaya çıktığını, hangi problemlerle yüzleştiğini ve geleceğe yönelik hangi imkânları barındırdığını ortaya koymaktır.
Araştırmanın önemi, din eğitiminin sadece dini bilgi aktarma süreci değil, birey ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde pedagojik ve metodolojik bir alan olduğunun ortaya konulmasında yatmaktadır. Din eğitimi bilimi hem İslami ilimlerden hem de modern sosyal bilimlerden beslenen, bağımsız yöntem ve ilkeleri olan bir disiplin olarak değerlendirilmekte; öğretmen yetiştirme, dini danışmanlık ve rehberlik gibi uygulama alanlarıyla doğrudan ilişkilendirilmektedir. Bu yönüyle çalışma hem alanın tarihsel köklerini hem de çağdaş ihtiyaçlarla ilişkisini bütüncül bir bakış açısıyla incelemesi bakımından önem taşımaktadır.
Çalışmada durum çalışması modeli esas alınmış ve literatürden elde edilen veriler betimsel-analitik bir yaklaşımla çözümlenmiştir. Tarihsel süreçte din eğitiminin yükseköğretim kurumlarındaki yeri, program değişiklikleri, “din eğitimi kürsüsü” ve “din eğitimi anabilim dalı”nın kuruluşu gibi gelişmeler doküman incelemesiyle ele alınmıştır. Bunun yanında, alan yazındaki araştırmalar içerik analizi yoluyla değerlendirilmiş, özellikle lisansüstü tezlerde öne çıkan tematik dağılımlar üzerinde durulmuştur. Böylece din eğitimi biliminin gelişim çizgisi, araştırma yönelimleri ve metodolojik çeşitliliği bütüncül biçimde ortaya konmuştur.
Araştırmanın bulguları, din eğitimi biliminin dört temel araştırma boyutu etrafında şekillendiğini göstermektedir: teolojik, tarihsel, felsefi ve ampirik. Türkiye’deki çalışmalarda özellikle Kur’an merkezli teolojik araştırmaların öne çıktığı; buna karşın tarihsel incelemelerin sınırlı, felsefi yaklaşımların zayıf, ampirik araştırmaların ise henüz yeterli düzeyde gelişmediği tespit edilmiştir. Din eğitimi alanında modern eğitim bilimlerinden ve sosyal bilimlerden yeterince yararlanılamadığı, metodolojik çeşitliliğin sınırlı kaldığı gözlemlenmiştir. Ayrıca öğretmen yetiştirme süreçlerinde din eğitimi derslerinin rolü ve işlevine ilişkin beklentilerin, uygulamada zaman zaman yanlış anlaşılmalara yol açtığı belirlenmiştir.
Sonuç olarak, çalışma din eğitimi biliminin günümüzde geldiği noktayı ve karşılaştığı temel sorunları ele alırken, gelecekte disiplinin daha da gelişebilmesi için öneriler sunmaktadır. Din eğitimi biliminin İslam ilim geleneğiyle bağını koruyarak modern pedagojik yöntemlerden yararlanması, disiplinler arası iş birliğini güçlendirmesi ve toplumsal ihtiyaçlara uygun yeni araştırma alanları açması gerektiği vurgulanmaktadır. Özellikle ampirik araştırmaların artırılması, teolojik araştırmaların derinleştirilmesi ve tarihsel metodolojinin daha etkin kullanılması, literatüre katkı sağlayacak önemli açılımlar olarak sunulmaktadır. Böylelikle din eğitimi biliminin hem akademik dünyada hem de toplumsal hayatta daha güçlü bir etki alanı oluşturacağı öngörülmektedir.
Din Eğitimi Bilimselleşme Süreci İlahiyat Fakülteleri Öğretmen Yetiştirme Din Eğitiminin Geleceği
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Dini Araştırmalar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 17 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 28 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 30 |