Religiosity Profiles Across 63 Countries and Türkiye’s Boundary Position: World Values Survey Wave 7
Öz
This study develops a data-driven country-level typology of religiosity from the World Values Survey (WVS) Wave 7 cross-national dataset (2017–2022, V6.0) and situates Türkiye within it. Comparative psychology of religion has largely represented cross-national religious variation through dimensional models such as the Inglehart–Welzel cultural map; partitional schemes that assign countries to mutually exclusive profile groups remain less developed. The question here is whether the global religious landscape reduces to a small number of coherent country profiles and how those profiles track other social attitudes. The WVS-7 V6.0 dataset contains 97,220 respondents across 66 countries and territories. Fourteen indicators covering belief, practice, salience, religious authority claims, and institutional participation were aggregated to country means, and after listwise exclusion of Egypt, Iraq, and Kyrgyzstan, the K-means analysis used 63 countries and territories. Principal component analysis yielded a dominant religiosity continuum accounting for 76.9% of the variance and a separate institutional component accounting for 8.7% (KMO = .905; Bartlett χ²(91) = 1536.65, p < .001). Clustering recovered three profiles: low religiosity (n = 16), moderate or mixed religiosity (n = 26), and high religiosity (n = 21), with a pooled partition R² of .70 and a Calinski–Harabasz analog of 70.13. Stability diagnostics mark the limits of the partition rather than confirming it. Average silhouette width favors the two-cluster solution (.456 against .352), Jaccard recovery under bootstrap resampling stays below the conventional threshold (.570 at k = 3), and the Hopkins statistic is .614. Country assignments, by contrast, are stable: countries keep their cluster in 95.4% of subsamples on average and 52 of the 63 exceed the .90 mark. The typology is therefore presented as an interpretively productive partition of a dominant continuum, not as a recovery of natural kinds. Sensitivity tests point the same way: removing institutional membership leaves the partition intact (adjusted Rand index = 1.00), while removing three belief items moves twelve countries (ARI = .51). Five of seven external measures differentiate the clusters in the expected directions, and mean Human Development Index values run .883, .809, and .682 from low to high religiosity (η² = .47), correlating with the first component at −.72. Türkiye belongs to the high-religiosity cluster but sits near its edge: fifth from the bottom on the first component, lowest in the cluster on religious organization membership (z = −1.25), highest in the cluster on human development (.842), and among the countries that move to the moderate cluster when the belief items are dropped. In the Türkiye subsample, belief in God is flat across cohorts (94.7% to 95.7%) while religious self-identification falls from 76.6% among respondents aged 45 and over to 66.8% among those aged 18 to 29. Attendance at religious services further separates men and women by 47.6 points, whereas the other thirteen indicators differ by less than one point, indicating that the item reflects the structure of congregational obligation rather than the intensity of devotion.
Anahtar Kelimeler
63 Ülkede Dindarlık Profilleri ve Türkiye’nin Sınır Konumu: Dünya Değerler Araştırması Yedinci Dalga
Öz
Bu çalışma, Dünya Değerler Araştırması (World Values Survey, WVS) Yedinci Dalga (2017–2022, V6.0) verileriyle ülke düzeyinde veriye dayalı bir dindarlık tipolojisi geliştirmekte ve Türkiye’nin bu tipoloji içindeki konumunu ayrıntılandırmaktadır. Karşılaştırmalı din psikolojisinde ülke düzeyindeki dinî farklılaşma çoğunlukla Inglehart–Welzel kültürel haritası gibi boyutsal modellerle temsil edilmiş, ülkeleri birbirini dışlayan profil gruplarına ayıran partisyonel yaklaşımlar görece az kullanılmıştır. Çalışmanın sorusu, dünya genelindeki dindarlık profillerinin az sayıda tutarlı tiple özetlenip özetlenemeyeceği ve bu tiplerin başka tutum alanlarıyla nasıl ilişkilendiğidir. WVS-7 V6.0 veri seti 66 ülke ve bölgede 97.220 yanıt içermektedir; inanç, ibadet, önem, dinî otorite iddiası ve kurumsal katılım boyutlarını kapsayan on dört gösterge ülke ortalamalarına dönüştürülmüş, Mısır, Irak ve Kırgızistan’ın liste bazlı dışlanmasından sonra 63 ülke ve bölge üzerinde K-ortalamalar analizi yürütülmüştür. Temel bileşenler analizi varyansın yüzde 76,9’unu açıklayan baskın bir dindarlık sürekliliği ile yüzde 8,7’sini açıklayan ayrı bir kurumsal katılım bileşeni ortaya koymuştur (KMO = ,905; Bartlett χ²(91) = 1536,65; p < ,001). Kümeleme, düşük (n = 16), orta (n = 26) veya karışık (n = 21) dindarlık olmak üzere üç profil üretmiştir (partisyon R² = ,70; Calinski–Harabasz analoğu = 70,13). Kararlılık tanılamaları tipolojinin sınırlarını açıkça göstermektedir: ortalama siluet genişliği iki kümeli çözümü tercih etmekte (,456’ya karşı ,352), Jaccard geri kazanımı önyükleme altında eşiğin altında kalmakta (k = 3 için ,570), Hopkins istatistiği ,614 olarak hesaplanmaktadır. Buna karşılık ülke bazında atama kararlılığı yüksektir; ülkeler alt örneklemelerin ortalama yüzde 95,4’ünde kendi kümelerinde kalmakta ve 63 ülkenin 52’si yüzde 90 eşiğini aşmaktadır. Bulgular bütünüyle ele alındığında tipoloji doğal sınırlara sahip üç grubun keşfi değil baskın bir süreklilik üzerinde yorumsal olarak verimli bir bölümleme olarak sunulmaktadır. Duyarlılık testleri de aynı yöne işaret etmektedir: kurumsal üyelik göstergesi çıkarıldığında bölümleme değişmemekte (düzeltilmiş Rand indeksi = 1,00), üç inanç maddesi çıkarıldığında ise on iki ülke yer değiştirmektedir (DRİ = ,51). Dış geçerlik için ele alınan yedi ölçünün beşinde kümeler alanyazının öngördüğü yönde ayrışmıştır; insani gelişme endeksi ortalamaları düşükten yükseğe doğru ,883, ,809 ve ,682 olarak sıralanmakta (η² = ,47) ve birinci bileşenle −,72 düzeyinde ilişkilenmektedir. Türkiye yüksek dindarlık kümesindedir; ancak birinci bileşende kümenin alttan beşinci ülkesidir, dinî örgüt üyeliğinde kümenin en düşük değerini taşımakta (z = −1,25) ve kümenin en yüksek insani gelişme değerine (,842) sahiptir. Üç inanç maddesi çıkarıldığında da orta kümeye geçmektedir. Türkiye örnekleminde Tanrı’ya inanç kuşaklar arasında sabit kalırken (yüzde 94,7–95,7) dinî öz-tanımlama 45 yaş üstünde yüzde 76,6’dan 18-29 kuşağında yüzde 66,8’e gerilemektedir. Ayrıca ibadete katılım maddesi Türkiye’de cinsiyete göre 47,6 puanlık bir fark üretmekte, bataryadaki diğer on üç göstergede ise cinsiyet farkı bir puanın altında kalmaktadır; bu örüntü söz konusu maddenin dindarlık yoğunluğunu değil cemaat yükümlülüğünün yapısını ölçtüğünü göstermektedir.
Anahtar Kelimeler