Askerî Sistemde Yapay Zekâ ve Algoritmik Otonomi: Stratejik Dönüşüm ve Riskler
Öz
Askerî örgütler yeni teknolojileri tarihsel olarak hızlı biçimde benimsemektedir; ancak yapay zekâ (YZ), önceki askerî yeniliklerden farklı olarak yalnızca operasyonel kapasiteyi artıran bir araç değil, aynı zamanda savaşın doğasını ve stratejik istikrarın temel dinamiklerini dönüştüren çok katmanlı değişimler ortaya çıkarmaktadır. YZ, tekil bir silah sistemi olmanın ötesinde; askerî platformlara, komuta-kontrol mimarilerine, istihbarat süreçlerine ve karar alma mekanizmalarına entegre edilebilen genel amaçlı bir teknoloji niteliği taşımaktadır. Bu yönüyle YZ, savaş alanındaki hız, otomasyon ve veri işleme kapasitesini benzeri görülmemiş ölçüde artırırken, insan muhakemesi ile algoritmik karar alma arasındaki ilişkiyi de yeniden şekillendirmektedir.
Bu çalışma, askerî YZ’nin uluslararası ve nükleer istikrar üzerindeki etkilerini iki bağlantılı boyutta incelemektedir: algoritmik karar alma süreçlerinden kaynaklanan riskler ile algoritmik caydırıcılığın ortaya çıkardığı yapısal kırılganlıklar. Normal Kaza Teorisi temelinde geliştirilen analiz, yüksek derecede karmaşık ve sıkı bağlantılı sistemlerde kazaların kaçınılmaz hâle geldiği varsayımından hareketle, YZ’nin hız, veri yoğunluğu ve otomasyon baskısını artırarak öngörülebilirlik, rasyonellik ve hesap verebilirlik gibi stratejik istikrarın temel varsayımlarını aşındırdığını ileri sürmektedir.
YZ destekli askerî sistemler, devletler arasındaki teknolojik rekabeti hızlandırarak güvenlik ikilemini daha kırılgan bir zemine taşımaktadır. Algoritmik süreçlerin şeffaf olmaması karar mekanizmalarının denetlenebilirliğini zorlaştırırken, hız odaklı askerî rekabet stratejik sabır ve diplomatik müdahale alanını daraltmaktadır. Bu durum özellikle nükleer silahlara sahip devletler arasındaki kriz dinamiklerini daha hassas ve öngörülemez hâle getirmektedir. Bu bağlamda YZ, yalnızca operasyonel kapasiteyi artıran bir teknoloji değil; uluslararası güvenlik mimarisini dönüştüren, caydırıcılık ilişkilerini yeniden yapılandıran ve stratejik istikrarın doğasını yeniden şekillendiren sistem-şekillendirici bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır.
Anahtar Kelimeler
Askeri Yapay Zekâ, Stratejik İstikrar, Algoritmik Caydırıcılık, Otonom Silah Sistemleri, Anlamlı İnsan Kontrolü
Artificial Intelligence And Algorithmic Autonomy In The Military System: Strategic Transformation And Risks
Öz
Military organizations have historically adopted new technologies rapidly; however, unlike previous military innovations, artificial intelligence (AI) is not merely a tool that enhances operational capacity, but also a general-purpose technology that produces multilayered transformations affecting the nature of warfare and the fundamental dynamics of strategic stability. Beyond being a singular weapons system, AI can be integrated into military platforms, command-and-control architectures, intelligence processes, and decision-making mechanisms. In this respect, AI significantly increases the speed, automation, and data-processing capacity of the battlefield while simultaneously reshaping the relationship between human judgment and algorithmic decision-making.
This study examines the effects of military AI on international and nuclear stability through two interconnected dimensions: the risks arising from algorithmic decision-making processes and the structural vulnerabilities produced by algorithmic deterrence. Drawing on Normal Accident Theory, the analysis argues that accidents become inevitable in highly complex and tightly coupled systems, and contends that AI intensifies pressures of speed, data density, and automation, thereby eroding the core assumptions of strategic stability such as predictability, rationality, and accountability.
AI-enabled military systems also accelerate technological competition among states, making the security dilemma more fragile. The opacity of algorithmic processes complicates the oversight of decision-making mechanisms, while speed-driven military competition narrows the space for strategic patience and diplomatic intervention. This dynamic renders crisis interactions between nuclear-armed states increasingly sensitive and unpredictable. In this context, AI emerges not merely as a technology that enhances operational effectiveness, but as a system-shaping force that transforms the international security architecture, restructures deterrence relations, and redefines the nature of strategic stability.
Anahtar Kelimeler
Military Artificial Intelligence, Strategic Stability, Algorithmic Deterrence, Autonomous Weapon Systems, Meaningful Human Control