The production and regulation of space is not merely a matter of physical design; it is a multidimensional phenomenon shaped by social, legal, and political dynamics. In this context, the tension between property rights, public interest, and spatial justice constitutes a central axis defining both the theoretical and practical dimensions of urban planning. In international literature, the debates on property rights in planning and public interest in urban governance also emphasize the fragile balance between planning legitimacy and individual rights.
This study examines the interplay of these three dimensions within legal, theoretical, and practical frameworks. Based on constitutional and statutory provisions, it discusses the boundaries of property rights and the restrictions introduced on the grounds of public interest, while also evaluating the role of planning and cadastral regulations in shaping planning practices. The theoretical framework is grounded in the concepts of spatial justice and the social production of space, analysing the impact of planning decisions on property alongside the spatial reflections of social inequalities.
On the practical level, recent judicial decisions in Türkiye are analysed to highlight property-related disputes. Findings show that outdated base maps, the lack of integration of cadastral data, neglect of natural features, miscalculations in land readjustments, and inequities in parcel distribution frequently lead to the annulment of plans.
The results indicate that balancing property rights and public interest requires not only normative regulations but also technically accurate, transparent, and participatory planning processes. Accordingly, the study recommends regular updates of cadastral and base maps, transparent justification of public interest decisions, and the strengthening of participatory mechanisms. Ultimately, planning decisions that neglect property rights face resistance both legally and socially, undermining sustainable urban development.
property rights public interest spatial justice planning law judicial annulments
Mekânın üretimi ve düzenlenmesi, yalnızca fiziksel tasarım süreci değil; aynı zamanda toplumsal, hukuki ve politik ilişkilerin iç içe geçtiği çok boyutlu bir olgudur. Bu bağlamda mülkiyet hakkı, kamu yararı ve mekânsal adalet arasındaki gerilim, planlama disiplininin hem kuramsal hem de uygulamalı boyutlarını belirleyen temel eksenlerden biridir. Uluslararası literatürde “property rights in planning (planlamada mülkiyet hakkı)” ve “public interest in urban governance (kent yönetiminde kamu yararı)” tartışmaları da, planlamanın meşruiyet zemini ile bireysel haklar arasındaki kırılgan dengeyi vurgulamaktadır.
Bu çalışma, söz konusu üçlü ilişkiyi hukuki, kuramsal ve uygulamalı düzeylerde incelemektedir. Anayasal ve yasal çerçeve üzerinden mülkiyet hakkının sınırları ile kamu yararı gerekçesiyle getirilen kısıtlamalar tartışılmış; imar ve kadastro mevzuatının planlama süreçlerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Kuramsal çerçeve, mekânsal adalet ve mekânın toplumsal üretimi yaklaşımlarına dayandırılarak, plan kararlarının mülkiyet üzerindeki etkileri toplumsal eşitsizliklerle bağlantılı biçimde ele alınmıştır.
Uygulama boyutunda ise güncel yargı kararları üzerinden mülkiyet ihtilafları analiz edilmiştir. Halihazır haritaların güncel olmaması, kadastro verilerinin dikkate alınmaması, doğal unsurların göz ardı edilmesi, düzenleme ortaklık payı oranlarının hatalı belirlenmesi ve parselasyon süreçlerinde adaletin gözetilmemesi gibi nedenlerin plan iptallerine yol açtığı tespit edilmiştir.
Bulgular, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki dengenin yalnızca normatif düzenlemelerle değil, teknik doğruluk, şeffaflık ve katılımcı süreçlerle desteklenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu kapsamda mülkiyet verilerinin güncel tutulması, halihazır haritaların düzenli yenilenmesi ve kamu yararı kararlarının gerekçeli biçimde açıklanması önerilmektedir. Sonuç olarak, mülkiyet boyutunu ihmal eden planlama kararları, hukuki ve toplumsal düzeyde dirençle karşılaşmakta ve sürdürülebilir kentsel gelişimi olumsuz etkilemektedir.
mülkiyet hakkı kamu yararı mekansal adalet imar hukuku yargısal iptaller
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Şehir ve Bölge Planlama |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 2 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 16 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.5281/zenodo.18095705 |
| IZ | https://izlik.org/JA72XL29ZK |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 07 Sayı: 02 |