In this article, I examined the transformation of ethnographic practices in Turkey since the mid-20th century by comparing different methodological and narrative strategies. I began with a review of Orhan Acıpayamlı’s 1950s thesis, Ethnographic Research on Housing and Related Practices in Acıpayam and Its Surroundings, which exemplified the classical monographic tradition through an “objective descriptive” approach. In this case, the researcher remained an invisible observer, and the subject matters including rural architecture, belief systems, and rituals were presented in a cataloguing framework. In contrast, I explored Mehmet Ali Sevgi’s 2015 thesis, Writing Migration: Lives as Ethnographic Fiction, employing experimental and autoethnographic methods to blend fiction with ethnographic data. This approach not only conveys fieldwork but also foregrounds the researcher’s subjectivity, the inner experiences of migrants, and theoretical inquiry. The difference between these two works is not merely methodological; it is also literary and epistemological. While Acıpayamlı’s structural-functionalist perspective portrayed cultural phenomena as components of a holistic system, Sevgi’s postmodern stance brought identity, subjectivity, and power relations into focus. I posited that this contrast reflected a broader shift in Turkish ethnography, characterized by a transition from objectivity to subjectivity, and from cataloguing to fiction. In conclusion, I questioned whether achieving a synthesis between these extremes was possible. I suggested that researchers might develop hybrid models that integrate classical descriptive methods with autoethnographic, experimental, or fictional techniques. Such hybridization could preserve the archival value of description while making visible the human/non-human, emotional, and theoretical dimensions of fieldwork. Therefore, I approached the transformation of ethnography in Turkey not merely as a historical phenomenon, but as a contemporary, multifaceted debate on how reality is to be written.
Ethnography Experimental Ethnography Traditional Ethnography Acıpayamlı Sevgi
This study does not require ethical committee approval.
This research has not been supported by any institution.
This study was conducted during the 2024–2025 spring semester as part of the “Research Methods” course, taught by Prof. Dr. Serpil AYGÜN CENGİZ, within the Master’s Program in Folklore at Ankara University. I would like to express my sincere gratitude to my esteemed advisor, Prof. Dr. Serpil AYGÜN CENGİZ, whose guidance and critical insights have significantly broadened my intellectual horizon throughout the development of this article, which offers a comparative analysis of the theoretical and formal transformations in ethnographic writing in Turkey. I also wish to extend my heartfelt thanks to my classmates -Nurullah Yavaş, İrem Taşçı, Emin Ölbeci, Hakan Ersöz, Başak Acınan, Muhammed Hanifi Küntuğ, and Ayşe Gürhan- whose thoughtful contributions and spirited discussions have deeply enriched our collective learning experience and meaningfully shaped my own reflections. I am especially grateful to Sebahat Gökçe Ağbaş for her meticulous final review of the text and her invaluable support in refining both its content and linguistic clarity. I dedicate this work to all researchers who approach ethnography not merely as a methodological tool, but as an ethical encounter, a literary craft, and a space for intellectual struggle.
Bu makalede, Türkiye’deki etnografik çalışmaların 20. yüzyıl ortalarından itibaren geçirdiği dönüşümü, farklı yöntem ve yazım stratejilerinin somut örnekleri üzerinden incelemekteyim. Orhan Acıpayamlı’nın 1950’lerde tamamladığı “Acıpayam ve çevresinde mesken ve mesken ile ilgili etnografik araştırmalar” başlıklı tez, döneminin klasik monografi geleneğini yansıtarak “nesnel betimleme” odaklı bir yaklaşıma dayanır. Bu tezde, araştırmacı görünmez bir gözlemci konumunda kalır ve ayrıca kırsal mimari, inanç sistemleri ve ritüeller gibi unsurlar, büyük ölçüde betimleyici ve kataloglayıcı bir çerçevede ele alınır. Buna karşın, Mehmet Ali Sevgi’nin “Writing Migration: Lives as Ethnographic Fiction” başlıklı 2015 tarihli tezi, “deneysel etnografi” ve otoetnografik yöntemleri öne çıkararak kurgusallık ile etnografik veriyi bir arada kullanır. Bu yaklaşım, yalnızca saha verilerinin aktarımıyla sınırlı kalmayıp, araştırmacının öznel konumunu, göçmenlerin içsel deneyimlerini ve kuramsal tartışmaları metnin merkezine yerleştirir. İki çalışma arasındaki farklılık, basit bir yöntem seçimi farklılığından ziyade, yazınsal ve epistemolojik düzeyde ortaya çıkar. Acıpayamlı’nın yapısal-işlevselci izler taşıyan yöntemi, kültürel ve toplumsal olguları bütüncül bir işleyişin parçaları olarak betimlerken; Sevgi’nin postmodern sosyal kuramlarla kesişen yaklaşımı, kimlik inşası, öznellik ve iktidar ilişkileri gibi temaları ön plana çıkarmaktadır. Bu anlamda, makalenin odaklandığı karşıtlık, Türkiye etnografyasında “nesnellikten öznelliğe” ve “kataloglamadan kurmacaya” doğru gerçekleşen dönüşümün izdüşümü niteliğindedir. Sonuç bölümünde, bu iki uç örnek arasında bir sentezin mümkün olup olmadığını tartışıp, araştırmacıların klasik betimleyici yöntemleri otoetnografik, deneysel veya kurmaca öğelerle harmanlayarak daha melez modeller üretebileceklerini ileri sürmekteyim. Böylelikle, hem “arşiv değeri” açısından değerli betimleme verileri korunabilir hem de sahadaki beşeri/beşeri olmayan, duygusal ve kuramsal boyutlar daha güçlü biçimde görünür. Dolayısıyla, makalede, Türkiye’de etnografyanın geçirdiği dönüşümü yalnızca tarihsel bir olgu olarak değil, “gerçekliğin nasıl yazılacağı”na dair güncel ve çok yönlü bir tartışma zemini olarak ele almaktayım.
Etnografi Deneysel Etnografi Klasik Etnografi Acıpayamlı Sevgi
Bu çalışmada etik kurul izni gerekmemektedir.
Bu çalışma hiçbir kurum tarafından desteklenmemiştir.
Bu çalışma, 2024–2025 bahar döneminde Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkbilimi Yüksek Lisans Programı kapsamında, Prof. Dr. Serpil AYGÜN CENGİZ tarafından yürütülen “Araştırma Yöntemleri” dersi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu makalenin, Türkiye'deki etnografik yazının kuramsal ve biçimsel dönüşümlerine dair karşılaştırmalı bir analiz sunan gelişim süreci boyunca, değerli danışmanım Prof. Dr. Serpil AYGÜN CENGİZ’in rehberliği ve eleştirel katkıları düşünsel ufkumu büyük ölçüde genişletmiştir; kendisine en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca, ortak öğrenme deneyimimizi derinleştiren ve düşünsel yönelimimi anlamlı biçimde şekillendiren katkıları için sevgili sınıf arkadaşlarım Nurullah Yavaş, İrem Taşçı, Emin Ölbeci, Hakan Ersöz, Başak Acınan, Muhammed Hanifi Küntuğ ve Ayşe Gürhan’a içtenlikle teşekkür ederim. Metnin son okumasını titizlikle gerçekleştiren ve hem içerik hem de dilsel bütünlük açısından kıymetli katkılar sunan Sebahat Gökçe Ağbaş’a özel bir teşekkür borçluyum. Bu çalışmayı, etnografyayı yalnızca bir araştırma yöntemi olarak değil, aynı zamanda etik bir karşılaşma, edebi bir ifade biçimi ve entelektüel bir mücadele alanı olarak gören tüm araştırmacılara ithaf ediyorum.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Antropoloji (Diğer), Etnoloji, Sosyal Teori |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 18 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 6 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 17 Sayı: 1 |
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY-NC) ile lisanslanmıştır.