Müslüman-Hristiyan çatışmasının yoğun olarak yaşandığı Akdeniz havzasında, özellikle Haçlı Seferleri, deniz savaşları ve sınır çatışmaları gibi süreçlerde çok sayıda Hristiyan, Müslümanlar tarafından esir alınmış, bu durum Batı Hristiyan dünyasında krize yol açmıştır. Esir alınan Hristiyanların İslam topraklarında din değiştirme ve kimlik kaybı yaşama ihtimali, Hristiyanlar tarafından tehdit olarak değerlendirilmiştir. Bu makale, Müslümanların esir aldığı Hristiyanların kurtarılmasına yönelik faaliyetler yürüten Triniteryen Tarikatı’nın Orta Çağ faaliyetlerini incelemektedir. Triniteryenler, Selâhaddin Eyyûbî’nin Kudüs’ü fethinin sonrasında Papalık desteğiyle hızla kurumsallaşarak başta Fransa olmak üzere Avrupa genelinde örgütlenmitir. Tarikat, esirlerin fidyeyle kurtarılmasını hedefleyen faaliyetlerini, büyük ölçüde halktan ve soylulardan topladığı bağışlarla finanse etmiş; ekonomik kaynaklarını çeşitli bağış sistemleri ve vergi muafiyetleri yoluyla sürdürülebilir hâle getirmiştir. Triniteryenler, bu bağlamda yalnızca bir dini topluluk değil, aynı zamanda esaret krizine müdahale eden etkili bir diplomatik ve mali yapı işlevi görmüştür. Çalışma, Müslümanlar ile Hristiyanlar arasındaki çatışmaların merkezinde yer alan esaret olgusunun, Orta Çağ'da yalnızca bir savaş sonucu değil, aynı zamanda dinî inançlar, ekonomik çıkarlar ve siyasi stratejilerle iç içe geçmiş çok yönlü bir meseleye nasıl dönüştüğünü ortaya koymayı hedeflemektedir. Çalışmada, arşiv belgeleri, papalık fermanları, döneme ait kaynaklar ve araştırma eserleri kullanılarak kapsamlı bir analiz yapılmıştır.
Akdeniz’de Esaret Müslüman-Hristiyan İlişkileri Triniteryen Tarikatı Fidye Uygulamaları Esirler.
In the Mediterranean basin, where Muslim-Christian conflict was particularly intense, especially during the Crusades, naval battles, and border skirmishes, a significant number of Christians were captured by Muslim forces. This widespread captivity gave rise to a crisis within Western Christendom. The possibility that these Christian captives might convert to Islam or experience a loss of religious and cultural identity was perceived by Latin Christians as a grave threat. This article examines the activities of the Trinitarian Order, which was established to secure the release of Christians taken captive by Muslims during the Middle Ages. Following the conquest of Jerusalem by Saladin, the Trinitarians quickly institutionalized with papal support and expanded their organization throughout Europe, particularly in France. The Order financed its ransom operations largely through donations collected from the laity and nobility and developed a sustainable economic base through various donation mechanisms and tax exemptions. In this context, the Trinitarians functioned not only as a religious community but also as an effective diplomatic and financial structure that intervened in the crisis of captivity. This study aims to demonstrate how the phenomenon of captivity, situated at the heart of Muslim-Christian conflict, evolved in the medieval period into a multifaceted issue intertwined with religious beliefs, economic interests, and political strategies, rather than being merely a byproduct of war. The analysis is based on archival documents, papal bulls, contemporary sources, and modern scholarly research.
Captivity in the Mediterranean Muslim-Christian Relations Trinitarian Order Ransom Practices Slaves.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tarihsel Çalışmalar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 9 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 64 |