Developing economies, marked by resource constraints, institutional voids, escalated international rivalry, political instability, market and industry volatility, encounter distinct competitive dilemmas, intensifying operational challenges for organisations seeking competitive advantage, yet limited research addresses how strategic orientations function in such contexts. This theoretical study, derived from dynamic capabilities, ambidexterity and contingency theories, examines how exploration and exploitation distinctly influence competitive advantage, investigating mediating and moderating relationships and institutional mechanisms thereof, within the developing economy context. The theoretical framework demonstrates that exploration driven resilience fosters competitive advantage through adaptive strategic competencies, knowledge diversification, situational responsiveness and strategic alignment, whereas exploitation driven strategic agility facilitates positional leverage through procedural and operational optimisation, and structured resource realignment, while competitive intensity and market turbulence act as critical boundary conditions amplifying the theorised relationships. This framework, through distinct capability fostering pathways configured for regulatory and contextual intricacy, advances ambidexterity theory as balancing exploration and exploitation in continuum rather than the simultaneous pursuit thereof, yielding actionable insights, and guiding capability development parameters amidst structural and capability limitations.
Strategic Orientations Competitive Advantage Organisational Resilience Strategic Agility Market Turbulence
Kaynak kısıtlamaları, kurumsal boşluklar, artan uluslararası rekabet, politik istikrarsızlık, pazar ve endüstri dalgalanmaları ile karakterize edilen gelişmekte olan ekonomiler, rekabet avantajı arayan organizasyonlar için operasyonel zorlukları yoğunlaştıran farklı rekabet ikilemleri ile karşılaşmaktadır, ancak stratejik yönelimlerin bu tür bağlamlarda nasıl işlev gördüğüne ilişkin sınırlı araştırma bulunmaktadır. Dinamik yetenekler, çift yönlülük ve durumsallık teorilerinden türetilen bu teorik çalışma, keşif ve sömürünün rekabet avantajını nasıl farklı şekillerde etkilediğini incelemekte, gelişmekte olan ekonomi bağlamında aracı ve düzenleyici ilişkileri ve kurumsal mekanizmaları araştırmaktadır. Teorik çerçeve, keşif odaklı dayanıklılığın adaptif stratejik yetkinlikler, bilgi çeşitlendirmesi, durumsal duyarlılık ve stratejik uyum yoluyla rekabet avantajı sağladığını, buna karşın sömürü odaklı stratejik çevikliğin prosedürel ve operasyonel optimizasyon ve yapılandırılmış kaynak yeniden düzenlemesi aracılığıyla konumsal avantaj oluşturduğunu, rekabet yoğunluğu ve pazar çalkantısının ise teorileştirilen ilişkileri güçlendiren kritik sınır koşulları olarak işlev gördüğünü göstermektedir. Bu çerçeve, düzenleyici ve bağlamsal karmaşıklık için yapılandırılmış farklı yetenek geliştirme yolları aracılığıyla, çift yönlülük teorisini keşif ve sömürünün eşzamanlı takibi yerine bir süreklilik içinde dengelenmesi olarak ilerletmekte, uygulanabilir içgörüler sağlamakta ve yapısal ve yetenek sınırlamaları içinde yetenek geliştirme parametrelerine rehberlik etmektedir.
Stratejik Oryantasyonlar Rekabet Avantajı Örgütsel Dayanıklılık Stratejik Çeviklik Pazar Türbülansı
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | İş Analitiği, Kriz ve Konu Yönetimi, Organizasyon ve Yönetim Teorisi, Organizasyonel Planlama ve Yönetim, Paydaş Katılımı, Strateji, Sürdürülebilir Operasyon Yönetimi, Uluslararası İşletme |
| Bölüm | Tez Özeti |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 14 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 30 Haziran 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 9 Sayı: 19 |