This article approaches Bilge Karasu’s A Long Day’s Evening by interpreting iconoclasm not merely as a theological or aesthetic phenomenon, but as a form of legal conflict. Within the context of Byzantine iconoclasm, the prohibition of images is evaluated through disputes over property, authority, legitimacy, and rights; the study emphasizes that iconoclasm constitutes a law-making act of sovereignty that determines which symbols are deemed legitimate. The analysis examines how the stories “Ada,” “Tepe,” and “Dutlar” each portray law’s capacity to reconstruct the symbolic order, as well as the individual’s position and strategies of resistance against this reconstruction. Drawing on theorists such as Carl Schmitt, Giorgio Agamben, Michel Foucault, Hans Kelsen, and Judith Butler, the article conceptualizes iconoclasm in terms of the exercise of sovereignty under the state of exception, law’s intervention into symbols, and the reduction of the individual to “bare life.” It argues that iconoclasm remains operative today as a technique of sovereignty enacted through the regulation of monuments, symbols, and images, and demonstrates that Karasu’s narrative is not only a historical case but also a cautionary text for contemporary legal and political theory. Ultimately, the article positions iconoclasm not as an aesthetic gesture but as a “legal conflict” in which sovereignty rewrites the normative order with the violence of law itself.
Bİlge Karasu Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı İconoclasm Sovereignty
Bu makale, Bilge Karasu’nun “Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı” adlı eserinde ikonoklazmı yalnızca teolojik ya da estetik bir fenomen olarak değil, hukuki bir çatışma biçiminde ele almaktadır. Bizans ikonoklazmı bağlamında ortaya çıkan tasvir yasağı; makalede mülkiyet, otorite, meşruiyet ve hak çatışmaları üzerinden değerlendirilmekte; ikonoklazmın, hangi sembolün meşru sayılacağına karar veren otoritenin hukuk kurucu eylemi olduğu vurgulanmaktadır. “Ada”, “Tepe” ve “Dutlar” öykülerinin her birinde hukukun; sembolik düzeni yeniden kurma kudretini, bireyin bu yeniden kurulum karşısındaki konumunu ve direniş stratejilerini analiz etmektedir. Carl Schmitt, Giorgio Agamben, Michel Foucault, Hans Kelsen ve Judith Butler gibi kuramcıların yaklaşımlarıyla desteklenen tartışmada ikonoklazm; istisna hâlinde egemenliğin icrası, hukukun sembollere müdahalesi ve bireyin çıplak hayata indirgenişi bağlamında kavramsallaştırılmaktadır. Makale, ikonoklazmın günümüzde de anıtların, sembollerin ve imgelerin düzenlenmesi üzerinden işleyen bir egemenlik tekniği olduğunu ileri sürmekte; Karasu’nun anlatısının yalnızca tarihsel bir vaka değil, çağdaş hukuk ve siyaset kuramı açısından da uyarıcı bir metin olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak ikonoklazm, yalnızca estetik bir jest değildir. Egemenliğin norm koyucu şiddetiyle hukuk düzenini ateşle yeniden yazdığı bir hukuki ihtilaf olarak konumlandırılmaktadır.
Bilge Karasu Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı İkonoklazm Egemenlik
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Sahası Yeni Türk Edebiyatı |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 23 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 9 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 19 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 16 Sayı: 31 |