The history of trade is as old as humanity's emergence as a society. Commercial activities played a significant role in the spread of cultural interactions, particularly language and religion, as well as economic relations. The development of land and sea routes was decisive in the expansion of commercial activities beyond the individual scale to encompass states and even continents. Turks, living within a steppe culture, held a significant place in the history of trade routes, especially in the pre-Islamic period. Contrary to popular belief, the Turks were able to establish high-level economic organizations and long-distance trade relations. Thanks to the equestrian lifestyle that formed the basis of their lifestyle, the Turks, with their speed, mobility, and security, became important actors on the great land routes extending east-west and north-south. Turkic states, such as the Huns, Göktürks, Uyghurs, European Huns, Bulgars, and Khazars, which have left their mark on history, played significant roles in trade networks extending from Turkestan to Eastern Europe. They not only secured and protected these routes, known as the Silk and Fur Routes, but also oversaw their proper operation and sustained their commercial activities. This study, after explaining how the issue was raised and why it was chosen, will examine the dominance of the pre-Islamic Turks on the trade routes, their impact on the economic and cultural history of the trade routes, and their contribution to global trade through the products they disseminated.
Ticaretin tarihi, insanlığın toplum halinde yaşamaya başlamasıyla yaşıttır. Ekonomik ilişkiler kadar, başta dil ve din olmak üzere kültürel etkileşimlerin yayılmasında ticari faaliyetlerin küçümsenmeyecek bir etkisi vardır. Ticari faaliyetlerin birey ölçeğini aşarak, devletler ve hatta kıtalar arası boyuta gelmesinde kara ve deniz yollarının gelişimi belirleyici olmuştur. Bozkır kültürü içerisinde yaşayan Türkler, özellikle İslam öncesi dönemde ticaret yolları tarihi içinde hatırı sayılır bir yere sahip olmuşlardır. Türkler, zannedilenin aksine yüksek düzeyde ekonomik organizasyonlar ve uzun mesafeli ticaret ilişkileri kurabilmişlerdir. Türkler, yaşam tarzlarının temelini oluşturan atlı yaşam biçimi sayesinde hız, hareket kabiliyeti ve güvenlik sağlama becerileri ile doğu-batı ve kuzey-güney eksenli büyük kara yollarının önemli aktörleri haline gelmişlerdir. Tarihe kazınan ve var oldukları döneme büyük izler bırakan Hun, Göktürk, Uygur, Avrupa Hun, Bulgar ve Hazar gibi Türk devletleri, Türkistan’dan Doğu Avrupa’ya kadar uzanan ticaret ağlarında büyük roller oynamışlardır. İpek yolu ve Kürk yolu olarak adlandırılan bu yolları, hem güven altına alarak korumuş, hem doğru biçimde çalışmasını denetlemiş hem de ticari faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Bu çalışmada, sorunun nasıl problematik haline getirildiği ve konunun neden seçildiği açıklandıktan sonra; İslam öncesi Türklerin ticaret yollarındaki hâkimiyeti, ticaret yolunun iktisadi ve kültürel tarihine olan etkileri ve yaygınlaştırdıkları ürünler üzerinden küresel ticarete olan katkıları incelenecektir.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türk Kültür Tarihi, Genel Türk Tarihi (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 11 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 11 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 19 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 16 Sayı: 31 |