The Ottoman Empire was defeated in the First World War and withdrew from the war with the Armistice of Mudros. Pursuant to the terms of the Armistice, it had to demobilize its army and surrender its weapons to the Entente Powers. Moving on from the provisions of the Armistice, the Entente Powers occupied the entire country. Based on the sharing agreements made during the First World War, France occupied the Sanjak of Alexandretta (İskenderun). Organizations against the enemy occupation began in the region. The Sanjak of Alexandretta was included within the borders of the Misak-ı Milli (National Pact), which was declared on January 28, 1920.
Following the successes achieved on the southern front of the National Struggle, this region was connected to Syria with a special status according to the Treaty of Ankara signed with France. This status continued in the Treaty of Lausanne, and the resolution of the issue was left to the post-Lausanne period. When Syria gained its independence from the French Mandate in 1936, Turkey brought the Hatay issue back to the agenda and initiated intense diplomatic efforts on the matter. As a result of Turkey's initiatives to the League of Nations, Hatay first transformed into an autonomous structure in 1937, and then became an independent state as the Republic of Hatay in 1938. Hatay joined Turkey on June 29, 1939.
During this period, the Armenians in Syria and Hatay also became involved in the process, developing various policies considering the future and interests of their own communities in the face of the developments. This study examines the attitude displayed by the Armenians during the process of Hatay's joining the Motherland.
Armenians The Hatay Issue France Mustafa Kemal Atatürk Syria
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmiş ve Mondros Mütarekesi ile savaştan çekilmiştir. Mütareke hükümleri gereği ordusunu terhis etmiş ve elindeki silahları İtilaf devletlerine teslim etmek zorunda kalmıştır. İtilaf devletleri de mütareke hükümlerinden hareketle memleketin dört bir yanını işgal etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı sırasında yapılan paylaşım antlaşmalarına binaen Fransa İskenderun Sancağını işgal etmiştir. Bölgede düşman işgaline karşı örgütlenmeler başlamıştır. İskenderun Sancağı 28 Ocak 1920 tarihinde ilan edilen Misak-ı Milli sınırları içine alınmıştır. Milli Mücadele’nin güney cephesinde alınan başarılardan sonra Fransa ile yapılan Ankara antlaşmasına göre bu bölge özel bir statü ile Suriye’ye bağlanmıştır. Bu statü Lozan Barış Antlaşması’nda da devam etmiş ve sorunun çözümü Lozan sonrasına bırakılmıştır. 1936 yılında Suriye Fransız mandasından kurtulup bağımsızlığını kazanınca Türkiye Hatay meselesini yeniden gündeme taşımış ve bu konuda yoğun diplomatik çalışmalar başlatmıştır. Cemiyet-i Akvama başvuran Türkiye’nin girişimleri neticesinde 1937 yılında Hatay önce otonom bir yapıya dönüşmüş, 1938 yılında da Hatay Cumhuriyeti olarak bağımsız bir devlet olmuştur. 29 Haziran 1939 tarihinde Hatay Türkiye’ye bağlanmıştır. Bu sırada Suriye’de ve Hatay’da bulunan Ermeniler de sürece dâhil olmuş, yaşanan gelişmeler karşısında kendi cemaatlerinin geleceğini ve çıkarlarını düşünen çeşitli politikalar geliştirmişlerdir. Bu çalışmada arşiv belgeleri ve diğer kaynaklar ışığında Hatay’ın Anavatan’a katılış sürecinde Ermenilerin sergiledikleri tutum incelenmiştir.
Ermeniler Hatay Meselesi Fransa Mustafa Kemal Atatürk Suriye.
HERHANGİ BİR KURUMDAN DESTEK ALINMAMIŞTIR
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Türkiye Cumhuriyeti Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 6 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 21 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 2 Ocak 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.71138/turkav.1819213 |
| IZ | https://izlik.org/JA66BU98ZG |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 5 Sayı: 2 |
TÜRKAV Kamu Yönetimi Enstitüsü Sosyal Bilimler Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.
