Çerçici: Deneyimsel Anlatı, Arketipler ve Belleğin Katmanları
Öz
Bu makale, Recep Yılmaz’ın Çerçici başlıklı novellasını deneyimsel anlatı, mitik arketipler ve belleğin çok katmanlı yapısı bağlamında incelemektedir. Çalışmada, kırsal mekânın sınırlarında şekillenen öykünün, Kenan’ın bireysel bunalımı üzerinden hem varoluşsal hem de mitik katmanlar sunduğu ortaya konulmaktadır. Sessizlik, boşluk, ölüm ve dönüşüm temaları; serçe, kaya ve yılan gibi simgesel öğeler aracılığıyla anlatının izotopik yapısını kurmakta, Çerçici figürü ise adları silen ve sınırlar arası geçişleri yöneten bir psikopomp olarak öne çıkmaktadır. Anlatı, zaman kırılmaları, rüya kesitleri ve analeptik geçişlerle doğrusal düzeni aşarak belleğin işleyişini görünür kılmaktadır. Ayrıca baba–kız dinamiği, bireysel bilinç ile kültürel hafıza arasındaki bağı temsil etmektedir. Bu bağlamda Çerçici, yalnızca bireysel psikolojiyi değil, aynı zamanda toplumsal baskıların kimlik üzerindeki etkisini de görünür kılmaktadır. Sonuç olarak, Yılmaz’ın eseri, postmodern anlatı estetiğini mitik ve ritüel boyutlarla birleştirerek çağdaş edebiyatta özgün bir örnek olarak değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler
Deneyimsel anlatı, Mitik arketip, Bellek ve kimlik, Psikopomp, Sessizlik, İzotopi
Çerçici: Experiential Narrative, Archetypes, and the Layers of Memory
Öz
This article examines Recep Yılmaz’s novella Çerçici (transcribed as Cercici) within the framework of experiential narrative, mythic archetypes, and the multilayered nature of memory. The study reveals how the story, set on the margins of a rural space, reflects both existential and mythic dimensions through Kenan’s personal crisis. Themes of silence, void, death, and transformation are interwoven with symbolic elements such as the sparrow, the rock, and the snake, which construct an isotopic narrative structure. The figure of Çerçici emerges as a psychopomp who erases names and governs transitions between boundaries. Narrative strategies such as temporal ruptures, dream sequences, and analeptic shifts disrupt linear progression, foregrounding the experiential role of memory. Furthermore, the father–daughter dynamic symbolizes the intersection between individual consciousness and cultural memory. In this respect, Çerçici not only uncovers the fragility of personal psychology but also makes visible the impact of social pressures on identity formation. Ultimately, Yılmaz’s work blends postmodern narrative aesthetics with mythic and ritual dimensions, offering a unique contribution to contemporary literature.
Anahtar Kelimeler
Experiential narrative, Mythic archetypes, Memory and identity, Psychopomp, Silence, Isotopy