Karatepe is an important archaeological site in the Kadirli district of Osmaniye, built as a border fortress by Azatiwata during the Late Hittite period. The site was discovered in 1946 by Prof. Helmuth Theodor Bossert, his students and local people, and became famous worldwide with the discovery of bilingual inscriptions written in Phoenician and Luwian languages during excavations in 1947. These inscriptions enabled the decipherment of Hittite hieroglyphs and made Karatepe the ‘Rosetta Stone’ of Anatolia.
Karatepe attracts attention not only with its linguistic and historical importance but also with its architectural and artistic heritage. The mythological scenes, depictions of gods/goddesses and daily life depicted on basalt reliefs are among the most impressive examples of Late Hittite art.
Following Bossert's departure from the excavation, the region underwent both an archaeological and socio-cultural transformation under the responsibility of his assistant Halet Çambel. Çambel, while applying modern conservation and restoration methods in the museumisation process, also carried out projects for education, handicrafts, environmental protection and social development in cooperation with the local community. The work carried out with experts from different fields such as architecture, art history and ethnography has turned Karatepe into a living cultural centre.
Karatepe-Aslantaş Open Air Museum, which is on the UNESCO World Heritage Tentative List, continues its existence as one of the pioneering examples of modern archaeology, interdisciplinary cultural heritage management and community-based conservation approach in Turkey.
Karatepe-Aslantaş Open Air Museum Hittite art Helmuth Theodor Bossert Halet Çambel Inscriptionology Cultural heritage
-
Karatepe, Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yer alan ve Geç Hitit döneminde Azatiwata tarafından bir sınır kalesi olarak inşa edilmiş önemli bir arkeolojik alandır. Ören yeri, 1946 yılında başlarında Prof. Helmuth Theodor Bossert’in bulunduğu, öğrencileri ve yerel halk tarafından keşfedilmiş, 1947’deki kazılarla birlikte Fenike ve Luwi dillerinde yazılmış çift dilli yazıtların bulunmasıyla dünya çapında ün kazanmıştır. Bu yazıtlar, Hitit hiyerogliflerinin çözümüne olanak sağlamış ve Karatepe’yi adeta Anadolu’nun “Rosetta Taşı” haline getirmiştir.
Karatepe, sadece dilbilimsel ve tarihsel önemiyle değil, mimari ve sanatsal mirasıyla da dikkat çeker. Bazalt kabartmalara işlenen mitolojik sahneler, tanrı/tanrıça tasvirleri ve günlük yaşam betimlemeleri Geç Hitit sanatının en etkileyici örneklerindendir.
Bossert’in kazıdan ayrılmasının ardından, asistanı Halet Çambel’in sorumluluğunda bölge hem arkeolojik hem de sosyo-kültürel bir dönüşüm yaşamıştır. Çambel, müzeleşme sürecinde çağdaş koruma ve restorasyon yöntemlerini uygularken, aynı zamanda yerel halkla iş birliği içinde eğitime, el sanatlarına, çevre korumaya ve toplumsal kalkınmaya yönelik projeler gerçekleştirmiştir. Mimarlık, sanat tarihi ve etnografya gibi farklı alanlardan uzmanlarla birlikte yürütülen çalışmalar, Karatepe’yi yaşayan bir kültürel merkez haline getirmiştir.
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, Türkiye’de modern arkeoloji anlayışının, disiplinlerarası kültürel miras yönetiminin ve toplum temelli koruma yaklaşımının öncü örneklerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir.
Karatepe-Aslantaş Açık hava Müzesi Hitit sanatı Helmuth Theodor BOssert Halet Çambel Yazıt bilimi Kültürel miras
Bu çalışmanın, özgün bir çalışma olduğunu ve etik görev ve sorumluluklara riayet ettiğimizi beyan ederiz.
-
-
-
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Kültürel Miras ve Koruma |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Proje Numarası | - |
| Gönderilme Tarihi | 24 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 26 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 2 |