DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİNDE KIBRIS MESELESİ (1950-1960)
Öz
Kıbrıs Adası’nda meydana gelen gelişmelerin Türkiye kamuoyunda ve siyasi karar alıcılar nezdinde bir dış politika unsuru olarak konumlanması, 1950’li yıllardan itibaren ivme kazanmıştır. Tarihsel bağların bir tezahürü olarak Kıbrıs Türk toplumunun Türkiye’yi “anavatan” şeklinde nitelendirmesi ve yakın ilişkiler tesis etme arzusu, konunun toplumsal zeminini oluşturmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türk-Yunan ilişkilerinde yakalanan yumuşama eğilimini koruma motivasyonu, Ankara’nın 1954 yılına kadar resmî düzeyde bir “Kıbrıs sorunu” bulunmadığı yönünde bir angajman benimsemesine yol açmıştır. Adadaki Britanya yönetiminin mevcudiyeti de bu dönemdeki çekimser duruşun gerekçelerinden birini teşkil etmiştir. Ancak Kıbrıslı kanaat önderleri ile Türkiye’deki Kıbrıslı öğrencilerin kamuoyu oluşturma çabaları, kurulan dernekler ve düzenlenen mitingler, meselenin Türkiye’de sahiplenilmesinde dönüm noktası olmuştur. Diğer taraftan, Soğuk Savaş konjonktüründe Süveyş Kanalı’nı kaybeden İngiltere için Kıbrıs, Orta Doğu’daki stratejik varlığın yegâne üssü haline gelmiştir. Londra yönetimi, adadaki hakimiyetini sürdürebilmek adına daha önce baskıladığı Türk milliyetçiliğine alan açarak bunu Yunan milliyetçiliğine karşı bir denge unsuru olarak kullanmış ve Türkiye’yi krizin içerisine çekmeye çalışmıştır. Bu çalışma, Adnan Menderes hükümetlerinin Kıbrıs politikasında yaşanan doktrinel dönüşümleri ve bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden diplomatik süreci analiz ederek, bu eksende şekillenen Türk-Yunan ilişkilerini yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Anahtar Kelimeler
Demokrat Parti, Kıbrıs Meselesi, Türk Dış Politikası
THE CYPRUS ISSUE DURING THE DEMOCRATIC PARTY ERA (1950-1960)
Öz
The development of events in Cyprus and their positioning as a foreign policy element among the Turkish public and political decision-makers gained momentum after the 1950s. As a manifestation of deep historical ties, the Cyprus Turkish community’s perception of Turkey as the “motherland” and their desire to establish close relations formed the social basis of the issue. The motivation to preserve the detente achieved in Turkish-Greek relations following the Second World War led Ankara to adopt an official stance until 1954 maintaining that no “Cyprus issue” existed. The presence of the British administration on the island also constituted one of the primary reasons for this cautious posture. However, the public opinion efforts of Cypriot leading figures and Cypriot students in Turkey, along with newly established associations and organized rallies, became a turning point in the domestic adoption of the issue. On the other hand, for Great Britain, which lost control of the Suez Canal within the Cold War conjuncture, Cyprus became the sole base for its strategic existence in the Middle East. To maintain its dominance on the island, the London administration opened up space for Turkish nationalism, which it had previously suppressed, using it as a countervailing force against Greek nationalism, thereby striving to draw Turkey into the crisis. This study aims to analyze the process leading to the independent Republic of Cyprus within the framework of the shifting policies of the Adnan Menderes governments, and to re-evaluate Turkish-Greek relations shaped along this axis.
Anahtar Kelimeler
Democratic Party, Cyprus issue, Turkish Foreign Policy