Bu çalışma, sosyal medya platformlarının yargısal taciz yoluyla susturma (SLAPP) davaları karşısında kullanıcılarını koruma sorumluluğunun bulunup bulunmadığını ve bu sorumluluğun hukukî sınırlarını tartışmaktadır. SLAPP davaları, özellikle kamu yararına yapılan eleştirileri bastırmak amacıyla açılan, ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratan davalar olarak Türkiye’de giderek daha fazla gündeme gelmektedir. Makalede, sosyal medya üzerinden düşünce açıklayan bireylerin maruz kaldığı davalara ilişkin olarak mahkemelerin ifade özgürlüğü, kişilik hakkı ve kamu yararı dengesini nasıl kurduğu değerlendirilmektedir.
Çalışma, mevcut uygulamalarda sosyal medya platformlarının bu süreçlerde pasif konumda kaldığını ve kullanıcıların hukuki ve psikolojik destekten yoksun olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşın, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yer alan düzenlemeler ve Avrupa Birliği’nin 2024/1069 sayılı Direktifi, yargısal taciz davalarına karşı dijital platformların farkındalık, destek ve koruma mekanizmaları geliştirmesine yönelik yeni bir yaklaşım sunmaktadır. Bu doğrultuda, platformların kullanıcılarına yönelik bilgilendirici eğitim programları, hukuki destek ağları ve psikolojik dayanışma imkânları oluşturması, dijital kamusal alanın demokratik niteliğini güçlendirmesini mümkün kılmaktadır. Sonuç olarak, makale, SLAPP davalarıyla mücadelede yargı, idare ve dijital platformların ortak sorumluluk üstlendiği çok aktörlü bir modelin gerekliliğini vurgulamaktadır.
This study examines whether social media platforms hold any responsibility to protect their users against Strategic Lawsuits Against Public Participation (SLAPPs) and explores the legal boundaries of such responsibility. SLAPP lawsuits, increasingly prevalent in Turkey, are judicial tools used to suppress criticism and exert a chilling effect on freedom of expression. The article analyzes Turkish judicial approaches toward individuals prosecuted for their statements on social media, assessing how courts balance freedom of expression, personal rights, and public interest.
The study reveals that social media platforms remain largely passive in these processes, leaving users without legal or psychological support. In contrast, the regulations in the United States and the European Union’s EU Directive (EU) 2024/1069 introduces a new perspective by encouraging digital platforms to develop awareness, support, and protection mechanisms against judicial harassment. Accordingly, providing users with educational initiatives, legal aid networks, and psychological support systems could enhance the democratic quality of the digital public sphere. Ultimately, the article argues that an effective response to SLAPPs requires a multi-actor model in which courts, administrative bodies, and digital platforms share responsibility for safeguarding freedom of expression.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Public Law (Other) |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | December 2, 2025 |
| Acceptance Date | February 28, 2026 |
| Publication Date | April 30, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.30915/abd.1834784 |
| IZ | https://izlik.org/JA63MZ26CS |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 84 Issue: 2 |