The use of the term “vernacular” for architecture is grounded on a linguistic analogy1. In linguistics “vernacular” language is the characteristic tongue of a particular region. Vernacular can be regarded as a dialect entailing the adjectives “native” and “indigenous”2. It is assumed that a distinctive cultural identity is encoded in the linguistic patterns of everyday life. In time the term was applied to the field of architecture by assuming that cultural identity is encoded in the architectural patterns of everyday life. Then local culture is considered as a multifaceted and coherent whole whose patterns can be deciphered through different spheres of daily life3. These culture-specific patterns are handed down through successive generations, which leads to the establishment of architectural traditions4.
Orijinal kullanımı dilbilimde gelişmiş olan “vernaküler” kavramı bir bölgenin yerel dilini ve özgün kültürel kimliğini niteler. Kültürel kimliği kodlayan mekânsal kalıpların nesiller arasında aktarıldığı ve mimari gelenekleri oluşturduğu düşüncesiyle bu kavram mimarlıkta da kullanılmıştır. Geleneksel vernaküler mimarlık düşüncesi kültür-çevre uyumu ve bütünlüğü fikirleri üzerine inşa edilmiştir çünkü vernaküler mimarlık yerel bağlamın girdileri ve bu girdilerin yorumlanmasını içerir. İnsan bu inşa sürecini düzenlerken çevrenin bütünleşik bir öğesi olur. İnşa sürecinde insan bedensel katılımıyla bütün duyularını yoğun biçimde kullanır. İnşa sürecinin çıktısı yerel çevrenin mimari problemlerine verilen en verimli yanıttır.
| Primary Language | English |
|---|---|
| Authors | |
| Publication Date | June 1, 2015 |
| Published in Issue | Year 2015 Issue: 18 |
Submission Date for ADALYA
Manuscript submissions for the 29th issue of Adalya (2026) will be accepted between Wednesday, 1 October 2025, and Tuesday, 31 March 2026.
Please submit your articles to the email address adalya@ku.edu.tr. Submissions via post or courier will not be accepted. All submissions must be received by the end of March.