Savaş çok basit sebeplerden çıktığı gibi sosyoekonomik, güvenlik ve gelecek endişesi nedenleriyle de adeta “insan insanın kurdudur” sözünü haklı çıkarırcasına insanlık tarihinin başlangıcından beri toplumsal bir gerçeklik olarak var olagelmiştir. Savaşlarda en çok savunmasız olan yaşlı, kadın ve çocukların zarar gördüğü bir hakikattir. Savaş esirlerine yapılan muamelede toplumların ve kişilerin değer yargıları etkili olduğu gibi münferit bazı uygulamalar da görülebilmektedir. Günümüzde uluslararası antlaşmalarla esirlere yapılabilecek kötü muamele engellenmeye çalışılsa da bu, yine güçlü devletlerin istekleri doğrultusunda şekillenmektedir. Aynı şekilde güçlü olan devletler insan haklarına ve bu antlaşmalara aykırı davransalar da herhangi bir müeyyide ile karşılaşmamaktadırlar. Uluslararası hukuk adeta güçlüden yana bir görünüm arz etmektedir. Bunun en bariz ispatları ABD’nin kendine göre terörist dedikleri kişileri tuttuğu Guatemala hapishanesinde bu insanlara yapılan uygulamalardır. Yine son bir yıldır devam eden Gazze savaşında alınan esirlerin serbest bırakıldığında medyaya yansıyan durumlarıdır. Onlarca Uluslararası İnsan Hakları kuruluşları bu yerleri inceleme de dahi bulunamazken hukuk da herhangi bir cezai müeyyidede bulunamıyor. Bu makalede önce, bilinen kadim Sümer, Yunan, Roma, Çin, Hint, Mısır medeniyetlerinin yanı sıra Yahudilik ve Hıristiyanlık dinlerinin savaş esirlerine yönelik uygulamalarına yer verilecek, daha sonra İslam’ın bu hususta koyduğu esaslar ele alınmaktır. Tarihi süreçte Müslümanların uygulamalarından da söz edilerek en son olarak İslam ile diğer medeniyetlerin uygulamaları kısaca mukayese edilmektedir
War has existed as a social reality since the beginning of human history, not only for very simple reasons but also for socioeconomic, security and future concerns, as if to justify the saying “man is man's wolf”. It is a fact that the elderly, women and children, who are the most vulnerable, suffer the most in wars. The treatment of prisoners of war is influenced by the value judgments of societies and individuals, as well as individual practices. Today, although international treaties try to prevent the mistreatment of prisoners of war, this is still shaped in line with the wishes of powerful states. Likewise, even if powerful states violate human rights and these treaties, they do not face any sanctions. International law seems to favor the powerful. The most obvious proof of this is the treatment of people in the Guatemalan prison where the United States holds people they call terrorists. Again, the conditions of the prisoners taken in the Gaza war that has been going on for the last year are reflected in the media when they are released. Dozens of international human rights organizations cannot even inspect these places and the law cannot impose any punitive sanctions. In this article, firstly, the practices of the ancient Sumerian, Greek, Roman, Chinese, Indian, Egyptian civilizations as well as the religions of Judaism and Christianity towards prisoners of war will be discussed, and then the principles set by Islam on this issue will be discussed. The practices of Muslims in the historical process are also mentioned, and finally the practices of Islam and other civilizations are briefly compared.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Ancient History (Other) |
| Journal Section | Review Article |
| Authors | |
| Submission Date | May 4, 2025 |
| Acceptance Date | April 9, 2026 |
| Publication Date | April 23, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.14520/adyusbd.1691280 |
| IZ | https://izlik.org/JA36MM66EN |
| Published in Issue | Year 2026 Issue: 52 |