Research Article

Modern ve İslam Hukuku Açısından Tarihi Süreçte Tüzel Kişilik

Number: 17 December 30, 2021
TR EN

Modern ve İslam Hukuku Açısından Tarihi Süreçte Tüzel Kişilik

Öz

Tüzel kişilik hukuk tarihi açısından yeni sayılabilecek bir meseledir. Tüzel kişilik, ilk önce fiilen Avrupa’da şirketlerde uygulanmış, tartışılmış ve sonra kanunlaştırılmıştır. Bu sebeple Avrupalı hukukçular konuyla ilgili çeşitli teoriler ileri sürmüşlerdir. İslam hukukçuları tüzel kişiliği on dokuzuncu yüzyıldan itibaren tartışmaya başlamışlardır. Türkiye’de konuyla ilgili tartışmalar pozitif hukukçular ve İslam hukukçuları olmak üzere iki boyutlu devam etmektedir. Pozitif hukukçular daha çok Avrupa menşeili teoriler çerçevesinde konuyu ele alırlarken, İslam hukukçuları, meselenin meşruiyeti açısından naslar ve fıkıh müdevvenatı çerçevesinde tartışmaktadırlar. İslam hukukçuları tüzel kişilik yaklaşımlarını kişi (şahıs), şahsiyet (kişilik), zimmet ve ehliyet konularına ait İslam hukukunun prensipleriyle devlet, beytülmal, vakıflar ve ibadethaneler gibi örnek müesseseler etrafında konuyu izaha çalışmaktadırlar. Zimmetin itibârî olması ile hükmî şahsın itibârî olmasını birbirine benzetmektedir. Zimmetle tüzel kişiliğin bu benzerliği, İslam hukuku açısından tüzel kişiliğin kabul edilmesini zorunlu hale getirmektedir. Toplumsal ve malî maslahat, bu zorunluluğun asıl sebepleridir. Gerçek ve tüzel kişiler, şahıs olarak isimlendirilmelerine rağmen, başta hakîkîlik ve hükmîlik nitelikleri, bu şahsiyetleri bir birbirinden farklı hale getirmektedir. Klasik İslam hukuku kaynaklarındaki şirketlerin şekil, kuruluş ve tasfiyesine dair mahkeme kayıtlarını inceleyen bazı modern hukukçu ve iktisatçılar, şirketlerin şahıs şirketi olmasından yola çıkarak, İslam hukukunda şirketler açısından tüzel kişiliğin mümkün olmadığını söylemişlerdir. Hukukçulardan bazıları tüzel kişilik hakkında müspet görüşe sahipken bazıları menfi görüşe sahiptir. Bunlar doğrudan tüzel kişiliği reddedenler ve tüzel kişiliği kabul etmekle beraber İslam hukuku açısından mümkün olmadığını iddia edenler olmak üzere iki taraflıdır. Hukukçulara göre kişi, haklardan faydalanma ve hak sahibi olabilme açısından öncelikli olarak insandır. Onlara göre gerçek şahsın yanında usulüne göre meydana gelen insan ve mal toplulukları da hükmen şahıstır. Bunlar kendilerini meydana getiren insan ve mallardan müstakil olarak hak iktisap eder, borç altına girerler. Bu durumda hukuk açısından şahıs, maddi değil hukuki bir mefhumdur. Modern hukuk sistemlerinde, gerçek kişinin yanında tüzel kişinin de hak ehliyetiyle, hak ve borçlara mal varlığıyla taraf olduğu düşünülmüştür. Bu durum insanın sosyal hayattaki yalnız vücut varlığını değil, yerini, rolünü ve onun hak sahipliği sıfatının öne çıkarıldığını göstermektedir. Medeni Hukukçular, tüzel kişinin ehliyetini hak ve tasarruf ehliyeti olarak ikiye ayırarak İslam hukukçularıyla ittifak etmişlerdir. Temeli zimmet vasfına sahip olmak olan hak ehliyeti, tüzel kişilerin haklar edinmeye ve borçları üstlenmeye ehil olmasıdır. İkincisi fiil ehliyetidir. Şahsın kendi fiiliyle haklar kurmak ve borçlar vücuda getirme ehliyetidir. Tüzel kişiler kanuna ve kuruluş belgelerine göre, gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetine sahip olurlar. Medeni Kanun’un fiil ehliyetine ilişkin hükümleri, ticaret hukuku tüzel kişilerine de uygulanmaktadır. Fiil ehliyeti, bir yandan hukuki muamele ehliyeti; diğer yandan da hukuka aykırı fiillerinden sorumluluk (isnat) ehliyeti olarak ayırt edilir. Bu çalışmada meselenin bu hali resmedilmeye çalışılmaktadır. Bugün dünyada hakiki şahsın yaşamı hükmi şahısların varlığına sıkı sıkıya bağlıdır. İnsanlar kendi ürettikleri bu varlıklara muhtaçtırlar. Çünkü bu varlıklar fert ve toplumun menfaatlerini temin ihtiyacından doğmuştur. Gerçek kişi topluluklarında tüm hak ve sorumluluklar hakiki şahıs vasıtasıyla devam ettirilirken, tüzel kişilikte organları marifetiyle yerine getirilir. Hakkın iktisabı ve borç sorumluluğu gerçek kişilerden, vücub-hak ehliyetine bağlı olarak zimmete sahip insan ve mal toplulukları olan tüzel kişiliğe devredilmiştir. İslam hukuku açısından tüzel kişiliğin gerçekliği, hak ve sorumluluklara haiz olup olamayacağı, meşruiyeti ve sınırları tartışmanın odak noktasını oluşturmaktadır.

Anahtar Kelimeler

References

  1. Akipek, Jale. Türk Medeni Hukuku, Birinci Cilt, Başlangıç Hükümleri, Şahsın Hukuku. 2 Cilt. Ankara: b.y., 1961.
  2. Ali Haydar, Hoca Emin Efendizâde. Dürerü"l-hükkâm şerhu mecelleti'l-ahkâm. İstanbul: Matbaayı Ebu’z-Ziyâ, 1330.
  3. Apaydın, Hacı Yunus. İslam Hukuk Usulü. Kayseri: y.y., 2016.
  4. Ansay, Şakir. Hukuk Tarihinde İslam Hukuku. Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1954.
  5. Bayındır, Servet. “Menkul Kıymetleştirme Uygulamaları ve Fıkıhtaki Yeri”. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 16 (2007), 249-273.
  6. Bayındır, Servet. İslam Hukuku Penceresinden Faizsiz Bankacılık. İstanbul: Rağbet, 2005.
  7. Berk, Şakir. Medeni Hukuk-Umumi Esaslar. Ankara: y.y., 1969.
  8. Berkî, Ali Himmet. Açıklamalı Mecelle. İstanbul: Hikmet Yayınları, 1985.

Details

Primary Language

Turkish

Subjects

Religious Studies

Journal Section

Research Article

Publication Date

December 30, 2021

Submission Date

September 19, 2021

Acceptance Date

November 21, 2021

Published in Issue

Year 2021 Number: 17

ISNAD
Balta, Yusuf. “Modern Ve İslam Hukuku Açısından Tarihi Süreçte Tüzel Kişilik”. Amasya İlahiyat Dergisi. 17 (December 1, 2021): 465-500. https://doi.org/10.18498/amailad.997427.

Cited By

 

Amasya Theology Journal is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

 

OAI: https://dergipark.org.tr/api/public/oai/amailad/

https://aid.amasya.edu.tr/ 

LOCKSS: http://dergipark.org.tr/amailad/lockss-manifest