Described by Islamic geographers as the gateway to al-Jazira (Upper Mesopotamia) and the linchpin of the route connecting Iraq and Syria, Mosul was more than just a military garrison in early Islamic history; it was a hub of profound political and demographic transformation. This study focuses on resolving the chronological discrepancies found in classical sources regarding the conquest of Mosul (AH 16, 18, and 20) and analyzing its distinct character as a center of opposition during the Umayyad era. The inquiry is driven by core questions: How did a city that served as a "buffer zone" between the Byzantine and Sassanid empires transform into an amsar (garrison city) under Islamic rule, and why did it evolve into a stronghold for Shi'ite and Kharijite resistance against central authority?
Adopting a holistic approach to the period spanning from the conquest to the fall of the Umayyads (637–750), the research engages in a comparative analysis of narratives from foundational sources such as al-Tabari, al-Baladhuri, and Ibn al-Athir, employing methods of isnad (chain of transmission) and textual criticism. The analysis suggests that, contrary to reports favoring Rib‘i b. Afkal or Iyad b. Ghanm, the conquest led by ‘Utba b. Farqad al-Sulami in AH 20 (641) is the most historically plausible account. Furthermore, the city’s spatial evolution is evaluated through the modern historical lenses of "geopolitics" and "demographic engineering."
The findings indicate that Mosul was not a spontaneous settlement but a deliberate garrison project engineered by the strategic vision of Caliph Umar and Governor Harthama b. Arfaja. While the settlement of Arab tribes (Azd, Tayy, and Hamdan) established the city as the military backbone of the northern frontier, this very geopolitical stance paradoxically turned against the Umayyads, placing the region at the heart of political turbulence. Its oscillating allegiance during the Ali-Muawiya conflict and its logistical support for opposition movements—such as those of Hujr b. Adi and Mukhtar al-Thaqafi—exposed Mosul as the "soft underbelly" of the regime. Indeed, the fact that the Battle of the Great Zab (750), which sealed the fate of the Umayyad dynasty, took place near Mosul confirms this historical pivotality. Ultimately, this article demonstrates Mosul’s trajectory from a simple border outpost to a regional metropolis, whose economic and architectural development paved the way for the Abbasid "Golden Age."
İslam coğrafyacıları tarafından "el-Cezîre" (Yukarı Mezopotamya) bölgesinin kapısı ve Irak ile Şam arasındaki güzergâhın kilit noktası olarak nitelendirilen Musul, erken İslam tarihi boyunca askerî bir garnizon olmanın yanında siyasî ve demografik dönüşümlerin de merkezinde yer almıştır. Bu çalışmanın temel hareket noktası, klasik kaynaklarda Musul’un fethine dair (H. 16, 18 ve 20 yılları) rivayetlerdeki kronolojik tutarsızlıkların giderilmesi ve şehrin Emevîler dönemindeki muhalif kimliğinin analiz edilmesidir. Tarihsel süreçte Bizans ve Sâsânî imparatorlukları arasında bir "tampon bölge" iken İslam hâkimiyetiyle birlikte nasıl bir "amsar" (ordu-şehir) hüviyeti kazandığı ve merkezi otoriteye karşı gelişen Şii ve Hâricî isyanlarında neden bir direniş üssüne dönüştüğü soruları, araştırmanın soruları, araştırmanın temel problemini teşkil etmektedir.
Bu çalışma, Musul’un fethinden Emevîlerin yıkılışına kadar geçen süreci (637-750) sürecini bir bütün halinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada Taberî, Belâzurî ve İbnü’l-Esîr gibi temel kaynaklardaki rivayetler, senet ve metin tenkidi yöntemiyle karşılaştırılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde; Rebî b. Efkel ve İyâz b. Ganm rivayetlerinin aksine, Utbe b. Ferkad es-Sülemî komutasındaki H. 20 (641) yılı fethinin tarihsel gerçeklikle en uyumlu rivayet olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca şehrin mekânsal dönüşümü, modern tarihçiliğin "jeopolitik konum" ve "demografik mühendislik" kavramları çerçevesinde ele alınmıştır.
Elde edilen bulgular, Musul’un kendiliğinden gelişen bir yerleşimden ziyade, Hz. Ömer’in stratejik vizyonu ve Vali Herseme b. Arfece’nin stratejik planlamasıyla kurulan garnizon şehir olduğunu göstermektedir. Arap kabilelerinin (Ezd, Tay, Hemdan) bölgeye iskânı, şehri İslam devletinin kuzey cephesindeki askerî gücü haline getirse de bu jeopolitik konum, Emevîler döneminde tersine bir işlev görerek bölgeyi siyasî çalkantıların merkezine taşımıştır. Şehrin Hz. Ali-Muaviye mücadelesindeki değişken tutumu ve muhalif hareketlere (Hucr b. Adî, Muhtar es-Sekafî) sağladığı lojistik destek, Musul’u iktidarın "yumuşak karnı" haline getirmiştir. Nitekim Emevî hanedanını sonlandıran Büyük Zap Suyu Savaşı’nın (750) Musul yakınlarında gerçekleşmesi, şehrin bu tarihsel rolünü teyit etmektedir. Neticede bu çalışma ile Musul’un basit bir sınır karakolundan; iktisadî ve mimarî gelişimiyle Abbâsî "Altın Çağı"na zemin hazırlayan bölgesel bir metropole dönüşüm sürecini ortaya koymaktadır.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Political and Civilization History of Islam, Medieval Asian History, Medieval Cities |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | January 28, 2026 |
| Acceptance Date | February 25, 2026 |
| Publication Date | February 26, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.33404/anasay.1874148 |
| IZ | https://izlik.org/JA86MT48MM |
| Published in Issue | Year 2026 Issue: 33 |
Creative Commons Attribution-NonCommercial (CC BY-NC) 4.0 International Licens