TR
EN
Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite ve Tedavi Profili
Abstract
Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite ve Tedavi Profili
Dıagnostic, Comorbıdıty, and Treatment Profıle of Adolescent Psychıatrıc Referrals
Mutlu Muhammed ÖZBEK1*, Ekin ATAY2
1 Yalova Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yalova, 77100, Türkiye. e-mail: mutluozbekk@hotmail.com. 0000-0002-0928-2820
2 Kars Harakani Devlet Hastanesi, Psikiyatri, Kars, 36000, Türkiye. e-mail: ekinatay@gmail.com. 0000-0003-0430-5517
*Sorumlu Yazar / Corresponding Author
Gönderim Tarihi / Received:
Kabul Tarihi / Accepted:
DOI: 10.34087/cbusbed.
Öz
Giriş ve Amaç: Gelişimin en önemli dönemlerinden biri olan ergenlik dönemi ruhsal çatışmalar ve yardım arayışının arttığı bir dönemdir. Çalışmamız çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniğine bir yıl içinde başvuran ergenlerin psikiyatrik tanı alma durumlarını, komorbidite oranlarını ve psikotrop ilaç kullanım desenlerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Gereç ve Yöntemler: 01.10.2022–01.10.2023 tarihleri arasında bir devlet hastanesi çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniğine başvuran 10–18 yaş arası 360 ergenin elektronik hasta kayıtları geriye dönük olarak incelenmiştir.
Bulgular: Örneklemin %74,2’si en az bir psikiyatrik tanı almış, en sık konulan tanı %39,4 ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olmuştur. Psikiyatrik tanı alanların %43,8’inde en az bir komorbid tanı mevcuttu. Komorbidite grubunda DEHB, karşıt olma karşıt gelme bozukluğu (KOKGB), davranım bozukluğu (DB) ve zihinsel yetersizlik (ZY) oranları anlamlı derecede yüksekti. Klinik başvuru nedenleri açısından rapor çıkarma için yapılan başvurular komorbidite ile ilişkili bulunmuştur. İlaç kullanımı açısından sadece selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSGİ) ve sadece metilfenidat (MTF) kullananlar komorbiditesi olmayan grupta daha fazlayken (p<0,001, p=0,033) çoklu ilaç kullanımı komorbidite grubunda daha yaygındı.
Sonuç: Polikliniğe başvuran ergenlerin önemli bir bölümü en az bir psikiyatrik tanı almakta olup, komorbid bozukluklar oldukça yaygındır. Bu bulgular, ergenlerde kapsamlı değerlendirme yapılması ve tedavi planlamasında komorbid durumların dikkate alınması gerekliliğini vurgulamaktadır.
Anahtar kelimeler: Adölesan psikiyatrisi, Hiperaktivite ile birlikte dikkat eksikliği bozukluğu, Depresif bozukluk
Abstract
Aim; Adolescence, one of the most critical periods of development, is characterized by increased psychological conflicts and seeking of psychiatric support. This study aims to evaluate the psychiatric diagnoses, comorbidity rates, and patterns of psychotropic medication use among adolescents who presented to a child and adolescent psychiatry outpatient clinic over the course of one year.
Method; Medical records of 360 adolescents aged 10–18 years who visited a state hospital outpatient clinic between October 1, 2022, and October 1, 2023, were retrospectively reviewed.
Results; Overall, 74.2% of participants received at least one psychiatric diagnosis, most commonly attention‑deficit/hyperactivity disorder (39.4%). Among diagnosed cases, 43.8% had at least one comorbid disorder. Comorbidity was significantly associated with higher rates of ADHD, oppositional defiant disorder, conduct disorder, and intellectual disability. Visits for official reporting purposes were more frequent in the comorbid group. Regarding treatment, monotherapy with selective serotonin reuptake inhibitors or methylphenidate was more common in non‑comorbid cases (p<0,001, p=0,033), whereas polypharmacy predominated in the comorbid group.
Conclusion; A substantial proportion of adolescents presenting to outpatient psychiatric services receive a psychiatric diagnosis, and comorbidity is common. These findings underscore the need for comprehensive evaluation and integrated treatment planning in adolescent mental health care.
Keywords: Adolescent Psychiatry, Attention Deficit Disorder with Hyperactivity, Depressive Disorder.
1. Giriş
Ergenlik, bireyin gelişim süreci içerisinde çocukluk döneminin bitişiyle beraber fizyolojik olarak erişkinliğe ulaşıncaya kadar geçen bir gelişim dönemidir. Yaş için mutlak bir aralık verilemese de Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) (2022) tanımına göre ergenlik, yaşamın ikinci 10 yılına denk gelmektedir (1). Bu dönemde birey fizyolojik ve psikolojik değişimler yaşamanın dışında toplumsal rolleri açısından da bir dönüşümü deneyimlemektedirler. Her değişim döneminde olduğu gibi kendine özgü krizleri ve çözümleri barındırır. Bu krizler ve çözümler döneme özgü olmasının yanı sıra bireyin, kalıtımsal mirasından daha önceki gelişim dönemlerindeki deneyimlerine kadar uzanan bir yelpazedeki özgünlüğü ölçüsünde çeşitlenir.
Erickson’un psikososyal gelişim kuramına göre "Ben kimim ve kim olabilirim?" sorusuna cevap aranan bu dönemde krizin çözümünün aksamasıyla rol karmaşasının süreğenlik kazanması gözlenir. Bu dönem bir “fırtına ve stres” dönemidir (2). Kimlik karmaşasının ne ölçüde patolojik ve fizyolojik olduğunu belirlemede krizin psikiyatrik bir tabloyu karşılayabilecek boyutta bir şiddetli görünüme sahip olması, uzaması, düğümlenmesi göz önünde bulundurulmalıdır (3). Buna rağmen ayrım her zaman kolay olmamaktadır.
Ergenlik dönemi biyolojik açıdan gelişimini tamamlamış bir organizmanın sadece psikososyal bir değişime hazırlığı değildir. Bu nedenle bu dönem biyolojik gelişim sürecini de göz özüne alan, biyopsikososyal açıdan bütünlükçü bir değerlendirme gerektirir. Beyindeki değişime baktığımızda ergenlikte nöron oluşumu, hücre kaybı, aksonal uzantıların büyümesi ve dallanması, dendritik uzama ve kısalma, sinaps oluşumu ve sinaptik budanma süreçleriyle beyin yeniden şekillenir (4). Bunların kümülatif sonucu beyaz madde hacmi artarken gri maddede hacim azalır. Bu dönemi yapısal gözlemlere indirgenemeyecek bir işlevsel olgunlaşma süreci olarak değerlendirmek daha doğrudur. Prefrontal kortekste davranışların kontrolü, plan yapma, karar verme gibi yüksek bilişsel işlevlerle ilişkili alanların olgunlaşması duyu ve motor görevlerle ilişkili alanlardan daha geç olur (4). Sekonder cinsiyet karakterinin gelişim süreciyle beraber de bunun ergenin yaşamındaki iz düşümünü, dürtü kontrolünde zorlanma, kararsızlık, sosyal uyum problemleri, zararlı aktiviteler, bağımlılık riski ve duygusal labilite olarak görebiliriz.
Ergenlik döneminde beyinde yaşanan değişim birçok psikiyatrik bozukluk ortaya çıkışı açısından bu dönemi riskli hale getirmektedir. Şizofreni ve Bipolar Bozukluk tanılarının başlangıç yaşının en erken geç ergenlik ve erken erişkinlik döneminde bir pik göstermesi sebebiyle bu dekompanzasyona sebep olarak her ne kadar tüm mekanizmayı açıklamasa da sinaptik budanma süreci öne çıkmaktadır (5–7). Nörogelişimsel faktörlerle ilişkilerinin sıklıkla araştırıldığı prevalansı görece az olan ancak ergenlik dönemiyle yüksek derecede ilişkilendirilen psikotik bozukluklar ve kronik affektif bozukluklar dışında toplumda daha yaygın görülen anksiyete bozuklukları ve unipolar depresyon da ergenlik döneminde sıklıkla görülmesi açısından değinilmesi gereken tablolardır (8) Kaygı bozuklukları ergenlik döneminin en sık görülen ruhsal bozukluklarından biri olduğu, dünya çapında gençlerin %6,5'inin kaygı bozukluğu için tanı kriterlerini karşıladığını, her dört gençten birinin kaygı bozukluğu belirtileri gösterdiği bildirilmiştir (9). Yaş gruplarına göre tanı dağılımları incelendiğinde ergenlik döneminde depresyon ve anksiyete bozuklukları gibi içe vurum bozukluklarının ergenlik öncesi döneme göre görülme oranlarında artış olduğu bilinmektedir (10). Her ne kadar içe vurum bozukluklarında ergenlik döneminde diğer dönemlere göre daha yüksek oranlar görülse bile, bu dönemin sık görülen bir başka klinik tablosu dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğudur (DEHB). DEHB’nin yaygınlığı çocuklarda farklı çalışmalarda değişmekle birlikte %7,5’e kadar çıkabilirken, ergenlik ve erişkinlik dönemlerinde ise daha düşük oranlarda görülmektedir (11). Klinik araştırmalar ve mevcut epidemiyolojik veriler DEHB’nin yalnız başına görülme oranının %13 ile %32,3 arasında değiştiğini ve DEHB tanılı olguların önemli bir kısmında komorbid bozukluk olduğunu göstermektedir (12). DEHB tanısı alan çocuk ve ergenlerde en sık eşlik eden komorbiditeler davranım bozukluğu (DB) ve karşıt olma karşıt gelme bozukluğudur (KOKGB) (12,13). Literatürde DEHB ve KOKGB birlikteliğinin %40 ile %95 arasında değiştiğini bildiren çalışmalar mevcuttur (12). Ergenlerde DB yaygınlığını inceleyen bir sistematik derleme dünya genelindeki yaygınlığın %8 olduğunu, genellikle başka psikiyatrik bozukluklarla birlikte görüldüğünü bildirmiştir (14). DEHB tanısı alan bireylerde depresyon, anksiyete bozukluğu gibi bozuklukların yanı sıra alkol ve madde kullanımı da arttırmaktadır. DEHB’li gençlerin yaklaşık %36’sında alkol kötüye kullanımı, esrar kötüye kullanımı, kokain kötüye kullanımı ve genel yasadışı uyuşturucu kötüye kullanımı görülmüş olup, DEHB tanısı almayan ergenlere göre anlamlı olarak daha yüksek tespit edilmiştir (15).
Ülkemizde polikliniğe başvuran olgularda yaş gruplarına göre psikotrop kullanımının incelendiği bir çalışmada, 7-11 yaş grubunda yer alan çocuk ve gençlerin %46,7’sinin, 12-18 yaş grubundakilerin ise %62,3’ünün psikotrop kullandığı tespit edilmiştir (16). Psikotrop tercihlerini değerlendiren başka bir çalışmada ise seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSGİ) ilk sırada yer alırken, ikinci sırada psikostimülanlar, üçüncü sırada antipsikotiklerin (AP) yer aldığı bildirilmiştir (17). Sosyodemografik ve klinik özelliklerin incelendiği bir başka çalışmada birden fazla psikotrop kullanımın 12-18 yaş grubu gençlerde diğer yaş gruplarından anlamlı olarak daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (18).
Çalışmamızın amacı, çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniğine bir yıl içinde başvuran ergenlerin başvurularındaki şikayetlerini, tanı alma oranlarını, tanı alıyorlarsa hangi tanı ölçütlerini karşıladıklarını, hangi psikiyatrik tedavileri aldıklarını ve psikiyatrik komorbid durum olup olmadığını saptamaktır. Çalışmamız, Türkiye’nin sosyoekonomik açıdan gelişmekte olan bir bölgesindeki devlet hastanesinde yürütülmüş olup, bu bağlamda hem bölgeye özgü verilerin literatüre kazandırılması hem de Türkiye genelinde çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesine katkı sunması açısından önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Aynı zamanda gelişimin en önemli dönemlerinden biri olan ergenlik ile ilgili elde edilen bulguların, toplumumuzdaki ergenlerin, ruhsal yakınmalarına, psikiyatrik tanılarına, tedavilerine ve psikiyatrik komorbidite sıklığına yönelik tanımlayıcı bir veri oluşturacağını düşünüyoruz.
2. Yöntem
Çalışmamıza 01/10/2022 – 01/10/2023 tarihleri arasında XXX Devlet Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi kliniğine başvuran 10-18 yaş arası ergenler edilmiştir. Çalışma için gerekli veriler XXX Devlet Hastanesi Eğitim Planlama Kurulundan gerekli izinler alındıktan sonra XXX Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulundan (05.03.2025 tarih ve 601 numaralı karar) onay alınarak vaka dosyalarından geriye dönük olarak elde edilmiştir. Gerekli izinler alındıktan sonra 01.10.2022–01.10.2023 tarihleri arasında bir devlet hastanesi çocuk ve ergen psikiyatri polikliniğine başvuran ve elektronik dosyalarından gerekli verilere ulaşılan 10–18 yaş arası 360 ergen çalışmaya dahil edilmiştir. Elektronik hasta kayıtlarında yer alan bilgiler, klinik değerlendirme sonrası hekim tarafından sisteme kaydedildiği şekliyle alınmış olup, özellikle ilaç kullanımı gibi veriler elektronik dosya notları esas alınarak derlenmiştir. Poliklinik başvurularında alanında uzman çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından rutin psikiyatrik değerlendirme uygulanmıştır. Rutin psikiyatrik değerlendirme kapsamında katılımcıların tanıları klinisyen tarafından en az 30 dakikalık bir klinik görüşme sonrası Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fifth Edition (DSM 5) tanı kriterlerine göre saptanmış olup, sonrasında klinik olarak zihinsel yetersizlik belirtileri gösteren olgulara, zekâ düzeyini belirlemek amacıyla Kent EGY ve Porteus Labirent Testi uygulanmıştır. Bu testler, uygulama kolaylığı, kısa sürede tamamlanabilir olmaları ve hastanemiz koşullarında uygulanabilir olmaları nedeniyle tercih edilmiştir. Ayrıca, klinik pratikte çocuk ve ergenlerde zihinsel işlevleri değerlendirmede yaygın olarak kullanılan tarama araçları arasında yer almaktadır. Katılımcıların her biri için detaylı anamnez alınırken standart olarak yaşları, cinsiyetleri, kardeş sayıları, ikamet ettikleri yer, anne ve babalarının yaşı, eğitim düzeyleri, ebeveynlerin çalışma durumu, daha önce çocuk ve ergen psikiyatrisi başvurusu ya da psikiyatrik bir tanısı olup olmadığına ilişkin bilgileri alınmıştır. Psikiyatrik tanı alan ve almayan gruplar sosyodemografik özellikler açısından karşılaştırıldıktan sonra psikiyatrik tanı alanlar kendi içerisinde komorbid psikiyatrik bozukluğu olanlar ve olmayanlar şeklinde iki grup halinde karşılaştırılmıştır. Bu çalışma, retrospektif olarak gerçekleştirilmiş olup, katılımcıların kimlik bilgileri gizlenmiştir. Tüm veriler anonimleştirilerek değerlendirilerek, üçüncü şahıslarla paylaşılmamıştır. Retrospektif veri analizi olması nedeniyle katılımcılardan ek bilgilendirilmiş onam alınmamıştır.
Araştırma verileri Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 22.0 (IBM SPSS Statistics for Windows) istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Sürekli değişkenlerin normal dağılıma uygun olup olmadığı görsel (histogram ve olasılık grafikleri) ve analitik yöntemler (Kolmogorov-Smirnov/Shapiro-Wilk testleri) kullanılarak araştırılmıştır. Araştırmanın tanımlayıcı istatistikleri sayı (n), yüzde (%), ortalama ve standart sapma (SS) kullanılarak gösterilmiştir. Araştırmamızda sayısal verilerin değerlendirilmesinde t testi, kategorik değişkenler arasında fark olup olmadığını göstermek için Ki Kare Testi veya Fischer’in Kesin Testi kullanılmıştır. Analizlerde p değerinin 0,05’ten küçük olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir.
3. Bulgular
Araştırmaya dahil edilen 10-18 yaş arası çocuk ve ergenlerin yaş ortalaması 13,84±2,34 yıl olarak, annelerinin yaş ortalaması 34,45±7,14 yıl ve babalarının yaş ortalaması 36,44±7,24 yıl olarak saptandı. Örneklemin %56,7’si erkeklerden, %43,3’ü kızlardan oluşmaktaydı. Olguların annelerinin %45,8’inin ilkokul mezunu, %33,3’ünün lise mezunu olduğu; babalarının ise %45,3’ünün ilkokul mezunu, %41,1’inin ortaokul mezunu olduğu görülmüştür. Katılımcıların annelerinin %42,8’i, babalarının ise %91,7’si bir işte çalışıyordu. Örneklemin %59,7’si kent merkezinde, %22,5’i ilçede, %17,8’i köyde yaşamaktaydı. Katılımcıların %74,2’si bir psikiyatrik tanı için kriterleri karşılıyordu (Tablo 1).
Tablo 2’de tüm örneklemin klinik özellikleri verilmiştir. Katılımcıların %39,4’ünün DEHB, %20,0’ının majör depresif bozukluk (MDB), %14,2’sinin KOKGB, %9,4’ünün sosyal anksiyete bozukluğu (SAB), %9,2’sinin DB, %5,6’sının özgül öğrenme güçlüğü (ÖÖG), %4,7’sinin zihinsel yetersizlik (ZY), %2,8’inin yaygın anksiyete bozukluğu (YAB) ve yine %2,8’inin obsesif kompulsif bozukluk (OKB) tanı kriterlerini karşıladığı saptanmıştır. Örneklemin %28,1’inde sadece ikili komorbidite, %4,4’ünde ise üçlü komorbidite bulunmaktaydı. Sadece tanı alanları değerlendirdiğimizde komorbiditesi olanlar tanı alanların %43,8’ini oluşturmaktaydı. Tüm örneklemin %26,7’si herhangi bir psikiyatrik ilaç kullanmıyorken; sadece SSGİ kullananlar örneklemin %26,9’unu, metilfenidat (MTF) ve AP birlikte kullananlar %16,1’ini, sadece MTF kullananlar %15,6’sını, SSGİ ve AP birlikte kullananlar %4,4’ünü, sadece atomoksetin (ATX) kullananlar %3,9’unu, MTF ve ATX birlikte kullananlar %3,1’ini ve sadece AP kullananlar %2,5’ini oluşturuyordu (Tablo 2).
Başvuru sonrasında psikiyatrik tanı alanlarla almayanları karşılaştırdığımızda kızlarda ve annesi çalışanlarda psikiyatrik tanı alma oranı anlamlı derecede daha yüksekti (sırasıyla p=0,024; p=0,017). Geliş şikayetleri açısından karşılaştırdığımızda tanı alanlar ve almayanlar arasında anlamlı bir fark saptanmış olup bu farkın aile içi sorunlarla gelenlerde tanı alma oranının daha az olmasından kaynaklandığı görülmüştür (p=0,025) (Tablo 3).
Psikiyatrik tanı alanları psikiyatrik komorbid bozukluk olup olmaması açısından değerlendirdiğimizde erkeklerde komorbid psikiyatrik bozukluk olma olasılığı anlamlı derecede daha sıktı (p<0,001). Babası çalışanlarda da komorbidite görülme olasılığı babası çalışmayanlara kıyasla daha yüksekti (p=0,021). Psikiyatrik tanılılardan komorbiditesi olanlarda olmayanlara kıyasla DEHB, KOKGB, DB, ZY ve ÖÖG tanısı alanların oranı anlamlı düzeyde daha yüksekken (her biri için p<0,001), MDB tanı oranı anlamlı derecede daha düşüktü (p<0,001). Almakta oldukları psikiyatrik tedavileri açısından karşılaştırdığımızda komorbiditesi olanlar ve olmayanlar arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0,001). Sadece SSGİ ve sadece MTF kullananlar komorbiditesi olmayanlarda daha yüksek orandayken SSGİ ve AP birlikte kullananlar, sadece ATX kullananlar, MTF ile ATX birlikte kullananlar ve MTF ile AP kombinasyonu kullananlar komorbidite grubunda daha yüksek orandaydı (Tablo 4).
4. Tartışma
Çocuk ve ergen psikiyatri polikliniğine baş vuran ergenleri değerlendirdiğimiz çalışmamızda, polikliniğe başvuran olguların %56,7 erkeklerden, %43,3’ü kızlardan oluşuyor olup, bu bakımdan sosyodemografik ve klinik verilerin incelendiği diğer çalışmalarla uyumludur (19). Araştırmamızda yer alan ergenlerin %74,2’sinin en az bir psikiyatrik tanı kriterini karşıladığı ve en sık konulan tanının DEHB (tüm örneklem için %39,4) olduğu ve DEHB tanısından sonra en sık konulan tanının ise MDB (tüm örneklem için %20,0) olduğu saptanmıştır. DEHB çocukluk çağında başlayan ergenliğe ve erişkinliğe kadar devam eden nörogelişimsel bir bozukluktur. Ergenlikte özellikle hareketlilik boyutunda semptom şiddeti azalmakla birlikte daha önceki çocukluk dönemlerinde tanı almış olgularda bu dönemde de DEHB tanı kriterlerini karşılayan klinik tablo devam etmektedir. Literatür incelendiğinde yapılan boylamsal çalışmalara çocuklukta DEHB tanısı alan bireylerin %40-60’ında belirtiler yetişkinlik döneminde de işlevsellik sorunları yaratacak düzeyde sürdüğü görülüyor (20,21). Tanı sürekliliği, ergenlik döneminde de en sık görülen psikiyatrik tablonun DEHB olarak saptanmasını açıklayabilir. Çalışmamızın bulguları çocuk ve ergen psikiyatri polikliniği başvurularında tanı alma oranları, DEHB ve MDB sıklığı açısından literatürle uyumlu olup çocukluk döneminde DEHB tanısı alan vakaların uzun dönem takip ve tedavilerinin gerekliliği klinisyenlerce akılda bulundurulmalıdır (10,22,23).
Çocuk ve ergenlerde psikiyatrik bozukluklar çoğunlukla birden fazla tanı ile seyreder. Psikiyatrik bozukluğu olan ergenlerin yaklaşık %40’ından fazlasının en az bir ek tanı aldığı görülmektedir (24). Çalışmamızda herhangi bir psikiyatrik tanı almış olan ergenlerde komorbiditesi olanların oranı %43,8 iken yine psikiyatrik tanısı olanlar arasında üçlü psikiyatrik komorbiditesi olanların oranı %5,9’du. DEHB tanısı alan çocuk ve ergenlerde komorbiditenin yaygın olduğu konusunda fikir birliği mevcut olup, %40 ila %80 arasında değiştiği görülmektedir (25–27). Çalışmamızın bulguları komorbidite sıklığı açısından literatürle uyumludur (10,23,28). Komorbid psikiyatrik bozukluğu olanlar değerlendirildiğinde DEHB %83,8 ile en az bir komorbid psikiyatrik bozukluğu olanlar arasında en sık alınan tanıydı. DEHB tanısını %43,6 ile KOKGB ve %25,6 ile DB takip ediyordu.
Komorbiditeyle birlikte görülmeleri açısından tanı gruplarını değerlendirdiğimizde çalışma örneklemimizde yer alan KOKGB tanılıların hepsi, ÖÖG tanılıların %95’i, ZY tanılıların %94,1’i, DB tanılıların %90,9’u en az bir diğer psikiyatrik bozukluk için de tanı almaktaydı. KOKGB’nin yaşam boyu en az bir başka psikiyatrik bozukluk için tanı alma oranı %92,4 olarak bildirilmiştir (29). KOKGB çocuk ve ergenlerde DEHB’e en sık eşlik eden tanı olarak bildirilmektedir (13,30–32). 2014 yılında 14825 hastadan oluşan bir ulusal gözlem çalışmasında ise DEHB’de en sık saptanan komorbid psikiyatrik bozukluk DB olarak gözlenmiştir (33). Nörogelişimsel bozukluklar ile yıkıcı davranış bozuklukları arasındaki komorbidite oranları oldukça yüksektir (34). Bu iki tanı kümesi ile ilgili psikiyatrik bozukların ortak nörobiyolojik alt yapısı nedeniyle sık olarak birlikte görüldüğünü düşünüyoruz. ÖÖG’de psikiyatrik eş tanı oranlarının araştırıldığı bir çalışmada %58,3’ünde en az bir psikiyatrik eş tanı olduğu saptanmıştır (35). Bulgularımız psikiyatrik komorbiditeyle sıklıkla ilişkili olan tanılar açısından literatürle uyumludur. ZY’si olan çocuklarda ise psikiyatrik komorbidite oranı %30-40 oranlarında bildirilmiş olsa da tanılamadaki zorluklar göz önünde bulundurulunca çok daha sık olduğu düşünülmektedir (36). Çalışmamızda, ZY tanısı alan bireylerin oranının literatürde bildirilen oranlara kıyasla daha yüksek olduğu görülmektedir (18). Bu bulgunun, çalışmanın gerçekleştirildiği coğrafi bölgeye özgü bazı sosyodemografik özelliklerle ilişkili olabileceğini düşünüyoruz. Özellikle bölgede akraba evliliklerinin yaygın olması, ZY ve komorbid rahatsızlıkların daha fazla görülmesine neden olmuş olabilir (37).
Çalışmamızda, psikiyatrik tanı alan ve almayan ergenlerin geliş şikayetleri karşılaştırıldığında, aile içi sorunlarla başvurmanın psikiyatrik tanı almama ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Literatür aile içi stresörlerin psikiyatrik tanıdan bağımsız olarak yardım arama davranışını tetikleyebildiğini göstermektedir. Bu bulgu, psikiyatrik belirtiler ile psikososyal stresörler arasındaki ayrımın klinik değerlendirmede oldukça önemli olduğunu göstermektedir (38). Aile içi sorunlar, ebeveyn ayrılığı, iletişim problemleri gibi faktörler, özellikle ergenlik döneminde duygusal regülasyon sorunları ile, klinik başvuruya neden olurken, psikiyatrik komorbiditeye neden olmayabileceği düşünülmüştür. Psikiyatrik komorbidite olan ve olmayan ergenler geliş şikayetleri açısından karşılaştırıldığında, aile içi sorunlar ve mutsuzluk gibi emosyonel yakınmaların komorbidite olmamasıyla ilişkili; buna karşın, rapor çıkarma amacıyla yapılan başvuruların komorbidite varlığı ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Komorbid psikiyatrik tanılara sahip bireylerin işlevsellik ile ilgili daha fazla güçlük yaşadıkları bu nedenle resmi tanıya dayalı destek hizmetlerine (örneğin: özel eğitim, ilaç raporu, okul uyum belgeleri) daha fazla ihtiyaç duydukları düşünülmüştür.
Çalışmamızdaki ergenlerin ilaç tedavileri gözden geçirildiğinde monoterapi alanların en sık SSRI kullandığı, çoklu ilaç kullanımı olanların en sık MTF ve AP kullandığını tespit ettik. Çalışmamızın bulguları çocuk ve ergen psikiyatri kliniğinde sık kullanılan ilaç gruplarının değerlendirildiği literatürle uyumludur (17,39). Çalışmamızda komorbidite olan ve olmayan grup ilaç kullanımları açısından değerlendirildiğinde sadece SSGİ ve sadece MTF kullanımları komorbidite olmamasıyla; SSGİ ve AP birlikte kullanımı, MTF ve ATX birlikte kullanımı, MTF ve AP birlikte kullanımı ve sadece ATX kullanımı komorbidite olmasıyla ilişkili bulunmuştur. Komorbid durumlarda farklı sınıflardan ilaçların birlikte kullanımının daha sık olması açısından bulgularımız literatürle uyumludur (40). Bu bulgu, birden fazla psikiyatrik tanıya sahip bireylerde klinik tablonun daha karmaşık olması nedeniyle, farklı psikofarmakolojik ajanların birlikte kullanımına daha sık başvurulduğunu göstermektedir. DEHB’ye eşlik eden anksiyete, depresyon, DB, OSB gibi komorbid rahatsızlıkların olması tek bir psikotropun tedavide yetersiz kalmasına, bunun yerine çoklu ilaç tedavilerinin tercih edilmesine neden olabilmektedir (41). AP’lerin, DEHB’ye eşlik eden dürtüsellik, ajitasyon veya agresyon gibi belirtilerin kontrolü amacıyla SSGİ veya uyarıcılarla kombine edildiği durumlar sıklıkla bildirilmektedir (42). ATX gibi non-stimulan ilaçların da özellikle DEHB ile kaygı bozukluğu olan ergenlerde tercih edilmesi, bu kombinasyonları daha olası hâle getirmektedir. Literatürde de ATX’in, anksiyete komorbiditesi bulunan ergenlerde stimülanlara kıyasla daha iyi tolere edildiği ve tercih edilen bir ajan olduğu bildirilmektedir (43).
Bu çalışmanın bazı sınırlılıkları bulunmaktadır. İlk olarak, araştırma retrospektif ve kesitsel bir tasarıma sahip olduğundan, elde edilen bulgular yalnızca ilişkisel düzeyde yorumlanabilmekte, nedensellik ilişkileri kurulamamaktadır. Ayrıca, veriler yalnızca tek bir merkezden ve klinik başvurusu olan bireylerden elde edildiği için, bulgular genel ergen popülasyonuna genellenemez. Bu durum, örneklemin sadece psikiyatrik değerlendirme talebiyle başvuran bireylerden oluşması nedeniyle yardım arama davranışı gösteren bir grup üzerinde sınırlı kalmasına yol açmaktadır. Ayrıca elektronik hasta dosyalarından elde edilen ilaç kullanım verileri doz, tedavi süresi ve yan etki profili gibi ayrıntıları tüm olgular için içermemesi nedeniyle farmakolojik değerlendirmeleri sınırlamaktadır.
Çalışmamızın bulguları, çocuk ve ergen psikiyatri polikliniğine başvuran ergenlerin önemli bir kısmında psikiyatrik tanı ve komorbid durumların bulunduğunu göstermektedir. Bu durum, klinik uygulamada başvuruların bütüncül bir değerlendirme ile ele alınmasının gerekliliğine işaret etmektedir. Özellikle DEHB ve ilişkili yıkıcı davranış bozukluklarının sık görülmesi, okul temelli müdahale programları, ebeveyn eğitimi ve psikoeğitim çalışmaları gibi destekleyici uygulamaların önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca, rapor çıkarma amacıyla başvuran hastaların büyük oranda komorbid tanılara sahip olması, özel eğitim ve sosyal destek hizmetlerine erişimin artırılması gerektiğini düşündürmektedir. Bu bulgular, klinisyenlerin yalnızca tanısal değerlendirme ile yetinmeyip, işlevsellik odaklı, multidisipliner ve bireyselleştirilmiş tedavi planları oluşturmasının önemini göstermektedir.
5. Sonuç
Sonuç olarak çocuk ve ergen psikiyatri polikliniğine başvuran ergenlerin önemli bir kısmının en az bir psikiyatrik tanı aldığını, en sık konulan tanıların DEHB ve MDB olduğunu gördük. Tanı alan bireylerde komorbidite oranlarının yüksek olması, özellikle DEHB, KOKGB, DB, ZY ve ÖÖG gibi nörogelişimsel bozuklukların birbirleriyle ve yıkıcı davranım bozukluklarıyla olan birlikteliğini bir kez daha gösterirken, klinik izlemi zorlaştırdığı akılda bulundurulmalıdır. Farklı bölgelerden, daha geniş örneklemle ve prospektif olarak planlanan çalışmalarla ergenlerin psikiyatrik tanılarının sürekliliği, ilaç tedavilerinin etkisi ve işlevsellik üzerindeki uzun dönem sonuçlarını değerlendirecek çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
6. Referanslar
1. DSÖ. WHO - Adolescent health [Internet]. 2022 [cited 2025 May 16]. Available from: https://www.who.int/health-topics/adolescent-health#tab=tab_1
2. Hall GS. Adolescence: Its psychology and its relations to physiology, anthropology, sociology, sex, crime, religion and education. Vol. 2. D. Appleton; 1905.
3. Erikson E. Youth: Identity and crisis. New York, Ny: Ww. 1968;10.
4. Casey BJ, Jones RM, Hare TA. The adolescent brain. Ann N Y Acad Sci [Internet]. 2008 [cited 2025 May 16];1124:111–26. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18400927/
5. Sellgren CM, Gracias J, Watmuff B, Biag JD, Thanos JM, Whittredge PB, et al. Increased synapse elimination by microglia in schizophrenia patient-derived models of synaptic pruning. Nat Neurosci [Internet]. 2019 Mar 1 [cited 2025 May 16];22(3):374–85. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/30718903/
6. Foulkes L, Blakemore SJ. Studying individual differences in human adolescent brain development. Nat Neurosci [Internet]. 2018 Mar 1 [cited 2025 May 16];21(3):315–23. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29403031/
7. Demjaha A, MacCabe JH, Murray RM. How genes and environmental factors determine the different neurodevelopmental trajectories of schizophrenia and bipolar disorder. Schizophr Bull [Internet]. 2012 Mar [cited 2025 May 16];38(2):209–14. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21857009/
8. Solmi M, Radua J, Olivola M, Croce E, Soardo L, Salazar de Pablo G, et al. Age at onset of mental disorders worldwide: large-scale meta-analysis of 192 epidemiological studies. Mol Psychiatry [Internet]. 2022 Jan 1 [cited 2025 Aug 8];27(1):281–95. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34079068/
9. Kowalchuk A, Gonzalez SJ, Zoorob RJ. Anxiety Disorders in Children and Adolescents. Am Fam Physician [Internet]. 2022 Dec [cited 2025 May 16];106(6):657–64. Available from: https://www.aafp.org/pubs/afp/issues/2022/1200/anxiety-disorders-children-adolescents.html
10. Görmez V, Örengül AC, Baljinnyam S, Aliyeva N. Çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniğine başvuran hastalarda tanı dağılımı ve demografik özellikler. Journal of Mood Disorders. 2017;7(1):41–6.
11. Song P, Zha M, Yang Q, Zhang Y, Li X, Rudan I. The prevalence of adult attention-deficit hyperactivity disorder: A global systematic review and meta-analysis. J Glob Health [Internet]. 2021 [cited 2025 May 16];11:1–9. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33692893/
12. Gnanavel S, Sharma P, Kaushal P, Hussain S. Attention deficit hyperactivity disorder and comorbidity: A review of literature. World J Clin Cases [Internet]. 2019 Sep 1 [cited 2025 May 16];7(17):2420–6. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31559278/
13. Karadeniz S, Kandil S. BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİ ÇOCUK - ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN VE DİKKAT EKSİKLİĞİ - HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU TANISI KONULAN ÇOCUKLARIN SOSYODEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE KOMORBİD PSİKİYATRİK TANILARI. Kocatepe Tıp Dergisi. 2021;22(5):400–8.
14. Mohammadi MR, Salmanian M, Keshavarzi Z. The global prevalence of conduct disorder: A systematic review and meta-analysis. Iran J Psychiatry [Internet]. 2021 Apr 6 [cited 2025 May 16];16(2):205–25. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34221047/
15. Levy S, Katusic SK, Colligan RC, Weaver AL, Killian JM, Voigt RG, et al. Childhood ADHD and risk for substance dependence in adulthood: A longitudinal, population-based study. PLoS One [Internet]. 2014 Aug 27 [cited 2025 Aug 8];9(8). Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25162629/
16. Uçar HN, Vural AP, Kocael Ö, Köle İH, Dağdelen F, Kırtıl İY. Bir çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniğine başvuran hastaların yakınma, tanı ve ilaç uygulamaları karakteristiklerinin değerlendirilmesi. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi. 2014;40(2):75–83.
17. Karaman D, Kara K, Durukan İ. Treatment approaches in a child and adolescent psychiatric outpatient clinic. Anatolian Journal of Clinical Investigation. 2012;6:225–30.
18. Kılınçel Ş. Çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniğine başvuran hastaların tanı dağılımı ve tedavilerinin değerlendirilmesi. Sakarya Tıp Dergisi. 2020;10(4):661–8.
19. Karakoc Demirkaya S, Aksu H, Yilmaz N, Ozgur BG, Eren E, Avcil SN. Sociodemographic Characteristics and Diagnoses of Individuals Referred to a Child and Adolescent Psychiatry Outpatient Clinic of a University Hospital. Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi/Journal Of Adnan Menderes University Medical Faculty. 2015 Jul 3;16(1):4–8.
20. Faraone S V., Biederman J, Mick E. The age-dependent decline of attention deficit hyperactivity disorder: A meta-analysis of follow-up studies. Psychol Med [Internet]. 2006 Feb [cited 2025 May 16];36(2):159–65. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/16420712/
21. Sibley MH, Swanson JM, Arnold LE, Hechtman LT, Owens EB, Stehli A, et al. Defining ADHD symptom persistence in adulthood: optimizing sensitivity and specificity. J Child Psychol Psychiatry [Internet]. 2017 Jun 1 [cited 2025 May 16];58(6):655–62. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27642116/
22. Sarı BA. Symptoms and Diagnosies of Patients Referring to A Child and Adolescent Psychiatry Outpatient Clinic in Batman. J Clin Psy. 2013;16:7–17.
23. Çeri V, Özer Ü, Layık ME, Ay İz FB. Evaluation of Psychiatric Disorders Among Children and Adolescents Who Applied To An Outpatient Service. Van Medical Journal. 2018;25(4):520–6.
24. Merikangas KR, He JP, Brody D, Fisher PW, Bourdon K, Koretz DS. Prevalence and treatment of mental disorders among US children in the 2001–2004 NHANES. Pediatrics. 2010;125(1):75–81.
25. Reale L, Bartoli B, Cartabia M, Zanetti M, Costantino MA, Canevini MP, et al. Comorbidity prevalence and treatment outcome in children and adolescents with ADHD. Eur Child Adolesc Psychiatry. 2017;26:1443–57.
26. Canadian A. Resource Alliance (CADDRA): Canadian ADHD Practice Guidelines. Toronto: CADDRA. 2018;
27. NICE. Attention deficit hyperactivity disorder: diagnosis and management. National Institute for Health and Clinical Excellence [Internet]. 2019 [cited 2025 May 16];(September 2019):62. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29634174/
28. Staller JA. Diagnostic profiles in outpatient child psychiatry. American Journal of Orthopsychiatry [Internet]. 2006 Jan [cited 2025 May 16];76(1):98–102. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/16569132/
29. Nock MK, Kazdin AE, Hiripi E, Kessler RC. Lifetime prevalence, correlates, and persistence of oppositional defiant disorder: Results from the National Comorbidity Survey Replication. J Child Psychol Psychiatry [Internet]. 2007 Jul [cited 2025 May 16];48(7):703–13. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17593151/
30. Spencer TJ, Biederman J, Mick E. Attention-deficit/hyperactivity disorder: Diagnosis, lifespan, comorbidities, and neurobiology. J Pediatr Psychol [Internet]. 2007 Jul [cited 2025 May 16];32(6):631–42. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17556405/
31. Ghanizadeh A. Psychiatric comorbidity differences in clinic-referred children and adolescents with ADHD according to the subtypes and gender. J Child Neurol [Internet]. 2009 [cited 2025 May 16];24(6):679–84. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/19491114/
32. İpçi M, İnci İzmir SB, Türkçapar MH, Özdel K, Akyol Ardiç Ü, Ercan ES. Psychiatric comorbidity in the subtypes of adhd in children and adolescents with adhd according to dsm-iv. Noropsikiyatri Arsivi [Internet]. 2020 [cited 2025 May 16];57(4):283–9. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33354119/
33. Jensen CM, Steinhausen HC. Comorbid mental disorders in children and adolescents with attention-deficit/hyperactivity disorder in a large nationwide study. ADHD Attention Deficit and Hyperactivity Disorders [Internet]. 2015 Mar 1 [cited 2025 May 16];7(1):27–38. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24942707/
34. Njardvik U, Wergeland GJ, Riise EN, Hannesdottir DK, Öst LG. Psychiatric comorbidity in children and adolescents with ADHD: A systematic review and meta-analysis. Clin Psychol Rev [Internet]. 2025 Jun 1 [cited 2025 May 16];118. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/40245462/
35. Margari L, Buttiglione M, Craig F, Cristella A, de Giambattista C, Matera E, et al. Neuropsychopathological comorbidities in learning disorders. BMC Neurol [Internet]. 2013 Dec 13 [cited 2025 May 16];13. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24330722/
36. Aktepe E, Sönmez Y. Bir Üniversite Hastanesinde Zekâ Geriliği Tanisi Konulan Çocuk ve Ergenlerde Psikiyatrik ve Organik Eş Tanilar. In: Yeni Symposium. 2012.
37. TÜİK. TÜİK, İstatistiklerle Aile, 2023 [Internet]. 2024 May [cited 2025 Aug 8]. Available from: https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Aile-2023-53784
38. Compas BE, Jaser SS, Bettis AH, Watson KH, Gruhn MA, Dunbar JP, et al. Coping, emotion regulation, and psychopathology in childhood and adolescence: A meta-analysis and narrative review. Psychol Bull [Internet]. 2017 Sep 1 [cited 2025 May 16];143(9):939–91. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28616996/
39. Staller JA, Wade MJ, Baker M. Current prescribing patterns in outpatient child and adolescent psychiatric practice in central New York. J Child Adolesc Psychopharmacol [Internet]. 2005 Feb [cited 2025 May 16];15(1):57–61. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15741786/
40. Bilsky S, Blumenthal H, Ramadan B, Lewis S, Leen-Feldner EW. Pediatric Psychotropic Polypharmacy: An Evaluation of the Correlates and Prevalence Across Assessment Cycles in the National Health and Nutrition Examination Survey. J Child Adolesc Psychopharmacol [Internet]. 2022 Oct 1 [cited 2025 May 16];32(8):416–25. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36074100/
41. Bellato A, Perrott NJ, Marzulli L, Parlatini V, Coghill D, Cortese S. Systematic Review and Meta-Analysis: Effects of Pharmacological Treatment for Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder on Quality of Life. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry [Internet]. 2024 Mar 1 [cited 2025 May 16];64(3). Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38823477/
42. Baker M, Huefner JC, Bellonci C, Hilt R, Carlson GA. Polypharmacy in the Management of Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder in Children and Adolescents: A Review and Update. J Child Adolesc Psychopharmacol [Internet]. 2021 Apr 1 [cited 2025 Aug 8];31(3):148–63. Available from: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33600217/
43. Hutchison SL, Ghuman JK, Ghuman HS, Karpov I, Schuster JM. Efficacy of atomoxetine in the treatment of
Keywords
References
- Aktepe, E., & Sönmez, Y. (2012). Bir üniversite hastanesinde zekâ geriliği tanısı konulan çocuk ve ergenlerde psikiyatrik ve organik eş tanılar. Yeni Symposium.
- Baker, M., Huefner, J. C., Bellonci, C., Hilt, R., & Carlson, G. A. (2021). Polypharmacy in the Management of Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder in Children and Adolescents: A Review and Update. J Child Adolesc Psychopharmacol, 31(3), 148–163. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33600217/
- Bellato, A., Perrott, N. J., Marzulli, L., Parlatini, V., Coghill, D., & Cortese, S. (2024). Systematic Review and Meta-Analysis: Effects of Pharmacological Treatment for Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder on Quality of Life. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry, 64(3). https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38823477/
- Bilsky, S., Blumenthal, H., Ramadan, B., Lewis, S., & Leen-Feldner, E. W. (2022). Pediatric Psychotropic Polypharmacy: An Evaluation of the Correlates and Prevalence Across Assessment Cycles in the National Health and Nutrition Examination Survey. J Child Adolesc Psychopharmacol, 32(8), 416–425. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36074100/
- Canadian ADHD Resource Alliance (CADDRA). (2018). Canadian ADHD practice guidelines. CADDRA. Casey, B. J., Jones, R. M., & Hare, T. A. (2008). The adolescent brain. Ann N Y Acad Sci, 1124, 111–126. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18400927/
- Çeri, V., Özer, Ü., Layık, M. E., & Ay İz, F. B. (2018). Evaluation of Psychiatric Disorders Among Children and Adolescents Who Applied To An Outpatient Service. Van Medical Journal, 25(4), 520–526.
- Compas, B. E., Jaser, S. S., Bettis, A. H., Watson, K. H., Gruhn, M. A., Dunbar, J. P., et al. (2017). Coping, emotion regulation, and psychopathology in childhood and adolescence: A meta-analysis and narrative review. Psychol Bull, 143(9), 939–991. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28616996/
- Demjaha, A., MacCabe, J. H., & Murray, R. M. (2012). How genes and environmental factors determine the different neurodevelopmental trajectories of schizophrenia and bipolar disorder. Schizophr Bull, 38(2), 209–214. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21857009/
Details
Primary Language
Turkish
Subjects
Psychiatry
Journal Section
Research Article
Publication Date
September 30, 2026
Submission Date
August 26, 2025
Acceptance Date
March 3, 2026
Published in Issue
Year 2026 Volume: 13 Number: 3
APA
Özbek, M. M., & Atay, E. (2026). Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite ve Tedavi Profili. CBU-SBED: Celal Bayar University-Health Sciences Institute Journal, 13(3), 388-405. https://izlik.org/JA79WN68EB
AMA
1.Özbek MM, Atay E. Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite ve Tedavi Profili. CBU-SBED: Celal Bayar University-Health Sciences Institute Journal. 2026;13(3):388-405. https://izlik.org/JA79WN68EB
Chicago
Özbek, Mutlu Muhammed, and Ekin Atay. 2026. “Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite Ve Tedavi Profili”. CBU-SBED: Celal Bayar University-Health Sciences Institute Journal 13 (3): 388-405. https://izlik.org/JA79WN68EB.
EndNote
Özbek MM, Atay E (September 1, 2026) Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite ve Tedavi Profili. CBU-SBED: Celal Bayar University-Health Sciences Institute Journal 13 3 388–405.
IEEE
[1]M. M. Özbek and E. Atay, “Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite ve Tedavi Profili”, CBU-SBED: Celal Bayar University-Health Sciences Institute Journal, vol. 13, no. 3, pp. 388–405, Sept. 2026, [Online]. Available: https://izlik.org/JA79WN68EB
ISNAD
Özbek, Mutlu Muhammed - Atay, Ekin. “Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite Ve Tedavi Profili”. CBU-SBED: Celal Bayar University-Health Sciences Institute Journal 13/3 (September 1, 2026): 388-405. https://izlik.org/JA79WN68EB.
JAMA
1.Özbek MM, Atay E. Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite ve Tedavi Profili. CBU-SBED: Celal Bayar University-Health Sciences Institute Journal. 2026;13:388–405.
MLA
Özbek, Mutlu Muhammed, and Ekin Atay. “Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite Ve Tedavi Profili”. CBU-SBED: Celal Bayar University-Health Sciences Institute Journal, vol. 13, no. 3, Sept. 2026, pp. 388-05, https://izlik.org/JA79WN68EB.
Vancouver
1.Mutlu Muhammed Özbek, Ekin Atay. Ergen Psikiyatrik Başvurularında Tanı, Komorbidite ve Tedavi Profili. CBU-SBED: Celal Bayar University-Health Sciences Institute Journal [Internet]. 2026 Sep. 1;13(3):388-405. Available from: https://izlik.org/JA79WN68EB