İran sinemasında kadın temsili, tarihsel olarak ataerkil ideolojileri pekiştiren kültürel, dini ve politik söylemler tarafından sınırlandırılmıştır. Ancak kadın yönetmenler, kadın özneliklerini, eyleme güçlerini ve sosyo-politik bilinçlerini öne çıkaran alternatif anlatılar geliştirerek bu sınırlamalara sürekli olarak meydan okumuşlardır. Bu yönetmenler arasında Tahmineh Milani, toplumsal cinsiyet politikaları ve sosyal eleştiriyle cesurca hesaplaşmasıyla öne çıkan önemli bir figürdür. Milani’nin eserleri, ataerkil normlara meydan okurken kadın öznesini ve toplumsal direnişi vurgular. Göstergebilimsel bir yaklaşımla yapılan analiz, *İki Kadın* filminde mekân, sessizlik, kapatılma ve başkaldırı unsurlarının taşıdığı sembolik anlamları çözümlemektedir. Fereshteh ve Roya’nın karşıt yaşamları, kadınların kültürel ve ailevi beklentilerle bastırılan seslerini, aynı zamanda onların gizli direniş eylemlerinin kadın öznesinin yükselen bir farkındalığını nasıl temsil ettiğini ortaya koyar. Çalışma, Milani’nin feminist bakış açısını kadınların özerklik ve tanınma mücadelesinin hâlen sürdüğü İran toplumu bağlamında konumlandırmaktadır. Göstergebilimsel eleştiri ile feminist kuramı birleştiren bu araştırma, *İki Kadın* filminin yalnızca bireysel bir direnişi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşüme yönelik kolektif bir özlemi de yansıttığını savunur. Sonuç olarak Milani’nin sineması, İranlı kadınların kendi kaderlerini yeniden şekillendiren bilinçli, eleştirel ve etkin özneler olarak temsil edildiği özgürleştirici bir görsel dil kurar. Bu çalışma, Milani’nin ataerkil ideolojiye meydan okuyan ve kadın öznesine sinemasal bir ses kazandıran feminist bir görsel dil inşasını nasıl gerçekleştirdiğini incelemektedir. Araştırma, Milani’nin yapıtlarını İranlı kadınların toplumsal rolleri, varlıkları ve deneyimlerini anlamak için bir mercek olarak ele almakta; mekân, sessizlik, kapatılma ve başkaldırı gibi sinemasal öğelerin, devrim sonrası İran toplumunda cinsiyet, iktidar ve özerklik temalarını nasıl ifade ettiğini göstermeyi amaçlamaktadır.
Bu alandaki yardımları ve değerli rehberliği için danışmanım Dr. Habibe Öngören’e en içten teşekkürlerimi sunarım.
In Iranian cinema, the representation of women has historically been constrained by cultural, religious, and political discourses that reinforce patriarchal ideologies. Nevertheless, female filmmakers have persistently contested these limitations by articulating alternative narratives that foreground women’s subjectivity, agency, and socio-political consciousness. Among these filmmakers, Tahmineh Milani occupies a prominent position for her audacious engagement with gender politics and social critique. Her works consistently challenge patriarchal norms, emphasizing female subjectivity and social resistance. Using a semiotic approach, the analysis decodes the symbolic meanings of space, silence, confinement, and rebellion that structure Two Women. The contrasting lives of Fereshteh and Roya reveal the ways in which women’s voices are suppressed by cultural and familial expectations, while their subtle acts of defiance signify emerging forms of female agency. The study also situates Milani’s feminist perspective within the broader context of Iranian society, where women face ongoing struggles for autonomy and recognition. By combining semiotic critique with feminist theory, this article argues that Two Women not only portrays individual resistance but also reflects a collective yearning for social transformation. Ultimately, Milani’s cinema constructs a visual language of liberation one that redefines the image of Iranian women as conscious, critical, and active participants in reshaping their own destinies. The research aims to uncover how Milani constructs a feminist visual language that challenges patriarchal ideology and gives cinematic voice to women’s subjectivity and resistance. This research, Milani’s work as a lens through which to understand Iranian women’s presence, social roles, and lived experiences. The study applies a semiotic-feminist approach to examine how cinematic elements such as space, silence, confinement, and rebellion express underlying meanings of gender, power, and autonomy within post-revolutionary Iranian society.
I would like to express my sincere gratitude to my supervisor, Dr. Habibe Öngören, for her invaluable guidance and support throughout this research.
| Primary Language | English |
|---|---|
| Subjects | Radio-Television |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | November 4, 2025 |
| Acceptance Date | March 11, 2026 |
| Publication Date | March 12, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.32952/communicata.1817590 |
| IZ | https://izlik.org/JA23PZ29XW |
| Published in Issue | Year 2026 Issue: 31 |
Content of this journal is licensed under a Creative Commons Attribution NonCommercial 4.0 International License