Arka Plan: Pelvik kırıklar, genç erişkinlerde yüksek enerjili travmaların, ileri yaş bireylerde ise kırılganlık kaynaklı düşmelerin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Acil servise başvuruların yaş ve cinsiyete özgü dağılımlarının, bağlamının ve nedenselliğinin anlaşılması, hedefe yönelik önleme stratejilerinin geliştirilmesine ve hizmet planlamasına katkı sağlayabilir.
Yöntemler: 29 Nisan 2017 ile 29 Nisan 2022 tarihleri arasında Türkiye’nin güneydoğusundaki üçüncü basamak bir sağlık merkezinin acil servisine pelvik kırık tanısı (ICD-10 kodları S32 ve T02.1) ile başvuran 1.324 hastanın retrospektif gözlemsel analizi gerçekleştirildi. Demografik özellikler, tanı kategorileri, hizmet dağılımları ve hastanede kalış süresi (LOS) incelendi. Gruplar arasındaki farklılıklar Pearson χ² testi ve Cramér’s V ile, ayrıca Mann–Whitney U testi ve Cliff’s δ kullanılarak değerlendirildi; iki yönlü anlamlılık düzeyi α = 0,05 olarak kabul edildi.
Bulgular: Çalışma kohortunda kadınlar %55,4’lük (1.324 hastanın 734’ü) oran ile erkeklerden anlamlı düzeyde daha fazlaydı (beklenen %50’ye kıyasla, binom p < 0,001). Ortanca yaş kadınlarda 40 yıl [IQR: 26–53], erkeklerde ise 33 yıl [IQR: 25–47] idi (U = 188.543, p < 0,001). Yaş grubu dağılımları cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdi (χ²(7) = 30,43, p < 0,001; Cramér’s V = 0,15). Sekiz en sık tanı kategorisi içinde tanı profilleri de cinsiyetlere göre farklılık sergiledi (χ² = 125,47, p < 0,001; V = 0,31). En yaygın tanı kapalı koksiks kırıkları olup düşük enerjili mekanizmaların önemini ortaya koydu. Hizmet türleri arasında yaş anlamlı düzeyde farklıydı (Kruskal–Wallis H = 75,20, p < 0,001). Hastanede kalış süresi yoğun şekilde sıfır değerliydi; her iki cinsiyette de ortanca 0 gündü. Ancak erkeklerde kalış süresi marjinal düzeyde daha uzun bulundu (U = 222.006, p = 0,026; δ = 0,03) ve ≥1 gün yatış oranı daha yüksekti (%5,8’e karşı %3,3; χ² = 4,28, p = 0,039). Yıllık olgu sayıları homojen dağılmadı (χ² uyum iyiliği = 230,49, p < 0,001); özellikle 2020 yılında COVID-19 pandemisi ile çakışan belirgin bir düşüş gözlendi.
Sonuçlar: Pelvik kırıkların epidemiyolojisi, ileri yaş kadınlarda düşük enerjili kırıkların baskınlığı ve genç erkeklerde yüksek enerjili yaralanmalarla karakterize, yaş ve cinsiyete özgü farklı paternler sergilemektedir. Bu nedenle önleyici stratejiler hem yaşlılarda osteoporoz ve kırılganlığa bağlı düşmelere, hem de gençlerde yüksek enerjili travma mekanizmalarına odaklanmalıdır. Ayrıca COVID-19 pandemisi sırasında gözlenen olgu sayısındaki azalma, dışsal kesintilere etkili şekilde yanıt verebilecek esnek travma bakım planlamalarının gerekliliğini vurgulamaktadır.
Bu araştırma, Türkiye’nin güneydoğusunda bulunan üçüncü basamak bir eğitim ve araştırma hastanesinde retrospektif kohort çalışması olarak yürütülmüş olup, çalışma dönemi 29 Nisan 2017 ile 29 Nisan 2022 tarihleri arasını kapsamaktadır. Etik onay, kurumun etik kurulundan alınmıştır (Onay Tarihi: 28.02.2025; Onay Numarası: 375).
Background: Pelvic fractures occur as a result of high-energy trauma in young adults and as a result of fragile falls in older individuals. Understanding the age and sex-specific patterns, context, and causality of emergency department presentations can inform targeted prevention strategies and service planning.
Methods: We conducted a retrospective observational study of 1,324 patients presenting to the emergency department with pelvic fractures (ICD-10 codes S32 and T02.1) at a tertiary care center in southeastern Türkiye between April 29, 2017, and April 29, 2022. Demographic characteristics, diagnostic categories, service distribution, and length of hospital stay (LOS) were analyzed. Group differences were assessed using the Pearson χ² test with Cramér’s V and the Mann–Whitney U test with Cliff’s δ, with a two-sided significance level of α = 0.05.
Results: Among the study cohort, females accounted for 55.4% (734 of 1,324), a proportion significantly higher than the expected 50% (binomial p < 0.001). The median age was 40 years [IQR: 26–53] in females and 33 years [IQR: 25–47] in males (U = 188,543, p < 0.001). Age group distributions differed significantly by sex (χ²(7) = 30.43, p < 0.001; Cramér’s V = 0.15). Diagnostic profiles also varied by sex across the eight most frequent categories (χ² = 125.47, p < 0.001; V = 0.31), with closed coccyx fractures being the most common overall, highlighting the contribution of low-energy mechanisms. Age differed significantly across provision types (Kruskal–Wallis H = 75.20, p < 0.001). Length of stay was highly zero-inflated, with a median of 0 days in both sexes; however, males had marginally longer hospitalizations (U = 222,006, p = 0.026; δ = 0.03) and a higher proportion of admissions ≥1 day (5.8% vs 3.3%; χ² = 4.28, p = 0.039). Annual case counts were uneven (χ² goodness-of-fit = 230.49, p < 0.001), with a marked decline observed in 2020, coinciding with the COVID-19 pandemic.
Conclusions: The epidemiology of pelvic fractures demonstrates distinct age- and sex-specific patterns, characterized by a predominance of low-energy fractures in older women and higher-energy injuries in younger men. Preventive strategies should therefore address both osteoporosis and fragility-related falls in the elderly as well as mechanisms of high-energy trauma in younger populations. Furthermore, the observed reduction in caseloads during the COVID-19 pandemic underscores the need for adaptable trauma care planning that can respond effectively to external disruptions.
This research was conducted as a retrospective cohort study at a tertiary-level training and research hospital in southeastern Türkiye, with the study period from April 29, 2017, to April 29, 2022. Ethical approval was obtained from the institutional ethics committee (Approval Date: 28.02.2025; Approval Number: 375).
| Primary Language | English |
|---|---|
| Subjects | Emergency Medicine |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | September 14, 2025 |
| Acceptance Date | November 12, 2025 |
| Publication Date | December 31, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 7 Issue: 3 |