This article aims to examine the nature of secularism and the conditions under which it emerged, and to demonstrate that this mode of thought does not have a counterpart within an authentic understanding of Islam. Secularism often appears as a comprehensive paradigm that entails the exclusion of religion from all spheres of both social and individual life. In this respect, laicism is regarded as an approach that seeks to remove religion from the public sphere. In the European historical experience, the process of secularization is closely associated with reactions against the authority of the Church. In this context, the tendency of Western societies to adopt a model based on the separation of religion and the state can be considered an understandable development within their own historical conditions. Indeed, since Christianity does not offer a systematic legal framework in the classical sense, it is difficult to speak of an organic unity between religion and the state comparable to that found in Islam. By contrast, Islamic civilization historically developed in an integrated relationship with religion, and it has become a widespread view that the weakening of this civilization corresponds to the degree of its distancing from religious references. For this reason, the issue of separating religion and the state did not arise as a problem in classical Islamic thought. However, particularly in the period following the abolition of the caliphate, some thinkers—such as Ali Abd al-Raziq, a graduate of al-Azhar—argued that Islam does not prescribe a specific model of governance and that a secular order is not necessarily in contradiction with Islam. This article addresses such claims and argues that they cannot be substantiated within the framework of Islam’s primary sources. The perspective presented by the Qur’an encompasses not only individual acts of worship but also the establishment of social order and justice, pointing to a comprehensive vision of civilization. From this standpoint, Islam can be understood as offering a worldview that aims at the realization of justice on a universal scale.
Bu makale, sekülerizmin mahiyetini ve ortaya çıkış şartlarını inceleyerek, söz konusu düşüncenin İslam’ın sahih anlayışı içerisinde bir karşılığının bulunmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Sekülerizm, çoğu zaman dinin toplumsal ve bireysel hayatın bütün alanlarından dışlanmasını ifade eden kapsamlı bir paradigma olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yönüyle laiklik, dini kamusal alandan uzaklaştırmayı hedefleyen bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Avrupa tarihsel tecrübesinde, sekülerleşme sürecinin kilisenin otoritesine karşı gelişen tepkilerle yakından ilişkili olduğu görülür. Bu bağlamda, Batı toplumlarının kendi tarihsel şartları içerisinde devlet ile dinin ayrılması yönünde bir modele yönelmeleri anlaşılabilir bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Nitekim Hristiyanlık, klasik anlamda sistematik bir hukuk düzeni sunmadığından, devlet yapısı ile din arasında İslam’dakine benzer bir bütünlükten söz etmek güçtür. Buna karşılık İslam medeniyeti, tarihsel olarak din ile iç içe bir şekilde teşekkül etmiş; dinî referanslardan uzaklaşma ölçüsünde medeniyetin zayıfladığı düşüncesi yaygınlık kazanmıştır. Bu nedenle İslam düşüncesinde, devlet ile dinin ayrılması şeklinde bir problemin klasik dönemde ortaya çıkmadığı görülmektedir. Ancak özellikle hilafetin kaldırılmasını takip eden süreçte, Ezher mezunlarından Ali Abdurrezzak gibi bazı düşünürler, İslam’da belirli bir devlet modelinin bulunmadığını ve laik bir düzenin İslam ile çelişmediğini ileri sürmüşlerdir. Bu makale, söz konusu iddiaları ele alarak, İslam’ın temel kaynakları çerçevesinde böyle bir yaklaşımın temellendirilemeyeceğini savunmaktadır. Zira Kur’ân-ı Kerîm’in ortaya koyduğu perspektif, yalnızca bireysel ibadetleri değil, aynı zamanda toplumsal düzeni ve adaletin tesisi hedefini de kapsayan bütüncül bir medeniyet tasavvuruna işaret etmektedir. Bu açıdan İslam’ın, evrensel ölçekte adaleti gerçekleştirmeyi amaçlayan bir dünya görüşü sunduğu ifade edilebilir.
Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
yok
teşekkürler.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Islamic Law |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | January 27, 2026 |
| Acceptance Date | April 6, 2026 |
| Publication Date | April 18, 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA63XB52TG |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 7 Issue: 1 |