Hakkâri, a frequent destination of various civilizations, was home to many nations throughout history and hosted people who had diverse ethnic backgrounds. Due to its location, Hakkâri was accepted as a buffer zone, especially between Iran and the Ottoman Empire, and it played a critical role for the history of both governments. Hakkâri, which was adjected to the Ottoman lands after the Battle of Chaldiran, was administered autonomously by the power of local governors (beys); however, administrators who were appointed by the central administration as a result of the Rescript of Gulhane, took the authority of administration away from the local powers. Although Hakkâri was poor in terms of mineral diversity due to its geographical and geological location, it was rich in zirnih (orpiment), lead, and sulfur; thus, by being under control of Iran and the Ottoman Empire, it caused mines to change owners consistently. Mines which came under total Ottoman rule towards the middle of the nineteenth century struggled with various problems in this process; nevertheless, zirnih, lead and chalk (lime) in the mines were used in diverse ways and sent to required places. The zirnih mine, which was considered one of the endemic metal types in Ottoman era, was accepted as a moral weapon of external factors for the strategical, political and security-related operation of the region, and was used as an anti-political tool. Even though Hakkâri, which was turned into the play area of the external powers, was affected by this policy for better or for worse, the authority tried not to reflect the outcomes of the aforementioned situation to the local people who were settled in the region. The Ottoman Empire, seeking to neutralize the ambitions of foreign powers that attempted to exploit the existing mines in the region to the detriment of the local population, endeavored to counter such intentions through education, instruction, and development. By consolidating its presence in the region, the Empire further aimed to eliminate the aspirations of potential power-oriented foreign actors through the method of universal tolerance. In this context, this study aims to represent extensive information on the power-oriented difficulties which occurred in relation to the zirnih mine extracted in Hakkâri district, as well as the number of personnel working in the mine, the amount of the extracted mine and the expanses for the mining process.
Muhtelif medeniyetlerin uğrak noktası olan Hakkâri, tarih boyunca birçok millete ev sahipliği yapmış ve farklı etnik kökenden gelen insanları bünyesinde yaşatmıştır. Konumu hasebiyle Hakkâri, İran-Osmanlı arasında tampon bölge görevi görmüş ve iki devlet için de kritik rol oynamıştır. Çaldıran Savaşı sonrası Osmanlı topraklarına katılan Hakkâri, yurtluk-ocaklık sistemi ile yerel beylerin gücüyle idare edilmiş, fakat Tanzimat’ın ilanı ile merkezden atanan yöneticiler, yönetimi yerel güçlerin elinden almıştır. Hakkâri, her ne kadar jeolojik ve coğrafi konum hasebiyle maden çeşitliliği yönünden fakir olsa da zırnıh, kurşun ve kükürt madeni hususunda zenginlik arz etmiş ve bu nedenle İran-Osmanlı gözetimi altında kalarak maden ocaklarının sürekli el değiştirmesine sebebiyet vermiştir. XIX. yüzyılın ortalarına doğru tamamen Osmanlı hâkimiyetine giren maden ocakları işbu süreç içerisinde muhtelif problemler ile karşılaşmış olsa da bünyesinde barındırdığı zırnıhı, kurşunu ve tebeşiri (kireç) farklı anlamda kullanmış ve gerekli yerlere sevk etmiştir. Osmanlı döneminde endemik maden türlerinden biri olarak görülen zırnıh madeni; bölgenin stratejik, politik ve güvenlik ile alakalı işleyişinde dış etmenlerin manevi silahı olarak görülmüş ve bir anti-siyaset aracı olarak kullanılmıştır. Dış güçlerin oyun sahasına dönüşen Hakkâri, bu siyasetten iyi veya kötü etkilenmiş olmasına rağmen söz konusu durumun dönütlerini bölgede yaşayan yöre halkına hissettirmemeye çalışmıştır. Bölgede var olan madenleri bölgede hayatını idame ettiren ahalinin aleyhine kullanmaya çalışan dış güçlerin emellerini eğitim, öğretim ve kalkınma ile bertaraf etmeye çalışan Osmanlı Devleti, varlığını bölgede hissettirmesi ile potansiyel nitelikli güç odaklı dış güçlerin emellerini, evrensel hoşgörü metoduyla ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Bu bağlamda işbu çalışmanın amacı da Hakkâri sancağında çıkarılan zırnıh madeni ile alakalı vuku bulmuş olan güç odaklı müşküllerin yanı sıra zırnıh madeninde çalışan personel sayısı, madende çıkarılan miktar ve maden giderlerinin ne kadar olduğu ile alakalı geniş çaplı bilgiler ortaya koymaktır.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | History of Ottoman Socio-Economy |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Publication Date | October 27, 2025 |
| Submission Date | May 1, 2025 |
| Acceptance Date | July 21, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 13 Issue: 2 |
e-ISSN: 2148-5232