Bu çalışma, transhümanizm ve posthümanizm bağlamında insan doğasının geleceğine ilişkin tartışmaları, insanın yalnızca biyolojik değil aynı zamanda metafizik bir varlık olduğu kabulünden hareketle varoluşsal bir perspektiften incelemektedir. Günümüzde hızla gelişen teknolojik imkânlar, insanın ontolojik statüsü ve sınırları üzerine yürütülen tartışmalara farklı bir boyut kazandırarak insanın doğası, kimliği, benliği ve anlamı konusunda yeni soru ve sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçevede çalışmada, transhümanizmin insanın biyolojik ve zihinsel sınırlarının teknoloji aracılığıyla aşılabileceği yönündeki yaklaşımı ile posthümanizmin insan-merkezci ontolojiye yönelik eleştirileri birlikte ele alınmaktadır. Bu doğrultuda biyoteknoloji, yapay zekâ ve genetik mühendisliği alanlarında yaşanan gelişmelerin, insan doğasının sabit ve değişmez bir öz olduğu yönündeki anlayışı nasıl dönüştürmek istediği analiz edilmektedir. Ancak bu dönüşüm değerlendirilirken insanın yalnızca maddi bir varlık olarak ele alınamayacağı, aynı zamanda aşkın ve metafizik boyutlara sahip olduğu vurgulanmaktadır. Özellikle insanın fiziksel ve bilişsel kapasitesini artırmaya yönelik müdahaleler, onun anlam arayan, değer üreten ve sorumluluk taşıyan bir “Ben” olarak yeniden düşünülmesini gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda “beşer” ile “insan” arasındaki ayrım dikkate alınarak, teknolojik müdahalelerin yalnızca beşerî yapıyı değil, insanî ve metafizik nitelikleri de dönüştürme potansiyeli taşıdığı ortaya konulmaktadır. Sonuç olarak, insan doğasının dinamik bir yapı olduğu kabul edilmekle birlikte, onun metafizik yönünün göz ardı edilmemesi gerektiği ve insanın geleceğine ilişkin tartışmaların sorumluluk, adalet ve özgürlük gibi temel değerler çerçevesinde ele alınmasının zorunlu olduğu vurgulanmaktadır. Buna ilaveten bu yaklaşım, insanın yalnızca teknik olarak geliştirilebilir bir nesne değil, aynı zamanda anlam, bilinç ve değer ufkuna sahip bir özne olduğunu ortaya koymakta, böylece geleceğe yönelik etik değerlendirmelerin indirgemeci paradigmalardan kaçınarak, insanın tüm varoluşsal boyutlarını kapsayan daha derinlikli bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmasını gerekli kılmaktadır.
This study examines debates on the future of human nature within the context of transhumanism and posthumanism from an existential perspective, based on the premise that the human being is not only a biological entity but also a metaphysical one. Rapid technological advancements have introduced a new dimension to discussions concerning the ontological status and limits of the human, generating new questions about human nature, identity, selfhood, and meaning. Within this framework, the study addresses both the transhumanist claim that human biological and cognitive limitations can be transcended through technology and the posthumanist critique of anthropocentric ontology. In this regard, the study analyzes how developments in biotechnology, artificial intelligence, and genetic engineering seek to transform the understanding of human nature as a fixed and immutable essence. However, it emphasizes that the human being cannot be reduced to a merely material existence, but must be understood as possessing transcendent and metaphysical dimensions. In particular, interventions aimed at enhancing physical and cognitive capacities require a reconsideration of the human as a “Self” that seeks meaning, produces values, and assumes responsibility. By taking into account the distinction between “beşer” and “insan,” the study argues that technological interventions have the potential to transform not only biological structures but also human and metaphysical qualities. In conclusion, although human nature is dynamic, its metaphysical dimension should not be overlooked, and discussions of the human future must be grounded in fundamental values such as responsibility, justice, and freedom. Furthermore, his approach highlights that the human being is not merely an object open to technical enhancement, but also a subject endowed with meaning, consciousness, and a horizon of values, thus requiring ethical evaluations of the future to adopt a deeper, holistic perspective that encompasses all existential dimensions of the human being while avoiding reductionist paradigms.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Philosophy of Religion, Contemporary Philosophy |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | October 31, 2025 |
| Acceptance Date | March 31, 2026 |
| Publication Date | April 30, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.29288/ilted.1814396 |
| IZ | https://izlik.org/JA97KY38FA |
| Published in Issue | Year 2026 Issue: 66 |
Journal of Ilahiyat Researches is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.