Ordinary partnerships are a widely preferred type of partnership in practice, not only because of their ease of establishment but also because they offer the opportunity for multiple commercial partnerships operating in different fields of expertise to participate together in large-scale projects such as metro, tunnel, bridge, or dam construction. Despite being such a common type of partnership, the fact that ordinary partnerships lack legal entity and thus have no capacity to act, sue, or be a party to a lawsuit raises a number of issues that have occupied doctrine and practice for many years. The increasing liquidity problems in commercial life in recent years, especially during risky periods, have led partnerships to seek alternative solutions to a serious degree. It is observed that the institution of concordat is being applied to more frequently than before, as a way to weather hazardous periods financially without or with minimal damage. However, ordinary partnerships face a number of difficulties in initiating and conducting the concordat process if the need arises. In an ordinary partnership without legal personality, while each partner can apply separately for a concordat, it is also possible for all partners to apply jointly by unanimous decision. The partners to act together regarding the concordat request may be more reasonable and advantageous, especially in terms of ensuring that the preliminary concordat report, which includes a plan separately prepared by partners for the repayment of partnership debts is compatible with the preliminary reports of the other partners and that the responsibility is shared. This study aims to identify potential problems in this process and propose reasonable solutions, drawing upon Court of Cassation’s decisions.
Adi ortaklıklar, kolay kurulabilme avantajı yanında, farklı uzmanlık alanlarında faaliyet gösteren birden fazla ticaret ortaklığının metro, tünel, köprü veya baraj inşaatları gibi büyük ölçekli projelerde birlikte yer alma imkânı sunması nedeniyle uygulamada yaygın olarak tercih edilen bir ortaklık türüdür. Böylesi yaygın tercihe rağmen, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmaması ve neticesinde fiil ehliyeti ile birlikte dava ve taraf ehliyetine de sahip olmaması, doktrin ve uygulamayı uzun yıllardan beri meşgul eden birtakım sorunları gündeme getirmektedir. Son yıllarda artma eğilimi gösteren, ticari hayattaki likidite problemleri, özellikle riskli dönemlerde ortaklıkların farklı çözüm yolları bulma arayışını ciddi bir seviyeye getirmiş bulunmaktadır. Riskli dönemleri finansal açıdan hasarsız ya da en az hasarla geçirme imkânı açısından konkordato kurumuna öncesine nazaran daha çok başvurulduğu gözlenmektedir. Bu doğrultuda, konkordatoya başvurma gerekliliğinin doğması ihtimalinde adi ortaklıkları, sürecin başlatılma ve yürütülmesi hususunda birtakım zorluklar beklemektedir. Tüzel kişiliği olmayan adi ortaklığın, konkordato talebi açısından her bir ortağın ayrı ayrı başvuru yapabilme imkânı yanında ortakların oybirliği ile alacakları bir kararla başvuruyu birlikte yapabilmesi de mümkündür. Ortakların konkordato talebi hususunda birlikte hareket etme tercihi, özellikle ortaklık borçlarının ödenmesine yönelik planlamayı içeren ve her bir ortak tarafından ayrı ayrı hazırlanılacak konkordato ön raporunun, diğer ortakların ön raporlarıyla uyumlu bir şekilde ve sorumluluğun bölüşülerek hazırlanması imkânı açısından daha makul ve avantajlı olabilecektir. Bu çalışma, söz konusu süreçteki muhtemel sorunları tespit etmek yoluyla, Yargıtay kararlarından da yararlanmak suretiyle makul çözüm yolları önermeyi amaçlamaktadır.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Commercial Law (Other) |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | December 26, 2025 |
| Acceptance Date | March 10, 2026 |
| Publication Date | April 30, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.21547/jss.1849759 |
| IZ | https://izlik.org/JA96HC93GY |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 25 Issue: 2 |