Women in Turkey were first admitted to medical schools in 1922. Although they began working as physicians, their inclusion in the male-dominated surgical fields was achieved only after prolonged struggles. In these fields, which were effectively “forbidden” to them, women had to work harder than their male colleagues and make greater sacrifices to establish and maintain their positions. As a result of their efforts, they became exemplary “gate openers” for the women who followed them. This study aims to narrate these struggles and reveal the experiences of female surgeons during these processes. To achieve this goal, qualitative research was conducted with woman surgeons at Ankara University Faculty of Medicine. In-depth interviews were carried out using semi-structured questionnaires. Subsequently, thematic analysis was employed to create themes, categories, and codes, adopting a feminist approach throughout the analytical process. During the interviews, the benefits of the Medical Specialization Exam (TUS) in advancing women's academic careers were frequently discussed. Woman surgeons shared their experiences of gender-based discrimination in both their domestic and professional lives. They described challenges stemming from their demanding jobs, which lack fixed working hours, and recounted their efforts to maintain their careers—referred to as managing the “second shift.” Furthermore, they highlighted prejudices encountered in their work environments, including biases from male colleagues, patients, and their families. They emphasized their rejection of condescending forms of address such as “little girl,” “nurse lady,” or “doctor sir,” and underscored their struggles to be recognized simply as “surgeons.
The female surgeons who participated in this study not only transcended traditional barriers but also confronted the patriarchal pressures inherent in their field, thereby challenging established gender norms. Accordingly, these pioneering women, who assumed the dual role of both role models and facilitators within surgical specialties, have been identified as 'gate openers.' It is argued that acknowledging the difficulties they encountered and the sacrifices they made throughout this journey will contribute to raising awareness of gender inequality in medicine and serve to empower future generations of women aspiring to become surgeons.
woman surgeon gender roles Gender discrimination in medicine gate opener ankara university school of medicine
Kadınlar Türkiye’de tıp fakültesine 1922’de kabul edilmişlerdir. Hekim olarak çalışmaya başlasalar da erkek egemen bir ortama sahip olan cerrahi bölümlerde yer almaları uzun süren mücadeleler sonucunda gerçekleşebilmiştir. Kadınlar kendilerine “yasaklanan” bu bölümlerde var olabilmek ve konumlarını koruyabilmek adına erkek meslektaşlarından daha çok çalışmak zorunda kalmışlar, onlara göre daha çok fedakarlıkta bulunmuşlardır. Tüm bu çabanın sonucunda kendilerinden sonra gelen kadınlara da örnek birer “kapı aralayıcı” olmuşlardır. Onların bu mücadeleleri anlatmak, kadın cerrahların bu süreçlerindeki deneyimlerini ortaya koymak bu çalışmanın amacını oluşturmuştur. Bu amaçla Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan kadın cerrahlarla nitel bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış soruların yer aldığı formlar kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Akabinde tematik analiz yöntemi kullanılarak temalar, kategoriler ve kodlar oluşturulmuş, analiz sürecinde feminist bir yaklaşım benimsenmiştir. Görüşmeler esnasında Tıpta Uzmanlık Sınavının (TUS) kadınların akademik ilerlemesindeki faydasına sıkça yer verilmiştir. Kadın cerrahlar hem ev yaşamlarında hem de iş yaşamlarında maruz kaldıkları cinsiyetçi tutumlardan bahsetmiştir. Yoğun ve belirli bir mesai saati olmayan mesleklerinden dolayı ev içi yaşamlarında yaşadıkları sorunlara değinmişler, kariyerlerinden vazgeçmemek için gösterdikleri gayreti, “ikinci vardiyayı” anlatmışlardır. İş yaşamlarında hem erkek meslektaşlarının hem de hasta ve yakınlarının sahip olduğu ön yargıları ifade etmişler, “kız çocuğu”, “hemşire hanım”, “doktor bey” hitaplarını reddedip sadece “cerrah” olabilmek için verdikleri mücadeleye dikkat çekmişlerdir.
Katılımcılarımız olan kadın cerrahlar yalnızca geleneksel engelleri aşmakla kalmayıp, alanlarındaki eril baskıları göğüsleyerek toplumsal cinsiyet normlarına karşı durmuşlardır. Bu nedenle cerrahi branşlarda hem rol model hem de birer aracı olma görevini üstlenen bu ilk kadın cerrahlar “kapı aralayıcı” olarak tanımlanmıştır. Günümüzde sayıları arttıkça azınlık olmaktan çıkan kadın cerrahların yaşadıkları zorlukları ve bu süreçte gösterdikleri fedakarlıkların ortaya konulmasının, tıptaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı farkındalığı artıracağı, cerrah olmak isteyen kadınları cesaretlendireceği düşünülmektedir.
kadın cerrah toplumsal cinsiyet tıpta cinsiyet ayrımcılığı kapı aralayıcı ankara üniversitesi tıp fakültesi
Çalışmanın ilk aşamasında pilot görüşmemize katılarak bize destek veren Uzm. Dr. İlknur Genç Kuzuca ve Dr. Türkü Yağmur Nehir’e; Görüşme formunun oluşturulması ve bazı görüşmelere eşlik ederek katkı sunan Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Kurtoğlu ve Ecz. Nurgül Börü’ye; Makalenin redaksiyonu ve akademik katkıları için Prof. Dr. Nüket Paksoy Erbaydar, Prof. Dr. Meltem Öztan, Dr. Ali Odabaş ve Devrim İris Kuş’a; Her şeyden önemlisi bu çalışmada bizimle deneyimlerini samimi bir şekilde paylaşan cerrahinin kapı aralayıcılarına içten teşekkürlerimizi sunarız.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Women's Studies |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | July 5, 2025 |
| Acceptance Date | November 29, 2025 |
| Early Pub Date | November 30, 2025 |
| Publication Date | November 30, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 8 Issue: 2 |