İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Almanya, kimliğini ve siyasi yapısını yeniden inşa etmeye çalıştığı derin bir dönüşüm sürecinden geçmiştir. Savaş sonrası dönemde Almanya'nın öncelikli hedefi meşruiyetini yeniden kazanmak ve Atlantikçi kanada yakınlaşarak Batı Avrupa güvenlik mimarisine dahil olmaktı. Ancak Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesiyle birlikte dış politika kimliği ve söylemleri önemli bir değişim sürecine girmiş; dahası Almanya zaman içinde Atlantikçilikten Avrupacılığa doğru bir politika kayması yaşamıştır. Almanya'da normatif kaygılar ulusal dış politikanın belirlenmesinde en önemli faktörler arasında yer almaktadır. Ülkenin tek taraflı askeri operasyonları desteklememe politikası, uluslararası krizlere uzlaşmacı bir yanıt verilmesini savunması ve ODGP ve OGSP bağlamında daha fazla entegrasyona yönelmesi, sivil güce değer veren bir stratejik kültüre işaret etmektedir. Bu makale, Almanya'nın OGSP'ye yönelik Avrupacı yaklaşımını neoklasik realist bir perspektiften şekillendiren faktörleri inceleyerek aydınlatmayı amaçlamaktadır. Liderliğin politika formülasyonu üzerindeki etkisi ve iç dinamiklerin politika yapıcıların kararları üzerindeki etkisi, neoklasik realizm yaklaşımının Almanya'nın eylemlerini yorumlamak için daha uygun bir çerçeve olduğunu vurgulamaktadır. Bu bakış açısı, Almanya'nın stratejik kültürünün ve bunun OGSP üzerindeki etkilerinin kapsamlı bir analizini kolaylaştırırken, OGSP'ye yönelik geleneksel Atlantikçi yöneliminden daha Avrupacı bir duruşa kaymasına neden olan faktörleri de aydınlatmaktadır.
After the Second World War, Germany underwent a period of profound transformation as it sought to rebuild its identity and political structure. The country's post-war reorientation was driven by an aspiration for enhanced integration with the Western world, In the immediate post-war period, Germany's primary objective was to regain its legitimacy and participate in the Western European security architecture with a period of initial proximity with the Atlanticist wing. However; with the unification of East and West Germany, its foreign policy identity and discourses underwent a period of significant change; moreover, over time, Germany experienced a policy shift from Atlanticism to Europeanism. In Germany, normative concerns are among the most important factors in determining national foreign policy. The country's policy of non-support for unilateral military operations, its advocacy of a conciliatory response to international crises, and its inclination towards greater integration within the contexts of CFSP and CSDP indicate a strategic culture that values civilian power. This article aims to elucidate Germany's Europeanist approach to the CSDP by examining the factors that shape it from a neoclassical realist perspective. The impact of leadership on policy formulation, coupled with the influence of domestic dynamics on the decisions of policymakers, highlights the neoclassical realism approach as a more appropriate framework for interpreting Germany's actions. This perspective facilitates a comprehensive analysis of Germany's strategic culture and its effects on the CSDP, while also elucidating the factors driving the shift from its traditionally Atlanticist orientation toward the CSDP to a more Europeanist stance.
Primary Language | English |
---|---|
Subjects | European Studies |
Journal Section | Makaleler |
Authors | |
Publication Date | December 30, 2024 |
Submission Date | March 20, 2024 |
Acceptance Date | November 11, 2024 |
Published in Issue | Year 2024 Volume: 32 Issue: 2 |