Nûreddin Mahmud Zengî’nin vefatının (569/1174) ardından yerine küçük yaşlardaki oğlu Melikü’s-Sâlih İsmail (ö. 577/1181) geçtiyse de Şam’ın birliği bozuldu; Şam-Mısır birliği de dağılma riski ile karşı karşıya kaldı. Nûreddin Mahmud Zengî’nin Mısır naibi Selâhaddin-i Eyyûbî (ö. 589/1193) buna karşı Dımaşk’taki emîrlerin çağrısı üzerine Mısır’dan Şam’a geçip Dımaşk, Hama ve Humus gibi Şam şehirlerine hâkim olduysa da Halep; Musul Atabegi II. Seyfeddin Gazi (ö. 576/1180) ile ittifak içinde ona karşı direndi. Selâhaddin, bu ittifakı Tel Harra ve Tel Sultan savaşlarında yendikten sonra 571/1176’da onunla anlaşıp yeniden Mısır’a geçti. Sultan, Mısır’daki hazırlıkların ardından 573/1177’de Kudüs Haçlı Krallığına karşı Mısır üzerinden Gazze-Askalân seferine çıktı. Ne var ki Kudüs’e epey yaklaşmışken Remle civarında Haçlı baskınına uğrayıp kayıplar vererek Kahire’ye döndü. Buna karşı Şam’daki Müslüman kuvvetler Haçlılara karşı mücadelede yetersiz kalırken Selâhaddin, 573/1178’de yeniden Şam’a geçti ve Haçlılara karşı mücadeleyi buradan sürdürerek 575/1179’da merkezinde Merciuyûn Zaferi’nin yer aldığı, peş peşe başarılar kazandı. Yeğeni Ferruhşah’ın (578/1182) da maharetiyle Haçlıların önemli isimlerini esir aldı ve Haçlılar için stratejik bir öneme sahip olan Beytü’l-Ahzan Kalesi’ni yıktı. Merciuyûn Zaferi; Kudüs Haçlı Krallığı’na doğrudan verdiği zararlar ve dolaylı olarak birliğine verdiği zararın yanı sıra Şam’da Müslümanların birliği üzerindeki etkileri ile de Kudüs’ün fethine giden yolu açtı. Makalemizde bu bağlamda Merciuyûn Zaferi’nin Selâhaddin’in Kudüs’ü fethi serüvenine katkısı işlenmiştir.
Following the death of Nūr al-Dīn Maḥmūd Zangī in 569/1174, his young son al-Malik al-Ṣāliḥ Ismāʿīl succeeded him; however, the unity of Damascus was disrupted, and the cohesion between Damascus and Egypt faced the risk of dissolution. Nūr al-Dīn’s deputy in Egypt, Ṣalāḥ al-Dīn al-Ayyūbī, responded by coming to Damascus and taking control of the city and its surroundings. Nonetheless, Aleppo resisted him in alliance with the Atabegate of Mosul. In 571/1176, Ṣalāḥ al-Dīn reached an agreement with this alliance and returned to Egypt, where he sought to continue the struggle against the Crusader Kingdom of Jerusalem through a campaign from Egypt to Gaza and Ascalon in 573/1177. However, he was ambushed by Crusader forces near Ramla and retreated to Cairo. While Damascus proved ineffective in the fight against the Crusaders, Ṣalāḥ al-Dīn returned to Damascus in 573/1178 and resumed the struggle from there. This marked the beginning of a phase of successive victories, culminating in the Battle of Marj ʿUyūn in 575/1179. The victory at MarjʿUyūn had significant consequences for both the Crusader Kingdom of Jerusalem and the unity of Muslims in Damascus, ultimately paving the way for the conquest of Jerusalem. In this article, the contribution of the Battle of Marj ʿUyūn to Ṣalāḥ al-Dīn’s campaign to conquer Jerusalem is examined within this context.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | History of Seljuk |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | June 4, 2025 |
| Acceptance Date | September 24, 2025 |
| Publication Date | November 29, 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.19059/mukaddime.1713729 |
| IZ | https://izlik.org/JA28CU36KD |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 16 Issue: 2 |