Bu araştırma, İmamiyye Şîası’nın merkezi doktrini İmamet’in
zorunlu vasfı olan mutlak ismet (peygamber ve imamların mutlak
masumiyeti) ilkesini, Şîî teorisyen Şerîf el-Murtazâ’nın (ö.
436/1044) yaklaşımları ve eserleri kapsamında ele almaktadır.
Çalışmanın amacı, Murtazâ’nın mezhebi akideyle zahiren çelişen
Kur’an ayetlerini savunmacı bir refleksle nasıl tevil ettiğini ortaya
koyarak, mezhep taassubunun hakikat arayışı üzerindeki etkilerini
tartışmaktır. Araştırmanın önemi, bir kelamcının doktriner sadakat
ile nassın zahiri anlamı arasında kaldığında ürettiği hermenötik
çözümlerin tutarlılığını somut bir örneklem üzerinden
göstermesinde yatmaktadır. Çalışmada, nitel araştırma
yöntemlerinden doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Bu
çerçevede Murtazâ’nın ismet ilkesini temellendirdiği rasyonel
önermeler ve özellikle Hz. Âdem ve Hz. Yunus kıssaları gibi
tartışmalı ayetlere getirdiği yorumlar analiz edilmiştir. Araştırma
sonucunda; müellifin doktrini korumak adına "isyan" kavramını
nafileyi terk, "zulüm" kavramını ise sevaptan mahrumiyet şeklinde
tanımlayarak nassları mezhebi kabullere uydurduğu tespit
edilmiştir. Elde edilen bulgular, siyasi kökenli bir ayrılığın teolojik
bir kimliğe dönüştürülmesi sürecinde, doktriner tutarlılığı sağlama
çabasının nassın zahiri anlamını zorlayan bir yapı ürettiği
sonucunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, çalışma, bir ekolün kendi
temel ilkesini savunma gayretinin, farkında olmadan muhalif
ekolün doktriner dayanağını sağlamlaştırması paradoksunu da
teyit ederek alana özgün bir katkı sunmaktadır.
This study examines the principle of absolute ʿiṣma (infallibility),
an essential attribute of the Imāma in Imāmī Shiʿism, through the
approaches of the Shīʿī theologian al-Sharīf al-Murtaḍā (d.
436/1044). The aim is to reveal how al-Murtaḍā employs taʾwīl
(allegorical interpretation) for Quranic verses ostensibly
contradicting sectarian dogma, thereby discussing the impact of
sectarian taʿaṣṣub on the search for truth. Employing document
analysis, the research evaluates al-Murtaḍā’s rational grounding
of ʿiṣma and his interpretations of controversial verses concerning
Adam and Jonah. The study finds that, to preserve doctrine, the
author redefines "disobedience" as the abandonment of
supererogatory acts and "wrongdoing" (ẓulm) as the deprivation
of reward, thus aligning the naṣṣ (scripture) with sectarian
acceptance. These findings demonstrate that the effort to
maintain doctrinal consistency—while transforming a political
schism into a theological identity—produces a structure that
strains the text's literal meaning. Furthermore, the study offers an
original contribution by confirming the paradox that an attempt
to defend a school’s fundamental principle may inadvertently
reinforce the doctrinal basis of the opposing school.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Kalam |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | September 1, 2025 |
| Acceptance Date | December 2, 2025 |
| Publication Date | December 15, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 12 Issue: 24 |
This work is licensed under Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International