The cognitive approach posits that the mental structures and categories that individuals use to make sense of their environment are not uniform, but rather organized within diverse conceptual frameworks. Within this framework, moral cognition refers to the psychological processes that enable individuals to recognize, interpret, and evaluate moral or immoral behaviors. The foundational element of moral cognition is the moral judgment. In the literature, a wide range of moral judgments has been investigated, from evaluations of behaviors as right or wrong, to inferences about a person’s moral character, and endorsements of societal values or policies. Understanding moral cognition requires identifying how these judgments differ from one another and how they relate to phenomena such as norms, emotions, and punishment. Moral judgments reflect individuals’ fundamental social evaluations of both themselves and others, encompassing not only observable behaviors but also deeper, more enduring implications regarding one’s character. Recent research in moral philosophy and psychology shows that moral judgements are particularly focused on actions that cause harm to others or conflict with social norms. However, significant differences exist among individuals regarding what is considered moral or immoral. One of the primary reasons for this variation lies in individuals’ ethical positions—that is, their levels of idealism and relativism. In this context, ethics position theory proposes that individuals’ moral beliefs, attitudes, and values form an integrated personal moral philosophy, shaped by two key dimensions: idealism and relativism. Both theoretical and empirical studies define these dimensions in moral decision-making processes in terms of the degree of harm or benefit caused by an action and the extent to which the action aligns with accepted moral norms. Moral decision-making involves making conscious choices in accordance with one’s ethical principles, personal values, and societal norms. This process is particularly vital in professions with high social impact, such as teaching, where it constitutes a professional responsibility. The Ethics Position Questionnaire (EPQ-5) was developed within this framework to measure individuals’ idealistic and relativistic orientations, and numerous findings support the theoretical validity of these dimensions. However, the insufficient alignment of certain items with the intended constructs and the potential to enhance internal consistency indicate a need for the instrument’s reevaluation and further development. The purpose of this study is to adapt the Ethics Position Questionnaire (EPQ-5) into Turkish and to examine its psychometric properties. The adaptation process included translation and back-translation methods, along with linguistic equivalence, construct validity, and reliability analyses. The study was conducted using three separate data sets obtained through purposive sampling based on ease of access and voluntary participation among students from the Faculties of Education and Theology at Trabzon University during the 2024–2025 academic year. Linguistic equivalence was tested with the first group (n = 50), Exploratory Factor Analysis (EFA) was performed on data from the second group (n = 434), and Confirmatory Factor Analysis (CFA) was conducted using data from the third group (n = 438). The findings indicated that the two-factor structure (idealism and relativism) present in the original version of the scale was preserved in the Turkish form. The internal consistency coefficients were found to be .79 for the idealism dimension and .76 for the relativism dimension. In conclusion, the Turkish version of the Ethics Position Questionnaire (EPQ-5) is a valid and reliable measurement tool and can be used in research examining ethical decision-making processes.
Religious Education Morality Ethics Position Scale Adaptation Validity Reliability Factor Analysis
Bilişsel yaklaşım, bireylerin yaşadıkları çevreyi anlamlandırmak için kullandıkları zihinsel yapıların ve kategorilerin bilginin tekdüze bir biçimde değil, çeşitli kavramsal çerçeveler içinde yapılandırıldığını ileri sürer. Bu yaklaşım çerçevesinde değerlendirilen ahlaki biliş, bireylerin ahlaki ya da ahlaki olmayan davranışları tanımasını, yorumlamasını ve değerlendirmesini sağlayan psikolojik süreçleri ifade eder. Ahlaki bilişin temel yapı taşı ise ahlaki yargıdır. Literatürde, davranışların doğru ya da yanlış olarak değerlendirilmesinden bireylerin ahlaki karakterleri hakkında çıkarımlarda bulunmaya; toplumsal değerleri veya politikaları onaylamaya kadar geniş bir yelpazede ahlaki yargı türleri araştırılmıştır. Bu yargıları derinlemesine anlamak, onların birbirinden nasıl ayrıştığını ve normlar, duygular ya da cezalandırma gibi olgularla nasıl ilişkilendiğini ortaya koymayı gerektirir. Ahlaki yargılar, bireylerin hem kendilerine hem de başkalarına yönelik gerçekleştirdikleri temel toplumsal değerlendirmeleri içerir ve yalnızca gözlemlenen davranışlara değil, aynı zamanda bireyin karakterine ilişkin daha kalıcı ve derin anlamlar taşır. Ahlak felsefesi ve psikoloji alanındaki güncel ampirik araştırmalar, bu yargıların özellikle başkalarına zarar veren ve toplumsal normlarla çelişen eylemler üzerine yoğunlaştığını göstermektedir. Bununla birlikte bireyler arasında neyin ahlaki neyin gayri ahlaki olduğu konusunda önemli görüş ayrılıkları gözlenmektedir. Bu farklılığın temel nedenlerinden biri, bireylerin etik durumlarının -diğer bir deyişle, idealizm ve görecilik düzeylerinin- değişkenlik göstermesidir. Bu bağlamda Etik Durum Kuramı, bireylerin ahlaki inanç, tutum ve değerlerinin bütüncül bir kişisel ahlak felsefesi oluşturduğunu ve bu sistemin iki temel boyut olan idealizm ve görecilik tarafından şekillendiğini ileri sürmektedir. Kuramsal ve ampirik çalışmalar, ahlaki karar verme süreçlerinde bu iki boyutu eylemin yol açtığı zarar ya da yararın düzeyi ve eylemin ahlaki normlarla ne ölçüde uyum sağladığı açısından tanımlamaktadır. Ahlaki karar verme, bireyin etik ilkeler, kişisel değerler ve toplumsal normlar doğrultusunda bilinçli tercihlerde bulunma sürecidir. Özellikle öğretmenlik gibi yüksek toplumsal etki taşıyan mesleklerde bu süreç profesyonel bir sorumluluk olarak kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda geliştirilen Etik Durum Ölçeği, bireylerin idealist ve göreceli tutumlarını ölçmek amacıyla tasarlanmış olup söz konusu boyutların kuramsal geçerliliğini destekleyen çok sayıda bulgular sunmaktadır. Ancak bazı maddelerin ölçülmek istenen yapılarla yeterince örtüşmemesi ve iç tutarlılığın artırılabilir olması yönündeki araştırma bulguları ölçeğin yeniden değerlendirilmesi ve geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, etik karar verme süreçlerini değerlendirmede yaygın olarak kullanılan revize edilmiş Kısa Form Etik Durum Ölçeği’nin (EDÖ-5) Türkçe’ye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Uyarlama süreci; çeviri ve geri çeviri yöntemleri ile dilsel eşdeğerlilik, yapı geçerliği ve güvenilirlik analizlerini kapsamaktadır. Araştırma, 2024-2025 öğretim yılında Trabzon Üniversitesi Eğitim ve İlahiyat Fakültesi öğrencileri arasından kolay ulaşılabilir olma ve gönüllülük esasına göre amaçlı örnekleme yöntemi ile elde edilen üç ayrı veri setiyle yürütülmüştür. Birinci grup (n=50) ile dilsel eşdeğerlilik çalışması yapılmış, ikinci grup (n=434) verileriyle Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) gerçekleştirilmiş, üçüncü grup (n=438) ise Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, ölçeğin özgün formunda yer alan iki faktörlü yapının (idealizm ve görecilik) Türkçe formunda da korunduğunu göstermektedir. Ölçeğin iç tutarlılık katsayıları idealizm boyutu için .79, görecilik boyutu için .76 olarak bulunmuştur. Netice itibariyle, EDÖ-5’in Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ve etik karar verme süreçlerini inceleyen araştırmalarda kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Islamic Studies (Other) |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | May 15, 2025 |
| Acceptance Date | January 5, 2026 |
| Publication Date | April 20, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.32950/rid.1699853 |
| IZ | https://izlik.org/JA99BE82LJ |
| Published in Issue | Year 2026 Issue: 31 |