Kötülük problemi, Tanrı’nın mutlak iyilik, kudret ve bilgi sıfatlarıyla dünyadaki kötülüklerin varlığı arasındaki çelişkiyi ele alan kadim bir felsefi ve teolojik sorundur. Bu sorun hem Batı hem de İslam düşünce geleneğinde çeşitli teodise modelleriyle açıklanmaya çalışılmıştır. Batı'da Agustinus, Leibniz, Plantinga ve Hick gibi düşünürler sistematik teodise yaklaşımları geliştirirken, İslam düşüncesinde bu tür modeller daha çok kelâmî ve tasavvufî bağlamlarda şahıslardan ziyade ekollerin anlayışlararı şeklinde ele alınmıştır.
Bu çalışmada, 17. yüzyıl sûfîlerinden İmâm-ı Rabbânî’nin kötülük anlayışı merkeze alınarak, yokluk temelli bir teodise modeli olan “Ademî Teodise” önerilmektedir. Rabbânî’ye göre mümkün varlıkların aslı yokluktur ve bu yokluk, onların mahiyetine içkin bir eksikliktir. Dolayısıyla kötülük, Tanrı’nın yaratmasından değil, yaratılmışların ontolojik zaafından kaynaklanmaktadır. Varlık iyilik, yokluk ise kötülük olarak tanımlanır. Mümkün varlıkların iyilikleri ise Tanrı’nın vücûdunun gölgesel yansımalarıdır.
Rabbânî’nin varlık anlayışı, gölgesel (zıllî) ve vehmî varlık kavramları etrafında şekillenir. Bu yaklaşım, benzer görünmekle birlikte vahdet-i vücûd anlayışından ayrılarak Tanrı-âlem düalitesini korur ve kötülüğün izafî değil, gerçek olduğunu savunur. Kötülük, iyiliğin anlaşılması için gerekli bir karşıtlık olarak da değerlendirilir; bu yönüyle “İyiliğin Karşıtı Olarak Kötülük Teodisesi” ile benzerlik gösterir. Ayrıca kötülük, bireyin Allah’a yönelmesi için bir araç olarak görülerek “Aşk”, “Ruh Yapma” ve “İmtihan Teodisesi” modelleriyle ilişkilendirilir.
İmam, kötülüğün kaynağını Tanrı’ya değil, yaratılmışların mahiyetine dayandırarak Tanrı’nın mutlak iyiliğini ve adaletini tenzih ilkesine uygun biçimde muhafaza eder. Bununla birlikte, kötülüğün yoklukla açıklanması fiziksel ve psikolojik acıların gerçekliğini soyutlaştırma riski taşır. Ayrıca sûfîlik bağlamında anlamlı olan bu yaklaşım, sıradan bireylerin yaşadığı acıları açıklamada yetersiz kalabilir.
Sonuç olarak, İmâm-ı Rabbânî’nin teodise anlayışı, kötülük problemini Tanrı’nın zatına dokunmadan, yaratılmışların mahiyetine dayandırarak açıklayan, metafizik temelli, tasavvufî derinliği olan ve kelâmî hassasiyeti koruyan özgün bir modeldir. Bu model, teodise literatürüne “Ademî Teodise” ismiyle dahil edilebilir.
The problem of evil is an enduring philosophical and theological issue that examines the apparent contradiction between God’s absolute goodness, omnipotence, and omniscience, and the existence of evil in the world. This problem has been addressed through various theodicy models in both Western and Islamic intellectual traditions. In the West, thinkers such as Augustine, Leibniz, Plantinga, and Hick developed systematic approaches to theodicy, whereas in Islamic thought, such models have generally been discussed in a more dispersed manner within kalām and Sufi contexts.
This study proposes a theodicy model termed “Ademic Theodicy,” grounded in the thought of the 17th-century Sufi Imam al-Rabbani and based on the concept of non-being (ʿadam). According to Rabbani, the essence of contingent beings is non-being, which constitutes an inherent deficiency in their nature. Consequently, evil does not originate from God’s creative act but from the ontological weakness of created beings. Existence is identified with goodness, while non-existence is identified with evil. The goodness of contingent beings is merely a shadowy reflection of God’s existence.
Rabbani’s ontology is structured around the concepts of shadowy (ẓillī) and illusory (wahmī) existence. This approach diverges from the doctrine of waḥdat al-wujūd by preserving the God-world duality and affirming that evil is real rather than merely relative. Evil is also considered necessary as a contrast for understanding goodness, which aligns it with the “Evil as the Opposite of Good” theodicy. Furthermore, evil is viewed as a means for the individual to turn toward God, linking it to the “Love,” “Soul-Making,” and “Test” theodicy models.
By attributing the source of evil to the nature of created beings rather than to God, Imam al-Rabbani preserves God’s absolute goodness and justice in accordance with the principle of divine transcendence (tanzīh). However, explaining evil through non-being risks abstracting the reality of physical and psychological suffering. Moreover, while this approach is meaningful within a Sufi framework, it may fall short in addressing the concrete experiences of ordinary individuals.
In conclusion, Imam al-Rabbani’s theodicy offers a unique, metaphysically grounded model with Sufi depth and kalām sensitivity, explaining the problem of evil without implicating God’s essence and instead grounding it in the nature of created beings. This model can be incorporated into theodicy literature under the name “Ademic Theodicy.”
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Kalam |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | December 1, 2025 |
| Acceptance Date | April 9, 2026 |
| Publication Date | April 20, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.32950/rid.1833420 |
| IZ | https://izlik.org/JA85LU87NZ |
| Published in Issue | Year 2026 Issue: 31 |