Bu çalışma, esas olarak Osmanlı dönemine odaklanmakla birlikte, önceki yüzyılları da göz önünde bulundurarak Kırım kökenli âlimlerin kıraat ve tecvid geleneği içerisindeki konumlarını, ilmî birikimlerini ve bu alana sağladıkları katkıları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Kırım coğrafyası, İslâm dünyasının kuzey kuşağında yer almakla birlikte, özellikle Altın Orda ve Kırım Hanlığı dönemlerinde, Osmanlı hâkimiyeti sonrasında ise daha da belirgin biçimde önemli bir ilmî ve kültürel merkez hâline gelmiştir. Bu dönemde yetişen pek çok Kırımlı âlim, gerek ilmî faaliyetleriyle gerekse telif ettikleri eserlerle Osmanlı ilim havzasının genişlemesine katkıda bulunmuştur. Osmanlı ilim hayatının yalnızca merkezî şehirlerle sınırlı olmadığı dikkate alındığında, Kırım’ın ilmî üretim ve dolaşım ağındaki konumu ayrı bir önem taşımaktadır. Kıraat ilminin farklı coğrafyalarda kurumsallaşması ve eğitimde standartlaşması açısından bu katkılar, bölgesel olduğu kadar bütüncül bir ilmî etkileşimin de göstergesi niteliğindedir. Araştırmanın kapsamını, 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar yaşamış Kırım kökenli âlimlerin kıraat ve tecvid alanındaki faaliyetleri ile bu sahada kaleme aldıkları yazma eserler oluşturmaktadır. Bu çerçevede hem Kırım’da hem de Osmanlı coğrafyasının İstanbul, Bursa, Sivas, Kastamonu gibi merkezleri ile Osmanlı öncesi dönemde Şam dolaylarında ilmî faaliyet göstermiş şahsiyetlerin biyografik verileri, hocalık faaliyetleri ve eserleri incelenecektir. Çalışmanın temel amacı, bu âlimlerin Osmanlı kıraat geleneği içindeki yerini belirlemek, eserlerinin muhteva özelliklerini tanıtmak ve Kırım’ın İslâm ilim geleneği içindeki konumunu kıraat ilmi ekseninde değerlendirmektir. Makalede tarihsel, biyografik ve metin merkezli nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Temel kaynakları, müelliflerin kendi telifleri ve mevcut yazma nüshalar; tamamlayıcı kaynakları ise tabakat ve bibliyografya kitapları, kıraat tarihi literatürü, katalog kayıtları ve güncel akademik çalışmalar oluşturmaktadır. Kırım kökenli âlimlerin faaliyet alanları, bölgesel sınırları aşarak geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Onlar, eğitimlerini genellikle İstanbul, Şam ve Kahire gibi merkezlerde tamamladıktan sonra, kazandıkları birikimi gerek memleketlerinde gerekse Osmanlı topraklarının farklı bölgelerinde talim ve tedris yoluyla aktarmışlardır. Bu süreçte hem medrese geleneği hem de cami ve türbe çevrelerinde sürdürülen kıraat halkaları aracılığıyla ilmî süreklilik sağlanmıştır. Kefeli Ömer b. Mustafa’nın İstanbul’da tahsil gördükten sonra memleketinde yürüttüğü tedris faaliyetleri, Kırımlı şeyhülkurrâ Mevlânâ Receb b. İbrahim’in Bursa’daki kıraat öğretimi, Kırımlı Hüseyin Efendi’nin İstanbul’da asrın şeyhülkurrâsı olarak tanınması ve Ahmed b. Osman el-Kırımî’nin Şam’daki uzun soluklu ilim hizmeti, bu çok yönlü hareketliliğin somut örneklerini teşkil eder. Bu durum, Kırım’ın kıraat ilminin aktarımında hem bir kaynak hem de bir geçiş noktası işlevi gördüğünü göstermektedir. Çalışma ayrıca bu âlimlerin risâle, şerh ve tecvid kitaplarıyla kıraat ilminin hem teorik hem pratik yönünü temsil ettiklerini; eserlerinde sade dil ve didaktik anlatımı tercih ederek ilmî bilginin toplumla buluşmasına zemin hazırladıklarını da ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu araştırma Kırım kökenli âlimlerin kıraat geleneğindeki yerini metodolojik bir çerçevede ele alarak, Osmanlı ilim dünyasındaki coğrafî çeşitliliğin ve ilmî etkileşimin yeni bir boyutunu ortaya koymayı hedeflemektedir.
This study aims to identify the position, scholarly heritage, and contributions of Crimean-origin scholars within the tradition of qirāʾāt and tajwīd, focusing primarily on the Ottoman period while also taking earlier centuries into consideration. Although geographically located in the northern zone of the Islamic world, Crimea, particularly during the Golden Horde and Crimean Khanate periods -and even more distinctly after its incorporation into the Ottoman Empire- emerged as a significant intellectual and cultural center. Numerous scholars from Crimea contributed to the expansion of the Ottoman scholarly sphere through their intellectual activities and authored works. Considering that Ottoman scholarly life was not limited to the imperial centers alone, Crimea’s position within the networks of scholarly production and transmission bears special significance. These contributions reflect not only regional but also integrated dimensions of intellectual interaction, marking important stages in the institutionalization and standardization of qirāʾāt education across diverse geographies. The scope of this research covers the activities of Crimean-origin scholars in the field of qirāʾāt and tajwīd and the manuscript works they authored between the thirteenth and nineteenth centuries. Within this framework, the biographical data, teaching activities, and works of scholars who operated in Crimea as well as in major Ottoman centers such as Istanbul, Bursa, Sivas, and Kastamonu -and in pre-Ottoman times, around Damascus -are examined. The main objectives of this study are to determine the place of these scholars within the Ottoman qirāʾāt tradition, to introduce the content and characteristics of their works, and to evaluate Crimea’s role in the Islamic scholarly tradition through the lens of qirāʾāt studies. The research employs historical, biographical, and text-centered qualitative methods. The primary sources consist of the authors’ own works and extant manuscript copies, while supplementary sources include ṭabaqāt and bibliographical collections, qirāʾāt history literature, catalog records, and contemporary academic studies. The scholarly activities of Crimean-origin scholars transcended regional boundaries and extended across a wide geography. After completing their education in prominent centers such as Istanbul, Damascus, and Cairo, they transmitted their accumulated knowledge through teaching and instruction both in their homeland and in various regions of the Ottoman world. In this process, scholarly continuity was ensured through the medrese tradition as well as the qirāʾāt circles conducted in mosques and shrine complexes. Examples of this dynamic scholarly mobility include Kefelī ʿUmar b. Muṣṭafā’s teaching activities in his homeland after his studies in Istanbul; Mawlānā Rajab b. Ibrāhīm al-Qirimī’s qirāʾāt instruction in Bursa; Ḥusayn Efendi al-Qirimī’s recognition as the shaykh al-qurrāʾ of his era in Istanbul; and Aḥmad b. ʿUthmān al-Qirimī’s long-term scholarly service in Damascus. These cases collectively demonstrate that Crimea functioned both as a source and a transmission hub in the dissemination of qirāʾāt knowledge. Moreover, this study reveals that through their risālahs, commentaries (sharḥs), and tajwīd manuals, these scholars represented both the theoretical and practical aspects of qirāʾāt studies, adopting a clear and didactic style that facilitated the accessibility of scholarly knowledge to broader audiences. In conclusion, the research presents a methodological exploration of the role of Crimean-origin scholars within the qirāʾāt tradition, aiming to highlight a new dimension of geographical diversity and intellectual interaction in the Ottoman scholarly world.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Tafsir |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | December 1, 2025 |
| Acceptance Date | March 17, 2026 |
| Publication Date | April 20, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.32950/rid.1833976 |
| IZ | https://izlik.org/JA79TJ27YZ |
| Published in Issue | Year 2026 Issue: 31 |