Öz
Geleneğe meydan okuyarak içerik ve biçim açışından deneyselliği teşvik eden modernizm çoğunlukla I. Dünya Savaşı öncesi Kıta Avrupa’sında ortaya çıkan avangart sanat ve edebiyatla özdeşleştirilmektedir. Öte yandan, İngiliz şiirinde modernizmin doruk noktasına ulaşması ise ancak T. S. Eliot’ın avangart biçimsel özellikler kullanarak hayatın anlamsızlığını, kültürel ve felsefi değerlerdeki çöküşü kaleme aldığı, 1920’lerde yayınlanan The Waste Land adlı eseri ile mümkün olmuştur. İngiltere’nin modernizmiz ile oldukça geç taşınmış olmasının sebepleri arasında ülkenin Kraliçe Viktorya ve Kral VII. Edward hükümdarlıkları boyunca Britanya İmparatorluğu’nun kendisini politika, sanayileşme ve ticaret gibi alanlarda dünya lideri olarak konumlandırması öne çıkmaktadır. Ancak, Gerard Manley Hopkins (1844-1889), Viktorya Çağı’nda yaşamış olmasına rağmen baskın söylem ile bağ kurmakta zorlanmış ve bir şair olarak içerik ve biçim açısından modernizmi öncüleyen eserler ortaya koymuştur. Hopkins’in Protestanlık inancından Katolik inancına geçişi de sonraki yıllarda birçok modernist yazar ve şairin ele aldığı temel sorunlardan biri olan öznellik krizinin bir uzantısıdır. Şair ve rahip kimlikleri arasında sıkışıp kalan Hopkins, bu varoluşsal açmazdan çıkmak için yaşamı boyunca şiir ve inanç alanlarını bağdaştırmaya gayret etmiştir. Hem Protestan hem de Katolik çevrelerce ötekileştirilen Hopkins, geleneksel şiire karşı çıkarak kendi özgünlüğünü ortaya koymaya çalışmıştır. Bu çalışmanın amacı, yaşadığı öznellik krizi bağlamında, Hopkins’in modernist şiirin öncüsü olarak doğuşunu, ortaya koyduğu deneysel içerik ve teknikler ışığında incelemektir.
Anahtar kelimeler: Gerard Manley Hopkins, gelenek, modernizm, öznellik, deneysel içerik ve biçim.
Öz
Geleneğe meydan okuyarak içerik ve biçim açışından deneyselliği teşvik eden modernizm çoğunlukla I. Dünya Savaşı öncesi Kıta Avrupa’sında ortaya çıkan avangart sanat ve edebiyatla özdeşleştirilmektedir. Öte yandan, İngiliz şiirinde modernizmin doruk noktasına ulaşması ise ancak T. S. Eliot’ın avangart biçimsel özellikler kullanarak hayatın anlamsızlığını, kültürel ve felsefi değerlerdeki çöküşü kaleme aldığı, 1920’lerde yayınlanan The Waste Land adlı eseri ile mümkün olmuştur. İngiltere’nin modernizmiz ile oldukça geç taşınmış olmasının sebepleri arasında ülkenin Kraliçe Viktorya ve Kral VII. Edward hükümdarlıkları boyunca Britanya İmparatorluğu’nun kendisini politika, sanayileşme ve ticaret gibi alanlarda dünya lideri olarak konumlandırması öne çıkmaktadır. Ancak, Gerard Manley Hopkins (1844-1889), Viktorya Çağı’nda yaşamış olmasına rağmen baskın söylem ile bağ kurmakta zorlanmış ve bir şair olarak içerik ve biçim açısından modernizmi öncüleyen eserler ortaya koymuştur. Hopkins’in Protestanlık inancından Katolik inancına geçişi de sonraki yıllarda birçok modernist yazar ve şairin ele aldığı temel sorunlardan biri olan öznellik krizinin bir uzantısıdır. Şair ve rahip kimlikleri arasında sıkışıp kalan Hopkins, bu varoluşsal açmazdan çıkmak için yaşamı boyunca şiir ve inanç alanlarını bağdaştırmaya gayret etmiştir. Hem Protestan hem de Katolik çevrelerce ötekileştirilen Hopkins, geleneksel şiire karşı çıkarak kendi özgünlüğünü ortaya koymaya çalışmıştır. Bu çalışmanın amacı, yaşadığı öznellik krizi bağlamında, Hopkins’in modernist şiirin öncüsü olarak doğuşunu, ortaya koyduğu deneysel içerik ve teknikler ışığında incelemektir.
Anahtar kelimeler: Gerard Manley Hopkins, gelenek, modernizm, öznellik, deneysel içerik ve biçim.
| Primary Language | English |
|---|---|
| Subjects | North American Language, Literature and Culture, World Languages, Literature and Culture (Other), Literary Studies (Other) |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | May 11, 2025 |
| Acceptance Date | August 26, 2025 |
| Early Pub Date | August 29, 2025 |
| Publication Date | August 31, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 10 Issue: 2 |

This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.